12 Mart 2011 Cumartesi

Kıssadan hisse


Mutluluğun formülü çok açık;
- şüpheden uzak dur
- bol bol su iç
- 3kısa 1uzun nefes al( arada bir )
- istediğin zaman istediğin şeyi istediğin şekilde yap
- daha çok ailenle vakit geçir
- yeniliklere açık ol
-
- herkese fazla güvenme
- bol bol gülümse ( erkenden kırışıklıklara sahip olacağını bilsen de ) 

11 Mart 2011 Cuma

A Man

Bugün biriyle tanıştım. Çok iyi geldi bana. Sanki karşımda benim gibi biri vardı. Beni anlayan, beni yaşamış, yaşattıklarımı yaşamış gibiydi. Kötü olan şey, muhabbeti o kadar güzeldi ki kendimi ilk defa ifade edemedim birine karşı. Tuhaf olan da buydu zaten. Ben hiçbir şey anlatamasam da o her şeyi anlıyordu , soru sormak yerine kendinden bahsediyordu. Merak ediyorum o da diğer hayran kaldıklarım gibi o da kaybolacak mı.
Gerçi bugün yüz ifadesi bana 'ben kaybolmam huzurlu olabilirsin' der gibiydi. 
Göriciğiz.
UZUN ZAMANDIR BÖYLE arkadaşım OLMAMIŞTI.

10 Mart 2011 Perşembe

Deneme 1....2


Hayatımızda büyük bir değişiklik olduğunda üzerimize sıcak süt dökülmüş gibi sıçrarız. Ya üstlere ya aşağılara. Ya zirvedir bulunduğumuz yer ya da en dipte. Bulunduğumuz yerden olacak ; sözlerimiz ya melankoliktir ya da tam tersi. Bazen bakışlardan bile anlaşılır kimin nerede ne durumda olduğu. Mesela oradan bakınca anlaşılıyor mu bilmiyorum ama ben şuan Fatmagül'ün Suçu Ne'yi izliyorum ve çok sıkıldım. Melankolik değilim ama çokta iyi sayılmam. He bu arada kar durdu.
yubbi.

Buraam buraam kalem kokan bir gün

Biliyorum bugün güzel bir gün olacak çünkü daha sabahın ilk saatlerinde uyanıp romanıma birkaç sayfa daha ekledim. Birazdan mis gibi bir kahvaltıyla devam edip derse oturacağım. İşte vicdanen rahatlık bu olsa gerek. He bu arada kar hala yağmaya devam ediyor ve bu kasvetli, soğuk, dillerden düşmeyen hava çok iğrenç bir şey.

9 Mart 2011 Çarşamba

Çok pis agreaaaasifim.

Şimdi çok açık ve net yazıyorum buraya. Evet eskiden.. Çok eskiden güzel günler yaşamıştım. Bazen özlüyordum ama şimdiki öküzü değil çocukluğumdaki öküzü özlüyordum. Artık hiç kimse benimle o mal insanı aynı cümlede kullanmamalı. Çünkü bu hem beni hem de değer verdiğim insanı üzüyor, kırıyor.. Sorunlar yaşatıyor. Demek istediğim millet kafasında senaryolar kurup üstüme yapıştırmasın. Ergenuslar haddini bilsin.
SEVGİLER.

Feysbık. ık.


Her yer beyaz, ah çok güzeel.
Karlaaaaaar düşer; düşer düşer ağlaaarım
<3 <3 KAR
dışarısı müthiş bir şekilde beyaaaaz
tam sevgilimle yürümek için ideaaal bir hava
seni de seviyorum bu beyaz havayı da

FALAN DA FİLAN ÇOK SIKILDIM BEN BU FEYSBIK ' A ATILAN İLETİLERDEN.
VALLA ÖĞK GELDİ. 
KUSACAĞIM.
KUSUYORUM.
KUSTUM.

8 Mart 2011 Salı

Sorun sende değil bende ' mi

Bir de şu muhabbet vardır. 'sorun sende değil bende'
bkz. klişe
artık vazgeçmeli insanlar bunu bahane olarak kullanmaktan. Diziler, filmler de bu cümleyi kullanmamalı. Hayır yani çok komik oluyor. Neden sorun ondaysa; kırılmasın diye sorun bende diyeyim ki ' neden bir daha umrumda olmayacak bir insanın kalbi kırılmasın diye uğraşıp durayım. Ho ho çok saçma.
Çok ayıp, çok. Bir de bunu reklamlara konu ediniyorlar ya. 

Vay bizim halimize.
EĞER BÖYLE SÖYLENECEKSE BEN VARIM : SORUN BENDE DEĞİL , SENDE ! (:

Sahi hava da yine kar var


bizim onunla aramızdaki ilişki kar tanesi gibiydi. 
gökyüzünden karın indiği gibi hızla başladı arkadaşlığımız ;
paylaştıkça yorulduk
SUYA DEĞDİĞİ AN YOK OLUP GİTTİ
paylaştıklarımız donmuş buz gibi
birbirimizi kesti
ve yine gitti...

7 Mart 2011 Pazartesi

yalanlar yalanlar yalanlar bulutların ardındaki güneş gibi gerçeeek

Eğer söz verdikleriyle yaptıkları uymuyorsa belki de o atan şeyi bir tarafa bırakıp mantığını devreye sokmalısın. Sonuçta bir insan bir hatayı birkaç kez yapıyorsa belki de ona göre hata değildir ve bu hatayı sürekli yapacak demektir. Gördüklerim ve yaşatılanlar kadarıyla bildiğim bir şey var ki o da ; insanların o saman altından yürüttükleri su yüzeye çıkınca gerçekten çok can yakıyor. Evet bir şeylerle meşgul olduğunda unutuyor ve aklına getirmiyor insan ama...boş kaldığında...Tamamen sessizlik bastığında düşünüyorum , düşündükçe de içinden çıkamaz hal alıyorum. Belki yazdıklarımda çok karışık oldu ama şuan yapabileceğim bir şey yok. Çünkü aklım karışık.İNSANLAR VE OLAYLAR KARMAKARIŞIK. Çünkü düşünüyorum.. Çünkü yoruldum.. ÇÜNKÜ BURASI ÇOK SESSİZ...
Belki de zaman dedikleri şey ilerledikçe kırıyor, yoruyor. Belki de zaman o kadar güzel değildir. 
aslında havalar güzel olsa bu kadar da karamsar olmazdım; blogış.

