31 Ocak 2012 Salı
diğeri kilo alıp vermekten oluşan çatlaktı kanka
Her kırgınlıktan bir anı seç kendine.
Her anından bir kırgınlık bul kendine.
Sonra zamanı kendine al. Merkezine git her şeyin, kendinle beraber.
Bütün çatlakları doldur. Biliyorsun hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını ama yinede doldur sen. Üzerinden geçenler, çatlaklara basıp tekrar aynı yerden acıtmasın canını. Daha fazla acıtır belki, sen önlemini al. Kimse bilmesin zaaflarını. En azından doldur ki hepsine güçlüymüş gibi görün. Olmadığını sen bil ama kimse bilmesin.
Eski sevgiline dönme mesela. Ona ikinci bir ilişkide yeniden sevgilim deme. Hele senden sonra başkasına sevgilim dediyse hiç düşünme bile. Senin onda aradıklarını, o başkasında aradıysa yüzüne bile bakma. Bunlar seni yıpratır. -mış yani. öyle söylemiştiler bana.
özlediğin zaman SANA Yaptıkları gelsin AKLINA mesela.
özlediğini SÖYLEDİĞİ zaman 'SİZE' yaptıkları GELSİN aklına mesela.
Bu çok işe yarıyormuş. bana öyle söylemiştiler. Eski sevgilini gördüğünde hala içinde bir şeyler oluyorsa iyi ya da kötü yeni birisini hayatına dahil etmeyi de isteme. Sonradan dank ediyormuş. söylemiştiler bana öyle.
Sonra hayatına aldığın kişiyle her şeyini de paylaşma ilk günlerden. Kimin ne zaman gideceği, aslında sendeyken bile hiçbir zaman hayatına dahil olmadığı belli olmaz. Seninle hayatını paylaştığını söyleyip, paylaştıklarına hayatım deyip kandırmasın seni yani. Belki de en önemlisi hayatına üçüncü bir kişi gibi bakabilmelisin. Tarafsız olmak ne kadar zor olsa da denemelisin.
Her ilişkinin bir öncesi ve sonrası olduğunu kabul etmek gerekiyor. Benim ilişkimin de bir öncesi ve sonrası var tabi. Senin sevgilinin de. Önemli olan diğerleriyle birlikte bunu yürütebilmek.
Sonuç olarak hayatta başımıza gelebilecek olan 2 çatlaktan biri olan bu bahsettiğimize dikkat etmek gerekiyor. Demek ki ben üstüne basılmaması gereken bir açığı, yaramı göz ardı etmişim bugüne kadar. Şimdi dönsem, onu onarsam da pek bir anlam ifade etmez. Çünkü geri dönemeyecek kadar ilerledim. Ve üstüne basıp geçen durumlar da kapatmayacak kadar ilerledi derine.
Benim için bunu dinleyebilirsin şimdi.
27 Ocak 2012 Cuma
En kro şarkılar bile sevgilin söylerken çok iyi gelebilir
Orada sen varsın burada ben varım. Birbirinden özenle ayrılmış, en uç köşelerde yaşamayı seçmişiz. Sanki birlikte olmayı hak etmediğimizi düşünüyor olaylar.
Ne kadar da saçma.
Birbirinden uzak yaşamayı seçmiş iki insan.
Ne kadar da seçilmiş bir durum.
Geçen her dakika saçma. Ayrı geçen her dakika, araya giren fazlalık insanlar... Sebepsiz olan durumlar... Hepsi saçma.
Zaman geçmeli. Zaman durmadan akmalı, her zaman yaptığı gibi. Bazı şeyleri dindirmeli. Bazı şeyleri unutturmalı. Ya da hiçbir zaman unutturmamalı.
Zaman geçmeli. Zaman durmadan akmalı, her zaman yaptığı gibi. Bazı şeyleri dindirmeli. Bazı şeyleri unutturmalı. Ya da hiçbir zaman unutturmamalı.
Bugün sana tam sekiz kere aptal dedim. Çok özür dilerim.
Herkesin bir rengi olmalı. Benim rengim pembe ve kırmızı olsun mesela. Çünkü en çok o iki rengi seviyorum. Aslında her rengi seviyorum ama o ikisi benim enim. Onunla her mutlu olduğum dakika pembe sayesinde. Aslında kırmızı olmalı bu durumlarda dimi? Ama değil. Pembe daha yumuşak. Pembe olsun istiyorum. Kırmızı ise saçmaladığım dakikalarda benimle. Şu an olabilir mesela. Mesela şu an tam anlamıyla saçmalıyorum ve kırmızıyım. Yapabileceğim bir şey var. Ama yapmıyorum.