6 Mart 2011 Pazar

Buraaada 'Amin' denecek!

      Allah'ım sen bizi :
  • Sağ gösterip sol vuranlardan
  • Ders çalışmayasın diye kollayan arkadaşlardan
  • Yalan söyleyenlerden
  • Akyazı ve Düzcelilerden
  • Kocherlardan
  • Soğuk havalardan
  • Sürekli kırılan uçlardan
  • Fazla kalorilerden
  • Bol irinli sivilcelerden
  • Hatta bütün sivilcelerden
  • Blogger'ın mantıksız sansürlerinden
  • Facebook takıntısından
  • Saman altından su yürütmeye çalışırken yakalanan sinsiiiiiiiilerden
  • Sınavda yapılan heyecandan
  • Sürekli gelen, durmak bilmeyen lövöba ihtiyacından
  • Akan sümükten, tahriş olan burundan
  • Sürekli biten şarjdan
  • Bunu kesinlikle söylemeliyiiiim ' kolpa kolpa yürüyen apachi sürüsünden ve o dandik şarkılarından
koruuuuuuuuuuuu yeaaaaaaaaaarrabbim.

Ertele-n-me!


Bastonunu almış sağ sol yapa yapa yürüyordu. Kimse umrunda değildi. Yanlışlıkla yanından geçen bir teyzeye çarpmıştı ama umrunda bile değildi. Kibirinden mi bilmiyorum ama dönüp bakmadı bile teyzeye bir şey olmuş mudur diye. Sonra bi tane kuyrukta beklerken hıçkıra hıçkıra ağladığını gördüm. 
Vardı bir derdi belliydi. Bütün dertleri olanlar da bana denk gelirdi zaten.
Bir yandan etrafına bakıyor bir yandan da hıçkırıklarını tutmaya çalışıyordu. Hani imkanı olsa hıçkırıklarını bastırıp gözyaşlarını içine akıtacaktı.
Ne kuyruğu diye merak ettim hemen kafamı ondan kuyruğun başına çektim. Kuyruk yanlış görmediysem bir düşünce yazarının imza günü olduğunu gösteriyordu. Kitabın adı 'Doldurdular Beni'ydi. Merak etmeden duramadım. Bir insan başka bir insanın kötü anılarını neden okumak ister diye düşünmeden edemedim. Hemen oradan ayrılıp kitapçıya gittim ve o dolduruşları okumak için aldım.. Bir iki sayfasını şöyle bir göz ucuyla gezdirdikten sonra başlık dikkatimi çekti.
'Onu seviyordum.Ama olmadı.Olamazdı çünkü herkes öyle söylüyordu'
Ön yargımın çok kötü bir şey olduğunu anladım çünkü o adamda beni çeken bir şeyler olduğu gibi bu yazı da dikkatimi çekmişti. Okudukça okuyordum.
Neyse en sonuna geldiğimde mutlu olduğundan bahsediyordu ama o mutlu olana kadar o kadar çok paranoyalardan geçmiş ki artık deli gözüyle bakıyormuş birçok kişi ona.
Ben böyle olmak istemiyorum.
Pişman olmak istemiyorum.
Kandırılmak da istemiyorum ertelenmekte.
Düşüncelerimin de önemli olmasını istiyorum..
bunların hepsi çok şey mi?
(çok zor şey mi)

Lie


Okulumu ortamımı değiştirdiğim de her şey değişir sanmıştım ama olmadı. Sağ olsun arkadaşlarımdan hiçbir sıkıntım yok ve hala o yobaz düzceliler ve akyazılılar arasında olmadığım için çok mutluyum ama hala kafam karışık.. 
En büyük sorunum insanların etkisi altında kalmak biliyorum ama yine de kötü oluyorum. Düşünmek istemiyorum. Bana kimsenin yalan söylemesini de istemiyorum. Çok şey değil. Yalansız bir dünya bu kadar çok zor olamaz. 
Olmamalı.

5 Mart 2011 Cumartesi

Mahkeme Kararı imiş.

Şu blogger'ın sansürlenmesine kadar daha birçok site sansürlenebilirdi mesela.
Sevgiler.

1 Mart 2011 Salı

Bahtı kara Şukufe'm


Evet evet o korkunç şey bana aitti. Siz ! Hepiniz bana baktınız. Çok mu mutlu oldunuz , çok mu komik. Sizin olduğu kadar benim de dikkatim dağıldı yani napim! Hem isteyerekte olmuyor ki. Öyle bir şeyler yapınca geçmiyor. O bana ait bir özellik. Ne yani ne ! Evet o karın gurultusu bana ait. Ve bundan utanmıyorum ! Onun adı var bi kere 'Şukufe' adı olduğu kadar gururu da var. Siz ona öyle bakarsanız o daha da coşar. 
Uyuzlar.

28 Şubat 2011 Pazartesi

Güven veriyormuş öyle dediler, gittim.Aldım.'tanrım bu ben olamam.


Bugün kendime bir iyilik yaptım ve bütün gün ders çalıştım. Ruhen huzurluyum ve netlerim de artmış mutluyum. Tek istediğim şey bir an önce şu lanet sınavın gelip-iyi-geçip defolup gitmesi.
Sabah kalktığımda, yatarken beni derin düşüncelere sokan konulardan tamamen uzaklaşmıştım. Neden bilmiyorum ama vurdumduymaz uyandım bu sabah. Hani ev yıkılsa umrumda bile olmazdı o derece yani.
Neyse anladım ki benim en güzel birlikteliğim; Güvender denemelerim (:

27 Şubat 2011 Pazar

Ps: Forget it !

Çok hayal kurardım bugüne kadar. Belki de hayallerim için birçok şeyden de vazgeçmiştim. Hataymış. Hayallerimden biri bana not yazmış. Şimdi kelimeleri tam olarak hatırlamıyorum. Sadece benim notlarımı okumuş ve bana hayaller için birçok şeyden değil birçok şey için hayallerden vazgeçmem gerektiğini söylemiş. Sonrada imzasını atmış. Her gün o imzaya bakmam için.
Evet haklı. 
Vazgeçtim.

26 Şubat 2011 Cumartesi

Kırmızımsı


Bir kız gördüm. Efkarlı yürüyordu. Kırmızı apartman topuk ayakkabısı vardı. Yürürken , bir yandan da sendeliyordu. Galiba alışkın değildi topuklara, hayatın onu bu kadar sendeletmesine. Kırmızı ojeleri vardı, yarısı yenmişti. Belli. Kim bilir aklından neler geçiriyordu onları soyarken, soyulurken. Mat, kadifemsi bordo ruju vardı. Üst dudağındaki ruju hafif kaymıştı, burnunun hizasına doğru sanki silinmişti. Yürürken düşünüyor, düşünürken de dudaklarını ısırıyordu. Fark ettim. Konuşuyordu içinden. Göz kapaklarını gülümseyerek kapatıp açtı. Masmavi farını gördüm. Kırışıktı göz kapakları. Derin çizgiler vardı. Kendisini gizleyemeyen, gizleyipte açığa vuran kırışıklar. Gülümsemesinin arkasından göz yaşı akıttı. Çok parlak bir yaştı. Yüzünün bir kısmındaki allığı alıp götürdü. Kendisini tutamamaya başladı. Üzeriyle uyumlu bir duvara yaslandı. Elleri titriyordu. O pullu simsiyah çantasından sigarasını çıkarttı. İstediği bu değildi; sigarasını almak değildi. Telefonuna gitmek istiyordu eli. Ama gitse de ona telefonundan kalan sadece kısa , eski mesajlardı. Şimdi özlüyordu ailesini. Boş işler için uğruna kaybettiği ailesinin güvenini.
Önünden simsiyah bir RangeRover geçti. Kızı gördü, az ilerde durdu. Kız arabayı gördü, sendeledi. Sendeledi ve arabaya doğru yöneldi. İçini çekerek bindi o arabaya. Gitti. Az ileride arabanın camı açıldı, sigara atıldı. Hızlandı. 
Ve gözden kayboldu.

Kocher'ların dikkatine.


Evet insanlar hata yapar. İllaki küçük hatalar olmak zorunda değil. Belki büyük hatalar da yapılabilir. Çünkü ne de olsa insanız. Küçükken, kendimi bilmezken, bende hata yapmıştım. Belki de şu ana kadar 'cidden hata' diyebileceğim tek hatadır. Ama bu benim sorunum. Evet keşke yapmasaymışım diyorum ama üzülmüyorum da. Belki bana bir sene önce biri bunu duyup gelip sorsa utanırdım ama şimdi artık gayet rahat cevaplarını verebilirim. İnsanlar belli bir yaşa gelince ne hatalar yapıyor. Ben çocukken yapmışım ne olmuş yani.Neyse. 
Demek istediğim kimse beni yaptıklarımla yargılayamaz, yargılayıp rencide etmeye çalışırsa cevabını alır. Artık açıklamasını yapamayacağım bir şey yok hayatımda. Ve cevap veremeyeceğim insan da yok !

24 Şubat 2011 Perşembe

Sorular Güzeldir.

Sevgili deeep'ciğim beni mimlemiş. Fakat bloguma girmediğim için görmemiştim, görmediğim içinde bu mimden mahrum kalmıştım :) Şimdi hemen cevap veriyorum. Ve hatta söylemek gerekirse bu soru cevapları çok severim :)


  1. Gün içerisinde eğer gerçekleşirse şok geçireceğin şey:
Kapıdan içeri girip 'Hey sizi lanet olası öğrenciler; YGS ve LYS denen zırvalık ortadan kalktı, sizin sorununuz ne, niye hala kalemler elinizde hea!?' dese cidden şok geçirirdim herhal.

  1. Gördüğün zaman eğer almazsan uyuyamam dediğin şey:
Yeni çıkan sakızlar.

  1. Uğruna diyetini bir kalemde bozduğun şey:
İçinde şerbet olan her şey benim için bütün dünya demektir.

  1. Uğurun var mı?
Yok. Uğur denen şey yalan.

  1. Kendine en yakıştırdığın renk:
Nötr renkler.

  1. En sevdiğin takın:
Takılar, boş iş.

  1. Takıntın:
Malesef iki gram kilo bile alsam bunu takarım. Napayım!

  1. Ben bu şarkıyı duyunca şakırım:
Zeki Müren-Şimdi Uzaklardasın

  1. Solunda ne var?
Telefonum ve bazılarının ne işe bile yaradığını bilmediğim bir sürü kablo.

Mimlediklerim =)
Profösör, Dilara AKSOY, StummScream, Deli Kızın Sihirli Sandığı, ry, rococo . .
Sevgiler..

22 Şubat 2011 Salı

to .


Eğer lise gibi sahte bir ortamda biri size;

Sen benim gördüğüm , tanıdığım bütün kızlardan farklısın
Herkesi senin için silerim
Onun ( o; diğer kız. Kocher) benim gözümde hiçbir değeri yok
Ayrılsakta seni seveceğim.
Sensiz yapamam.
Benimle barış, tekrar beni sev. Senin için her şeyi yaparım.
Sana çok aşığım.
Sen benim ilkimsin.
Napiiiiiiiiiiiiiiiim ( burda esas oğlan ağzını yayar ) senden başka hiçbir şeyi düşünemiyorum.
Aşkım o kız kocher.

gibi söz salatası yapıyorsa inanmayın ! Bilin ki ayrıldıktan sonra tükürdüğünü yalayacak; sizin için tersini döndüğü arkadaşlarıyla barışacak; o kocher kız onun bir tanesi olacak hatta sizin gururunuzu yerler altına alarak onunla çıkacak; sizin hakkınızda ileri geri konuşacak ve ortam nasıl olursa olsun sizle olan bütün özelini herkese anlatacaktır. Bu böyledir. Erkekler böyledir; ergen erkekler. Gururu kırılmış erkekler.!

21 Şubat 2011 Pazartesi

Ne yani.