Şu an sadece seni arayıp, çok seviyorum demek istiyorum. Ama bunu da yapmıyorum tabi. Çünkü hala kırmızıyım. Kızıyorum. Kızarıyorum belki de bilmiyorum. Uyuyorsun ya. O yüzden aşkım. Şimdi rüyanda benimle olduğun için. Bir de şey. Ben rüyalarında beni görme ihtimalinin yükselebileceği umudunu sevdim aşkım. İçimdeki kroyu uzun zamandır duymuyordun.
Herkesin bir rengi olmalı. Benim rengim pembe ve kırmızı olsun mesela. Çünkü en çok o iki rengi seviyorum. Aslında her rengi seviyorum ama o ikisi benim enim. Onunla her mutlu olduğum dakika pembe sayesinde. Aslında kırmızı olmalı bu durumlarda dimi? Ama değil. Pembe daha yumuşak. Pembe olsun istiyorum. Kırmızı ise saçmaladığım dakikalarda benimle. Şu an olabilir mesela. Mesela şu an tam anlamıyla saçmalıyorum ve kırmızıyım. Yapabileceğim bir şey var. Ama yapmıyorum.
Şu an sadece seni arayıp, çok seviyorum demek istiyorum. Ama bunu da yapmıyorum tabi. Çünkü hala kırmızıyım. Kızıyorum. Kızarıyorum belki de bilmiyorum. Uyuyorsun ya. O yüzden aşkım. Şimdi rüyanda benimle olduğun için. Bir de şey. Ben rüyalarında beni görme ihtimalinin yükselebileceği umudunu sevdim aşkım. İçimdeki kroyu uzun zamandır duymuyordun.
Bugün kendimi etrafımdaki insanlarından birine benzetmeye çalıştım. Tip olarak değil. Koca göbeğim ve hava yastığı popomla tipimin benzemesi çok zor. Sadece yaşanılanları. Benzemez ama denedim işte. Olmadı. Hep kendimi 'ama'larla ayırıp durdum. Ama ben öyle değildim, ama ben daha az sevmiyordum, ama ben fazla özlemiştim, ama ben evine gitmiyordum, ama ben ileriyi düşünüyordum, ama ben abimi daha fazla seviyordum....gibi....
En yakınlarımı seçemiyorum bu aralar. Yine herkese güvenir, ikinci dakikada her şeyimi anlatır oldum. Oysa bu bana çok zarar vermişti. Yapmıyordum uzun zamandır. Yine yapmaya başladım.huyluhuyundanvazgeçmezmişyaişteböylebirşeydırırırıişyeböylebirşey.
İnsanları hiçbir zaman tam olarak tanıdığımı söylemedim. Hep bir 'belki'm oldu karşımdakilere. Ve yine öyle. Çünkü tam olarak tanıdığımı düşündüğüm anlarda hep bir şey oldu. Bir şey oldu ve devamında hayal kırıklığı. Canımın acıması. Tedirginlik. Bir şey oldu ve her şey değişmeye başladı. Benim konuşma baloncuklarım, iyimser düşüncelerim....hepsi değişti. İşte bununla beraber kimseye güvenememe sendromu başladı. Bazen yeri geldi kendime bile güvenemedim. Hatta güvenmek istemedim.
YAKLAŞIK BİRKAÇ AYDIR KENDİMDE SADECE TEK BİR DUYGUYA GÜVENİYORUM. HİÇBİR ZAMAN HİSSEDEMEDİĞİM BİR DUYGU.
Kimse karşısındaki için vazgeçilmez değildir diyordum herkese. Şimdi benim de vazgeçemediğim biri var. Şimdi benim vazgeçmek istemediğim biri var. Zaman hızlı geçsin istiyorum ya, benim inadıma zaman sadece onunlayken hızlı geçiyor. O yokken sanki elimden tatlımı alıyor gibi acı çektiriyor. Bir de pis pis sırıtıyor yüzüme salak şey! Daha kaç gün oldu. Sanki yıllardır görmemişim gibi.