Her şey ilkinde güzeldir; taze meyveler, ilk aşklar, ilk heyecan, ilk yaşanmışlıklar. Sonradan hepsi ilkin benzeri olur, kopyası olur. İlk olduğunda olması gibi istersin her şeyi ve kriterlerini öyle seçersin. Sonunda da kısa ömürlü şeyler yaşarsın ; iyi kötü hepsi biter. Şimdi düşündüğüm tek şey; her şey yaşandı bitti. Emin olduğum tek şey ise hayatımda bencil insanlara , tükürdüğünü yalayanlara ve ilkinin özentilerine hatta ilkine bile yer yok. Ben böyle iyiyim. Kimse de benden önemli değil. Artık birileri için üzülme sırası geçti benden. Ben kendim için yaşıyorum. Hala içimdekilerle. Tek fark; artık eskisi gibi değil içimdekiler. Taze değil; yıpranmış ve yorgun.

Bugünün anısına..

eeskii bir arkadaştı geriye kalan, yaşanmışlıklardı abartılan ve 


hatta korkunç bir sonu bekleyendi başlayan..

20 Şubat 2011 Pazar

oooo biiiir eziiiiiiiiiiiiiik

Biliyor musunuz burası benim yerim ve burada her şeyi paylaşabilirim. Birkaç sene önce çok samimi olduğum bir kız vardı. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Her şeyimi anlatırdım ona. O da bana tabii ki. Neyse. Birkaç arkadaşımızla onun yalanlarını yakaladık falan. Böyle kendisini çok iyi gösterir falan ama eziktir. Yani bir kere cool değildir. Baştan aşağı berbat. Giyimi falan. Pazar malı deyip dalga geçmeyi sevmiyorum ama kızdığım şey bu aralar çok yanlış yolda olduğu. Beni kullanarak kendisini zor durumda kalan, kazık yemiş hatun olarak gösterip; çok iyi bir maceranın içine atması. Merdiven aralarında sevgilisiyle yapmadığı hatta yangın merdivenlerinde de yapmadığı bir şey kalmamıştır; yine de kendisiyle tanışan ilk her erkeğe kendisini tertemiz gösterir. Evet böyle bir kız. Daha senenin başında arkasından "or...pu" diye söylendiği kızların bir kaç ay önce kankası olmuştur.
Benden ona bir tavsiye; benim ismimi kullanarak bir şey yapmaya devam ederse, zararlı çıkacak olan odur.Çünkü benim kaybedecek hiçbir şeyim yok.

19 Şubat 2011 Cumartesi

Ah ne çok özledim seni, bir bilsen..




Tıpkı bugün o şarkıyı mırıldandığım da radyoda çalması gibi, seni her düşündüğümde de karşıma sen çıksan. Yine öylesine baksan. Ben yine üstüme alınsam.. Bir bakıştan binlerce anlam çıkarsam..

18 Şubat 2011 Cuma

Kız gibi erkek, vay be.


Evet çok zor duruma düşündüğüm günler oldu, yalnız da kaldım ama hiç bir zaman gururumu yıkacak kadar özür dilemedim kimseye. Oluru varsa uğraştım, olmayacak gibiyse akışına bıraktım. Kimsenin duygularını da sömürmedim 'beni bırakırsan ihtihar ederim; bana bir şey olursa bütün sorumlusu sensin" diye. Bunlar zamanından beri beni insanlara karşı uzaklaştırmıştır. Kim bana bu cümleleri kurduysa uzaklaşabildiğim kadar uzaklaşmışımdır ondan.Çünkü erkek -bence- her zaman ayakta durabilendir. Ve çocukça düşünmeyendir. 
Ben bile bazen birçok erkekten güçlü olmuşumdur. Daha vurdumduymaz, belkide. Kötü olan bir şeyi dışıma vurmamışımdır, içimde halletmişimdir. 
Şimdilerde o kalbimle mantığımın mücadelesini de öyle yapıyorum. İçimde hallediyorum. Tesadüf yoktur diyorum. Olsa olurdu, hiçbir şey bozulmazdı diyorum. 
Ve ben neler atlattım bunu mu atlatamayacağım diyorum.
Galiba ben olabileceğim kadar güçlüyüm. Ne yalan söyleyeyim bu huyumu bazen sevmiyorum. Keşke daha az güçlü olsaydım.

Bir kız için bir erkek eğer bitmişse, ağzıyla balık tutsa da bir faydası olmaz. Eğer bir erkeği bir kız hiç unutamamışsa, o zaman o çocuk kızın ağzına etse de ; kız yinede unutamaz. Bu böyledir.

tesadüfler kafa karıştırır


Hani ben blog yazdıktan sonra orada öyle bir şey yazılması tesadüf mü diye düşünsem de yine de kendimi kandırmak istemem. Evet bunalım takılıyoruz. Bunalımımızın adı ise "belirsizlik" . Aslında ben ne istediğimi biliyorum ama sadece sabredemiyorum.

17 Şubat 2011 Perşembe

e!Kenet ~


Bazen insanın ağzı farklı söyler kalbi farklı. Bazen içimizdekileri bir türlü söyleyemeyiz ve bu yüzden her zaman yanlış anlaşılırız. Neden bilmem ama bu aralar hep bunu yaşıyorum. Yatıyorum, kalkıyorum; " O " . Beni yanlış anlıyor, duyduklarına inanma diyesim geliyor ama kalbimdekileri de söyleyemiyorum tabi..

16 Şubat 2011 Çarşamba

BUDA BENDEN HATIRA KALSIN..

Sen salak değilsin.bak bunu annen söylüyor.
saçma bir giriş dimi.Evet biliyorum ama bunun anlamını da en iyi sen biliyorsun :):).Ama hep sen yazacak değilsin ya birazcıkta ben yazayım :) Bu ne kadar doğru bilemem.Çünküüüü sonuç olarak bu SENİN. Evet yaa duyuyor gibiyim 'benim olan senindir' diyişini.tabisi öylee.ben şimdi bunu aldım sana yazıyorum yaa çoook büyük şeyler bekleme bu yazıdan çünkü bilirsin ben pek becerikli değilim bu konularda.Ama bak sana bir hikaye anlatabilirim mesela.Ufak mı ufak,şirin mi şirin bir kız ve onun bir arkadaşı varmış.Neredeyse beraber büyümelerine rağmen birbirlerini pek sevmezlermiş.Yalana gerek yok hiç sevmezlermiş aslında.Hatta öyle değişik bir durum ki bu iki kız uzunca yıllar sokakta birbirlerine selam bile vermez olmuşlar.Seneleeer sonra mia ve şilalay adındaki iki kız aynı dersaneye başlamışlar.Aslında senelerdir tanışıyor olmalarına rağmen nedense her şey sanki yeni tanışan iki kızın yaşadıkları gibi ilerlemeye başlamış.Ve her nasılsa bu iki kız sanki araya seneler girmemiş gibi çok yakın olmuşlar.hemde inana biliyomusun sadece 2 bilemedin 3 ay içinde.Her anları,her saniyeleri onları bırak her düşünceleri bir olmaya başlamış.Sonunda bir bileklik almışlar.'Hiç çıkarmayacağız' diye söz verilerek takılmış o bileklikler.Çok şey yaşamışlar,üzülmüüşler,sevinmişler,çoktan da öte güzel zaman geçirmişler.Zaman hızla akarken,YGS ve LYS belası etraflarını sarmış onlara boş vakit bırakmazlarken yinede en ufak seylerle eğlenebilip en ufak  şeylerden mutlu olabilmekmiş onların farkı.Küçük olan kararsızmış hemde çok.ve aklı karışık gezermiş hep.diğeriyse tam tersi.hep kararlıymış,bazı doğruları varmış ve bunlardan dışarı çıkmazmış.yada kim bilir öyle gözükmeye çalışıyormuş.En güzel ortak yanlarıysa hep gülmeleriymiş.hemde hiç sıkılmadan.Sürekli hayaller kurarlarmış.Hayallerin başında da İSTANBUL.Büyüğü aşkını küçüğe de bulaştırmış olsa gerek artık oda en az onun kadar hasretle İSTANBUL bekler olmuş.Mutluymuşlar.Uykuları varmış.Ders çalışmaları gerekiyormuşHatta küçük olan şu an çok sıkılmış.İşte bu kadar.bu hikayenin de burda bitmesi gerekiyormuş..Son olarak saçmalamak güzeldir.Ve mia blog'unu kullandığım için beni affet :) Şilalalalylay..Seviliyorsun...

14 Şubat 2011 Pazartesi

Dereboyuukavaklaaaaaaar


Haha okul varken okula gitmemek kadar güzel bir şey yok. Ve bugün tamamen şok oldum. Yani tamam her zaman   kavakların altında sevgililer olurdu ama bugün resmen aralarında bir iki metre olan bir sürü çift vardı. Yuh dedim artık. Bu kadar abartıldığını bilmiyordum, meğer bu yüzden karşı komşu polisleri her sabah buraya çağırıyormuş :) Gerçi hadi kızın evden okula gidiyorum diye çıkıp sevgilisiyle buluşmasına alışmıştık mahallecek ama karşımızda bu kadar rahatça öpüşebildiklerine şahit olmamıştık. Yarraab! Daha neler göriciğiz .

13 Şubat 2011 Pazar

Aman ne şans!


Evet ailemin tamamı olmasa da büyük bir kısmı evdeydi ve malesef bugün büyük bir çoğu tekrar gitti. Hep eksiğiz. Herkes bir yerlere dağıldı. Evet özlüyorum ablamı,abimi,babamı...Bundan birkaç sene öncesine kadar hep beraberdik ta ki abimin Almanya'ya ablamın İstanbul'a gitmesine kadar.Babam desem zaten o ben kendimi bildim bileli yurt dışında. Hiçbir zaman tam olmadık anlayacağınız. Bazen kız arkadaşlarım abilerinden sevgililerini saklarken bana "ay sen çok şanslısın" diyorlar ama hepsi tam bir gerizekalı. Keşke abim yanımda olsaydı da bende onları dert edebilseydim. Sonra birçok kız ablalarıyla da bir şey paylaşamaz. Ben her iki ablamla da her türlü meselelerimi paylaşabiliyorum bu yüzden çokta şanslıyım biliyorum ama keşke diğer ablamda yanımda olsaydı demeden de edemem. Çünkü evin dengesidir o. Herkesi dengeler, bir nevi uyumbaz :) Babama gelince..Bazen beni gerçekten de anlamamak için uğraştığını düşünsem de onun da eksikliğini çok hissettiğim olmuştur. Özellikle de ilkokula giderken. Hatta ne alakaysa sınıf öğretmenimi hep ona benzetirdim, bu yüzden okula gitmemek için her gün hasta olurdum :)
He şimdi hala bana gelip sen şanslısın falan derse, bu yüzden, beynini patlatır sonrada önüne koyarım.

No'jecix

Bugün fark ettim ki ben neden o sarı yeşil mavi ojeleri almışım ki. Yok yani tırnağıma sürdüğümde bildiğin badana gibi oluyor. Ne bir çekicilik yaratıyor ne de bir hoşlantı. Tamamen saçmalık. Hani sarı giyindiğim zaman bile kırmızı süresim geliyor. Amacın neydi irem. Farklı olmaksa. Bu farklılık değil mide bulantısı. Arada bir yazık size bir iki kere süreyim bari falan diyorum.. Hadi yalan söylemeyeyim , ilk sürdüğümde insanların tepkilerinden dolayı ' aaaaaa hiçte bile çok güzel oldu, siz ne anlarsınız ' desem de bende beğenmemiştim. Neyse uzun lafın kısası , çok iğrençsiniz no'jecikler.
ama uzaktan güzelsiniz, valla.