Bazen. Yani çok özlediğim zamanlarda. Yani aslında hep özlüyorum ama bazen daha çok özlüyorum. Neyse ne diyordum. Çok özlediğim zamanlarda, onu yeni bulduğum için mi diye düşünüp duruyorum. Önceden olsa, ondan öncesindeki gibi olsaydım ya da az önce bahsettiğim çok güvendiğim duygu olmasa, zamanla özlemem hatta bazı şeyler eksilir bile diyebilirdim.YANLIŞ Hatta imkansız. Ne yapıyor bilmiyorum ama imkansız.
En yakınlarımı seçemiyorum bu aralar. Yine herkese güvenir, ikinci dakikada her şeyimi anlatır oldum. Oysa bu bana çok zarar vermişti. Yapmıyordum uzun zamandır. Yine yapmaya başladım.
İnsanları hiçbir zaman tam olarak tanıdığımı söylemedim. Hep bir 'belki'm oldu karşımdakilere. Ve yine öyle. Çünkü tam olarak tanıdığımı düşündüğüm anlarda hep bir şey oldu. Bir şey oldu ve devamında hayal kırıklığı. Canımın acıması. Tedirginlik. Bir şey oldu ve her şey değişmeye başladı. Benim konuşma baloncuklarım, iyimser düşüncelerim....hepsi değişti. İşte bununla beraber kimseye güvenememe sendromu başladı. Bazen yeri geldi kendime bile güvenemedim. Hatta güvenmek istemedim.
YAKLAŞIK BİRKAÇ AYDIR KENDİMDE SADECE TEK BİR DUYGUYA GÜVENİYORUM. HİÇBİR ZAMAN HİSSEDEMEDİĞİM BİR DUYGU.
Kimse karşısındaki için vazgeçilmez değildir diyordum herkese. Şimdi benim de vazgeçemediğim biri var. Şimdi benim vazgeçmek istemediğim biri var. Zaman hızlı geçsin istiyorum ya, benim inadıma zaman sadece onunlayken hızlı geçiyor. O yokken sanki elimden tatlımı alıyor gibi acı çektiriyor. Bir de pis pis sırıtıyor yüzüme salak şey! Daha kaç gün oldu. Sanki yıllardır görmemişim gibi.
Bazen. Yani çok özlediğim zamanlarda. Yani aslında hep özlüyorum ama bazen daha çok özlüyorum. Neyse ne diyordum. Çok özlediğim zamanlarda, onu yeni bulduğum için mi diye düşünüp duruyorum. Önceden olsa, ondan öncesindeki gibi olsaydım ya da az önce bahsettiğim çok güvendiğim duygu olmasa, zamanla özlemem hatta bazı şeyler eksilir bile diyebilirdim.
22 Ocak 2012 Pazar
ukala gülümsemesi götürmüş onu heyecana
İstemeden oldu dedi.
Sadece dinledim.
Ona bütün gün evde olacağını söyledi, konuşurken hiç takılmadı kelimeleri birbirine. Hepsi sırasıyla dizildi, eksiksiz ve kusursuz. Evet kelime bu. Tam anlamıyla kusursuz bir şekilde. Bazen espriler de yaptı.
Sonra yaptıkları da birbirini izledi tabi. Üstünü giyindi, en sevdiği parfümünü sıktı. Yüzüne ukalaca bir gülümseme yerleştirdi. Böyle olur zaten. İnsan ne zaman kendisine güvense, birilerini ciddi anlamda kandırabildiğini ve hatta bunun hissedilmediğini anladığında yüzüne o sahte gülümsemeyi yerleştirir.
Sahte ama başarılı. Sonra söyleyeceği cümleleri seçti. Basit ama etkili.
Kapıdan çıkarken neredeyse uçacak gibi hissediyordu kendisini. Aslında yedek lastiği vardı ama bir yenisi ve daha heyecanlısı daha kötü olamazdı ya?
Buluşacakları yere gittiğinde heyecandan ölecekti. Öyle ki bana attığı mesajda hissedebiliyordum o anki ruh halini. Mal. Harfler birbirine girmişti. Artık bakmadan mı yazmıştı ne yapmıştı bilmiyorum ama içine girdiği durumun farkında değildi. Farkında olamayacak kadar sıkılmıştı ilişkisinden. Öyle söylüyordu. Sıkıldığına kendisini inandırmıştı.
O gün. Eski sevgilisiyle buluştuğunda, hiç susmadan konuşmuşlar. Birbirlerine eski günlerden bahsetmişler. Bazen gözlerinin içine bakmışlar uzun uzun, aralarında geçen kötü şeyleri düşündüklerindeyse; gözleri kaçmış birbirlerinden. Uzaklara, birbiriyle temas edemeyecek en uzak ama bir o kadar da yakın mesafeler aramış gözleri. Mesela kızın kırmızı çorabına takılmış gözleri. Eskiden dokunduğu saçlarını düşünmüş. Ne de güzeldi o zamanlar diye.
...
...
Günlerce tekrarlamış bunu. Fırsat bulduğu her an, zaten boş bir insandı ve her saati de boştu, sevgilisinin yanına gitmektense eski sevgilisiyle görüşmeyi tercih etti. Her buluşmasında da bana mesaj attı. Benim onu rahatlatacağımı, süslü cümlelerimle onu desteklememi mi bekliyordu bilmiyorum ama istediğini vermiyordum. Çünkü ilk görüşmelerinin dışında, yani diğer görüşmelerinde hiç konuşmamışlardı. İlişkileri daha çok tensel bağa dönmüştü. Özlüyorum diyordu ama sesini değil; dokunmasını. Gülüşünü değil; öpücüklerini. Eskiden paylaştıkları ŞEYLER dışında hiçbir iletişim yoktu aralarında. He unutmadan. Hala diğer kızla ilişkilerine devam ediyorlardı. Bitiremiyordu. Çünkü bitirirse konuşabileceği insan kalmayacaktı. Samimi olarak sevdiği, sevildiği biri kalmayacaktı. Ben dinlemiyordum çünkü dinlenmeyi hak edecek olaylar yaşamıyordu son birkaç ay. 3kalbi bir arada tutuyordu.
Eski sevgiliyse yine görüşmeye(
O ve ukala gülümsemesi eve doğru yol almışlardı.
He evet artık barlarda ya da kafelerde takılmıyorlardı. Rahat değildi onlara göre. Evi tercih ediyorlardı, çünkü rahattı onlara göre.
İki gün önce beni aradı. Ağlıyordu. Benim ukala arkadaşım ilk defa ağlıyordu. Sevgilisi öğrenmiş. Ayrılmışlar. Ne bekliyordu? Dün görüştük. Neden bilmiyorum ama ikimiz, tek başımıza görüşmek istemedim. Ortak bir çift arkadaşımız vardı onları da çağırdım. Hep beraber oturuyorduk. Sonra aldı beni camın kenarına götürdü 'NEYAPARIMBENİREM' dedi. Ne yapabilirdi ki? İlişkileri o kadar güzeldi ki; o yeni heyecanlar uğruna batırmıştı her şeyi. Ve ben ne diyebilirdim ki ona. Dinlemiş miydi beni ukala gülümsemesi?
İstemeden oldu dedi.
Sadece dinledim.
21 Ocak 2012 Cumartesi
Sayılı gün çabuk geçer oğlom
Ben her güzel şeyin bir sonu olduğunu biliyorum.
4kardeş hep bir aradayken...herkesin farklı şehirlere dağılmasında, künefemin sonuna yaklaştığımda, onun yanından ayrıldığımda....hep güzel şeylerin sonuna geldiğimin farkındaydım.
Annemle babama bakıyorum mesela.
Babam evde olduğunda sürekli annemin etrafında olur. Mutfakta hep annemin yanındadır. Annem üzüldüğünde...Tansiyonu tavan yaptığında...Hatta annemi kızdırdığında bile yanındadır onun. Ne zaman anneme kızsa, tartışma sonunda 'anneniz haklıydı' der bize. Bugün mesela onları düşündüm. Nasıl evlendiklerini. Neleri aştıklarını.
O zor zamanlarda, eski zamanlarda....batıl insanların zihniyetinden nasıl da ilişkilerini kurtardıklarını düşündüm. Babamın anneme her bakışında nasıl adım attıklarını düşündüm.
Madem her güzel şeyin bir sonu var, bunu söylediklerine göre var bir şey, neden evlilikleri hala sürüyor?
Yani aralarındaki sevgi bitmediyse biten ne?
Aşk mı?
Aşk biter mi?