12 Şubat 2011 Cumartesi

BubaşılığınadısadeceEVET

MerhabaEvetliGünler

Sabahları geç kalkmaya , evet
Her pazartesi diyete en başından en katı kurallarla başlamaya , evet
Aveaya daima , evet
Bütün gün blog okumaya, evet
Blogtaki izleyicilerin her birini deli gibi sevmeye , evet
Kahvaltıda şerbetli tatlı, öğle arası çaklıt, akşam yemeğinde tekrar şerbetli tatlıya, evet
Diş macununu sürekli yemeye , evet
Feyste profesyonellerle çekilen resimlere salyalarla bakmaya , evet
10000 sms e, evet
Upuzun konuşmaların sonunda bizden beklenen tepkinin sadece "peki" olmasına , evet
Yeni okula, evet 
Düzceli olmayan insanlara, evet
Baddis kızartmasını milkshake'e bandıra bandıra yemeye , evet
Teneke'ye , evet ( tükürüğümü yalarım )
Sütsüz-şekersiz kahveye , evet
Tırnaklardaki ojeyi , aseton kullanmadan çıkarmaya, evet
Sınavda karın gurultusuna milyonlarca kez, evet
Her 0.5 uç sorduklarında 0.7 var olmaz mı demeye, evet
Okula servis olmadan, tabanvay gitmeye, evet
Adını feriha goydum heaa" demeye , evet
Elmalı-tarçınlı çaya, evet
Banyodayken şarkı söylemeye , evet
Son ses cocoRoise dinlemeye, evet
WC'de saatlerce oturup; dergi okumaya, evet
Pucca okumaya , evet
Yeni insanlara , evet 
Yağmursuz, karsız, rüzgarsız havaya, evet
Dumansız hava sahasına, evet
Brokoli, enginar ve kerevize her bir de lahanaya, evet
Patska'ya , evet
Tabu oynayamamaya , evet
Her akşam dizi izlemeye , evet
Xo'xo-ya , evet
Her yere virgül atmaya, evet
evete,evet.sanadaevet,banadaevet,onadaevet. mucik.

Hayde


Eski zamanlarda insanlar açık havada film seyretmek için ne kadar hevesle beklerlermiş o günü. Bende çok isterdim. Sevdiğim.. Öyle böyle değil ama.. Geçici de değil. Gerçekten sevdiğimle o an bütün her şeyin durmasını. Sadece orada film izlemeyi. Belki çok klişe ama yine de huzur verici. Çünkü biliyorum ki huzur veren film değil, açık hava ve o. Merak ediyorum. Aklımdakilerin hepsi acaba gerçekleşir mi. Çok geç kalmış olur muyum. Şimdi imkansız. İmkansızlıkları düşünürken çok kaybediyorum bunu da biliyorum ama yapacak bir şey yok, değil mi. Ama hissediyorum. Çok az kaldı... birkaçaycık.

Tanrım ben mimlenmişim neden haber etmiyorsuun !



Küçükken deli gibi Bugs Bunny izlerdim. Hatta belirli saatlerim vardı; barbie'lerimle oynardım her şeyi hallederdim sonrada bütün arkadaşlarımı satıp televizyonun karşısında geçerdim ve tavşanı izlerken hayattan resmen kopardım. Neden onun yerinde olmak isterdim. ( dişi olmamasına rağmen :) Bilmiyorum bu benim burcumdan da gelen bir şey galiba.  O her zaman olayların farkında olan yani kısacası kontrolü elinden kaybetmeyen sevimli yaratıktı benim için. Ve tabii her kötü bir olayda nasıl kurtuluyordu bilmiyorum ama bir kere bile onu yaralı görmemiştim. Her zaman her türlü şeyden kurtuluyordu. Hatta onu çizdiğim günler bile olmuştu tabii altına WarnerBros yazmayı da unutmuyor idiiiim :)

Mimlediklerim :)

Profösör
StummScream
Larien

Canım romaniyem



En çokta o betimlemeleri bol olan ve sadece yirmi sayfa yazabildikten sonra yok olan romanımın kaybolmasına üzülmüştüm. Sonu gelir miydi bilmiyorum çünkü olaylar o kadar karışmıştı ki sonunda ne olacağını ben bile merak ediyordum , hemde en başlarındayken bile. Birkaç ay sonra daha iyi kurgularım olabileceğini umuyorum.

Fin -


Güzel bir son çiziyorum herkes için. Herkesin mutlu olmasına gerek yok tabii. Bazılarını yalnız bırakıyorum bazılarını sorularla bırakıyorum. Ben gittikten sonra 'Neden' diye düşünecekler varken ben geldiğimde gerçekten de mutlu olacaklar var tabii. Her şey planlanmış. Şimdi mutsuzum, göstermesem de üstümde büyük bir sınav yükü   var. Sadece bir kaç ay sonra tek bir günle beraber her şey değişecek. Mutlu olcam ve mutlu olmamı kimse engelleyemeyecek.

11 Şubat 2011 Cuma

Bu biraz Kaos


Bazen bazılarına yeni bir gün yeni bir yaşam demektir. Yeni bir gün yeni kararlardır , bazen de hayal kırıklıkları. Bir önceki gün yaşananların sonuçlarıdır bir nevi aslında. Her ne olursa olsun, güçlü olmaktır. Ayakta durabilmektir. Tabii bir kısım için. Diğer bir kısım içinse; her şeyin sonudur. 
Bir önceki gece sevgilisiyle ayrılan bir çocuk için yeni bir başlangıçtır. Yeni kızlar, yeni ortamlar, yıkılan tabular. Bir önceki gece sevgilisinden ayrılan kız içinse belki de her şeyin düğümlenmesidir. Eski dostların sözleri gelir aklına ' bizi dinlemediğin için pişman olacaksın vs.. ' 
Sonra, hayatında her yeni denediği şeyin olumsuzluklarla karşılanması insana, bir sonraki gün yeniliklere kapanmasını da emredebilir. İstemsiz. 
Ya da sayısaldan hiç hak etmeyecek bir insana hak etmediği miktarda paranın hak etmediği şekilde -kolayca- çıkması değil midir. Bir sonraki gün onun için nasıl olabilir. Gözünün dönmesinden başlayabiliriz. Neyse.
Sokakta kimsenin o umursamadığı insanlara gelebiliriz. Gerçi onlarda zaman ilerledikçe kendilerini umursamaz olurlar ya. Elindeki bütün sıcak tutacak eşyaları kaybetmiştir; diğer sokaktakiler tarafından. Bir sonraki gün onun için soğuk olacaktır. 
Trafik kazasında ailesini kaybeden biri için de ; bir sonraki gün pardon bir sonraki günler yalnız olacaktır. Ve tabii bütün deneyimleri de öyle. 
Sevgilisini özleyen kız için diğer günler çekilmezdir, lanettir.
Evdekilerle hiçbir şeyini paylaşamayan, sürekli şiddet gören ' erkek ' için diğer günler pişmanlıktır, korkudur.
Yakınından birinin ölmesi...Evet ölmesi bir sonuçtur. Ölüm sonuçtur.
Sonra ölümden sonrası başlar. Nasıldır bilmiyorum. Bazılarımız erken, bazılarımız geç yaşayacaktır nasıl olsa..