Her gün yüzünü, gülüşünü hatırlamak için gözlerini O'na kapatmak mı yoksa bir zamanlar 'araya mesafe girerse aşk biter' düşüncelerine katılan bir insanın düşüncelerinin 'şu sayılı sürü gün geçse de O'na sarılsam bir an önce' şeklinde değişmesi midir aşk?
Bazen susarken bile sevmek olabilir aşk.
Tek bir telefon sesine 32diş moduna geçmek.pardonbenim28dişimvar.
İkinci, 3üncü, dördüncü....görüşmede hala kalp atışlarının bir anda hızlanıp yavaşlaması olabilir. Onunla telefonda konuşabilmek için kurabiyeyi son anda ısırmaktan vazgeçmek de olabilir.
ya da bilmiyorum.
onu hatırlatan, hatırlattığında beni heyecanlandıran her şey aşk olabilir, sevgi olabilir.
Bu gece de çok seviyorum onu.
komik olduğu için, düşünebildiği için, konuşmasını bildiği için, benimle dalga geçtiği için, her an gidebilirsin ama' korkumu üzerimden attığı için...yaniherzamanbirkorkuvaramaböylebenimşizofrenikkorkularımgittienazından.
Asla unutamam dediğim insan aylardır aklıma bile gelmiyor peki buna ne demeli?
Bana herkesin aksine bir geleceği hissettirdiği için seviyorum onu.
Her an düşünüyorum.
Her an özlüyorum.
Sanki hep onunlaymışım gibi hissediyorum bazen.
sanki onun sıcaklığı üzerimde olmayınca hep üşüyecekmişim gibi.
başa dönecek olursak; bir son olduğunu kabul edecek olursak.... her şeyin sonu biz olabiliriz. birlikte bir sonumuz olabilir bence, çünkü her şey birlikte sona doğru gitmemiz için uygun.
Sadece sevelim birbirimizi.
Sanki ben aylar öncesinden seni sevmeye hazırmışım gibi benimsedim seni. Şimdi baktığım her yerde sen varsın. pekibukötübirşeymi.
17 Ocak 2012 Salı
Bugünün içeriğinden koptu geldi
Bir şeylerden ne zaman vazgeçsem, birileri için o şey en önemli şey haline geliyor. Ne zaman birisi benim için çok önemli olsa o kişi bir başkası için 'gereksiz' olarak nitelendiriliyor. Künefe için ne zaman çok güzel desem, ay çok şerbetli nasıl yiyorsun tepkisi alıyorum. Birini ne zaman çok sevsem her şey çok sıradan geliyor insanlara. Sevgiyi basite indirgiyorlar. Künefeyi şerbetli diye dışlıyorlar.
Pembeyi de sevmiyorlar. Panjurdan bahsetmiyorum.Barbie'yle Ken'in arabasından da bahsetmiyorum. Elbiseden, atkıdan, kalemden, defterden, çilekli sütten bahsediyorum. Çok kızca lan diyor arkadaşım. Gerizekalı sen nesin, erkek mi? Yoksa 30 yaş bunalımında falan mısın?
Türkçe şarkı fazla bilmediğim için ne biçim Türk'sün muamelesi görüyorum alfabemizin harflerini yersiz ve sebepsiz kullanan 'sevqili aRKadaşım'dan.
Tuvalette yarım saatten fazla durduğum için vaktimin birçoğu boşuna geçmesin diye kitabımı, bilgisayarımı yanıma alıyorum diye oyalanıyor oluyorum olmasına ama bilmiyorlar ki düzeni bozulduğu an iki hafta gazını ben çekiyorum.
Gülerken kendimden geçiyormuşum bazen, çok mutsuz olduklarında onları güldürebiliyormuşum. Şebekmişim. Şükür lan. Sonunda iyi bir yere bağladılar.
Acele etmeseymişim bugün düşüp morartmazmışım bir yerlerimi. Haklılar. Ama bilmiyorlardı ki neden acele ettiğimi. Siz de bilmeyin zaten. Ama haklı sebeplerim vardı cidden.
yani
her şeyi
bilemezsiniz
zaten. bu biraz
şey...işte biraz imkansız
Beni böyle kabul edin.