Hızlan



"Çok hızlı koşmuş meğer. Nefes nefese kalmıştı. Gözü hiçbir şeyi görmüyordu. Ne yapsın. Yazık. Arkasında olanlardan o kadar korkmuştu ki kısa bir süreliğine oradan tamamen uzaklaşmak istemişti. Kimse olmasın. Artık kimse zarar vermesin...diye.."

10 Şubat 2011 Perşembe

Eski dost ~

Ya böyle döktüresim geliyor ama başaramıyorum. 5 dk içinde en az 10 kere silip tekrar yazmaya çalıştım.Cık olmadı. Cocoroise dinliyorum aklıma geliyorsun. Gülüşmelerimiz. Kapıları yüzümüze vurduğumuz günler. Kötü oluyorum eski dostum. Anlasana. Anlayamazsın dimi. Çünkü sen, o eski dostum değilsin. Değiştin. Senin şimdi karşına geçip bağırsam, senin yüzünden bu bütün kötü deneyimlerim desem he! N'lur söylesene! Ne mi olur. Ben boşuna kendimi üzmüş olurum. Çünkü sen o -kardeş/kankeaa-lerinle, emodan bozma kızlarlasın değil mi. Unutmuşum..Çık git artık.Aklıma gelme de bende rahatlayayım olmaz mı. Çok şey mi istiyorum. Sen ne dersen de. Biz bir aralar çok iyiydik. İyiden de iyidik, dillerdeydik; eski dostum.. .
Fotoğraf: Uğur Araz

8 Şubat 2011 Salı

Whatsthematter.


İnsanın kendisini tamamen kaybetmesine ramak kalması imiş depresyon. Yanında doluca insan olmasına rağmen kendisini yapayalnız hissetmesiymiş.Ben şimdi sanki kulağıma kulaklığımı takmışım; sağdan biri slow da şarkı söylüyor, solda da bağırıyor. Ne dediklerini, niye dediklerini bilmiyorum.İlgilenmiyorum onlarla.Sanki kapkara bir bulut yığınının içinde dolaşıyorum. Akıp giden zamanın gerisinde kalmışım. Nereden mi öğrendim. Şu sol kulağımdaki kulaklığı çıkardığımda birileri söyleniyordu, uzaklarda. Çok farklı bir zaman dilimindeymişiz. Ama benim haberim bile yok. Her şeyden kopmuşum. merhaba irem, nasılsın.
Birazdan çok uzaklara gideceğim. Kimsenin olmadığı. Ha? Ne diyorum lan. Neyse uyumak gerek.

Geçmişe bir daha mazi


En çokta zamanını tam olarak istediği gibi geçirenleri kıskanıyorum. Bir kere bile boş geçirmeyip her şeyi dolu dolu yaşayanları. Bir zamanlar bende öyleydim sanki.
yine öyle olacam olacam , azimliyim.

Ömrümü yedin bitirdin





Plan yaparsın bu tatili çok iyi değerlendiriciiiğim diye, fakat tık yoktur sende. Ders çalışmalısındır, en ufak bir istek bile yoktur içinde. Heh işte aynen onu yaşıyorum. Tatilde bitti neredeyse. Bakalım okul varken nasıl yetiştireceğim. OF.

İnsanı belli eden duman olsa dimi

Herkesin kendine ait bir rengi olsa keşke. Ve tabii bu renkleri de sadece ben görebilsem. Eğer beni kandırdığını düşünüyorsa yeşil dumanlar, beni seviyorsa kırmızı, benden nefret ediyorsa mor dumanlar çıkarsa falan.Çünkü anladım ki bu devirde herkes çıkar peşinde ve kimse karşısındakine açıkça düşündüklerini söyleyecek kadar yürekli değil. Evet, evet böyle olsa. Bende dengemi bulsam. Hayır yok yani olan benim sakin sinirlerime oluyor. Geriliyor geriliyor, sonrada en olmayacak insana patlıyor.

7 Şubat 2011 Pazartesi

Zrrrrrrrrrr.Zrrrrrrrrrrr.Bi sus ya bi suus




Böyle geceden planlamışsındır, öğlene kadar uyuyacaksındır. Hayır canım, telefonlar durmaz. Çaalaaaar, çaalaaaaaaaaar ve çaalaaaaaaaaaaaaar hiç durmadan. Bir telefon olsa iyi. Ev telefonu, anne cep, irem cep...Güne kötü başladım, artık bugün kötü biriyim gençler.

6 Şubat 2011 Pazar

Gel gel düşünen çaklıta gel.


Neyse bugün sapanca da hava güzel yani. Hatta o kadar güzel ki bana kısa kolluyla durmama cesaret bile veriyor. Herkes sakin. Gülüyorlar. Kalabalıktan kurtulup kendilerini sanki huzura atmışlar -gibi- . Nerdeyim? Chocolate Station. Sanki ev ortamı varmış gibi dekor edilmiş çok sakin küçük bir yer. Diyette olduğumdan o enfes tatlıları yiyemesem de ablamın damak zevkine güvendiğimden ; o minik canavarların da çok güzel olduğuna eminim. Beyonce-Halo çalıyor. Ve onu dinlediğim günler geldi aklıma. Evde i-pod'u kulağımdan çıkarmadığım , annemin 'ireeeeeeeeeeeeem' diye seslenip bana ulaşamadığı yani bir nevi offline olduğum günler. Dışarıdan bir grup genç geçiyor. İkisi gülüyor , bir tanesinin yüzü nötr. Neden bilmem ama sanki arkadaşlarının arasında eziliyor gibiydi. Hemen yanlarından, onların tersine doğru ; topallayarak giden bir adam görüyorum. Acaba ne düşünüyordur diye düşünmeden de edemiyorum. 
Sanırım bu aralar beynim yine boş şeyleri düşünmekle meşgul.Hayırlısı.

Ko(r)kun uleeyn

Şöyle tam bir sessizlik olmuyor aslında. Sizde de olur mu bilmiyorum ama, boşlukta kaldığımda tamamen beynimden zııııırğğğğğğğ diye sesler geliyor. Acaba gece yatarken beynime yediğim radyasyondan mı oluyor ya da belki de sürekli düşündüğümden mi? Bazen, kendimi yalnız hissettiğimde yani, o kadar çok düşünürüm ki; düşündüklerim korkutur beni.

5 Şubat 2011 Cumartesi

Anlam veremiyorum kendime



Herhalde şu " Aşk Tesadüfleri Sever " filmi yüzünden olsa gerek kaç saattir anlamsız bir şekilde TNK " yine yazı bekleriz " dinliyorum .
İyi güzel hoş ama ben sevmem ki TNK.
Yazı özlediğimden olsa gerek, dostlar.

Anı mısın bilmiyorum ama kaybol

Bazen canımı yakan insanı da özlerim. Aklıma gelir o konuştuklarımız, paylaştıklarımız. .Hepsi bir film şeridi gibi geçer gözümün önünden. İlk başlarda gözlerim parıldar düşünürken ilk tanışmamızı. İlk yaptığımız gafları hatırlarken.Zamanı aklımda ilerlettikçe, yaşadıklarımız çoğaldıkça gözümdeki parıldamalar bir gelir bir gider. Yüzüm nötrleşir. Kızdığım günler gelir aklıma, kaybolur o hoş ifadem. Sonra özrün gelir yine gülerim sana. Hızla akmaya başlar şerit. Sonuna geliriz. Her şey kopmuştur. HATALAR. Kızarım sana yine. Gözlerim açılır birden gerçek dünyaya. Bu sefer kendime kızarım her şeyi küçücük bir anıyı hatırlamayla unutabildiğim için. Yaşattığı kötü şeyleri, ufacık hatırayla sildiğim için. Bu da böyle işte.

4 Şubat 2011 Cuma

Şu lanet zaman.



Bazen anlarsın ki bir anlık bakışı bile özlemişsindir. En son sana öyle bir bakmıştır ki gözlerini kapattığın halde kaybolmaz o gözler. Şu her şeyi unutan balık hafızan, çıkarmaz aklından o küçücük bakışı.

3 Şubat 2011 Perşembe

Şey o kız biraz şey mi.He tamam cuks.

en çok korktuğum da -ve tabii acıdığım-  kendisinin sonradan farkına varan kızlar olmuştur. onlar hep tehlikelidir -ve tabii zavallı- . Sonradan yaparlar ama tam yaparlar. kendileri için yaptıklarını söylerler ama akıllarında tek bir şey vardır o da dikkatini çekmeye çalıştıkları erkekler. erkeklerde zekidir. böyle kızlar varken ihmal etmemek lazım der ve cuks atlarlar. ben olsam bende yapardım. helal.

Hey Merhaba.



Belkide bir an olsun unutmalı insan bütün acılarını. Bir kere olsun gülümsemeli her şeye. Zarar gelebileceğini düşünmeden yaşamalı. Sorgulamadan. Sorgulatmadan. Ya da öyle bir şey.

1 Şubat 2011 Salı

İsyankar genç


Böyle kendilerini hayattan soyutlarlar, yaz kış o siyah botları ayaklarından çıkarmazlar. ( o ayaklar kokar bir de tabiiii ) Adımları kocaman olur ve biraz hödük tipler olur ya. Soru soranlara enteresan felsefe yaparcasına cevap verirler ya. Aslında onlar tam bir ' sıfır'dırlar. Evlerinde, arkadaş ortamlarında her yerde ezik tiplerdir. Arkadaş ortamı dediysem öyle delüxe bir ortam sanmayın. Ortama almak için uğraşmazlar, cool'umuz ortamlara girmek için uğraşır ama istenmez. Bu böyledir.

Belki yaşı küçüktü ama yarınları düşünüyordu


Ufak fazlasıyla ufaktı. Annesinin elini bırakmış yere oturmuş, ağlıyordu. Elinde sayamayacağım kadar kağıt sürüsü vardı. Uzaktan izlemeye devam ettim. Neden ağlıyordu elindeki kağıtlara bakarak, diye de merak etmedim değil yani. Bir an yaklaşmak istedim. Sonra durdurdum kendimi. Annesi hele şükür fark etmişti kızının ağladığını. Sanki onunla aynı yaşta bir çocuk gibi o da yere oturmuştu. Bir yandan kızının saçını okşuyor bir yandan ona gülümseyerek bir şeyler anlatıyordu. Çok hoşuma gitmişti; kızın ağlayışı, annesinin o halleri. Ertesi gün yolda yürürken, evlerinin önünden geçtim.. Kız büyük bir dikkatle elinde boya kalemleriyle bir şeyler çiziyordu. Belliydi halinden, çok önemsiyordu onları. Görünürde de kimse yoktu. Bende dayanamayıp gittim. Nedir o çizdiklerin diye sordum. Kızın yüzünde, benim bu sıralar hiç alışkın olmadığım bir gülümseme belirdi. ' Geleceğim ' dedi. Şaşırdım kaldım. Meğerse kız , yaşamak istediği bir sonraki günü çiziyormuş. Hiç aklıma gelmezdi. O an anlamıştım, elindeki kağıtların yere düştüğünü görünce neden o kadar ağladığını. Geçmişte isteyerek yaşadıklarını silip atmak ya da kaybolmasını istemiyordu. Ve tabii annesi de.
Şimdi düşünüyorum da, bende bir ' yarın ' çizsem. İçinde sadece huzur olsa. Ailem olsa. O olsa. Bütün yarınlarım da böyle olsa. . .