Konuşurken birden ne söyleyeceğimi unutabilirim. Bazen çok kırmızı ve pembe sevebilirim. Bir anda dalıp gidebilirim. Sevgilinle aranın neden bozulduğunu yarın bana tekrar anlatmak zorunda kalabilirsin. Bazen seni sıkabilirim, hep onu anlatabilirim. Bazense hiçbir şey anlatmam, en yakın arkadaşım olduğunu düşünüyorsan haklı olarak isyan edip 'anlatsana biraz' diye sitem edebilirsin. Hayatından bir anda çıkıp gidebilirim. Bazen hiç gidemem. Paylaştığım tatlılardan rahatsız oluyorsan beni feysten silebilirsin, çünkü bu benim klasiğim. Hep olacak yani. Ama sen listemde hep olmak zorunda değilsin. Benim için bir şeyler ifade ediyorsun demek değil sana 'kanka' demem. Ağlarsan senin yanında olabilirim. Soru sormam, anlat demem. Tamam çok merak ederim ama sıkmam seni. Ama bazen de çok sıkabilirim.
Yarın Türkçe sınavım var. Konuyu kimse bilmiyor, müfredat diye bir şey yok. Sadece konuşuyoruz derste. İnsan merak etmez mi ne çıkar diye. Etmiyorum işte. O kadar da rahat oluyor insan ilk vizesi yüksek, sunumu da pohpohlayıcı bir not olunca.
neyse
son2.
15 Ocak 2012 Pazar
bonomolaştırdığım pazar
http://fizy.com/#s/2b7jp7
Güneş vuruyor storların arasından.
Hepsi beni davet ediyor pazar gününe, deniz kenarına.
Şu
Ama günü yatağın içinde gece etmek de istemiyorum. Pazar günlerinden nefret ettiğimi söylemiş miydim.
Biraz yürürüm, biraz düşünürüm. Belki hiç düşünmem.
Değişme hayat çok güzel
sen
bana deli deme deli değilim ben
hayat güzel değil mi buradayken
memnun musun seferinden
dünya bir başka değil mi aşıkken
sevdin mi sen
sevmek güzel
****
Sevmek çok güzel seni sevmek çok güzel
seni sevmek çok güzel
senin olmak süper
diyor Bonomocuğum.
Katılıyorum. Siz de dinler misiniz ben dinlerken, böyle tek başıma olmuyor da.
Bugün kırmızı olsun.
Dikkatimi çekecek her şey bugünde toplansın istiyorum ve artık bana aynı çocuğun cips anketimize katılır mısınız demesinden vazgeçmesini istiyorum.
Çalışmıyorum derken neden beni kandırmaya çalışıyorsun güzelim ben bilmiyor muyum sanki senin çalışmamalarını.
Mavi ojem olsun bugün. Mavi gibi cıvıl cıvıl dışarısı.
Tokamı kaybettim.
Birileri geliyor bugün buraya. Keyfim kaçtı ama yapacak bir şey yok. Yok tabi kendimi toplu taşıma aracında yaşıyor gibi hissediyorum. Odanın içi İETT ler gibi. Bir sürü kafa var. Bir sürü tilki. Bir sürü yaşanmışlık var. Seveni de var sevilmeyi hak etmeyeni de. Aldatılanı da var her gece aldatanı da. Horlayanı da pis kokanı da var. İNECEK butonu da yok bu odanın. 10ay sözleşmesi var. Tıkır tıkır 775X10 canım. Pahalı parfümler ucuz vücutlar. Allık allık (alıkalık) suratlar. Bir bedende birkaç vuruş. Siyah elbiseler, kırmızı topuklu ayakkabılar.
Kokuyu hissettiniz mi? Koku hissedilir mi?
Sen de özledin mi beni? Ben çok özledim anne seni.
Ben sarhoş olsam, bu güneşten, seni sayıklasam duyar mısın, gelir misin. Ya da bir kez daha bana sevgilim der misin, belki bu son duyuşum olur. Belki birazdan çok önemli şeyler olur.
Bu saçmalamamın bir sebebi var elbet. Var tabi. 5beş05:05 te uyudum ben. Sabahtan beri bonomo dinliyorum ve bunu ilk kez yapmıyorum ben.
bana greyfurt sıkar mısınız.
Bugün pazar.
Bugün bilmem kaçıncı kez yine pazar.
Telefonumun hiç çalmadığı pazar.
sen seç. ne renk oje süreyim?
biraz yüksek sesle konuşur musun, müzikten duyamıyorum da.
5 Ocak 2012 Perşembe
fazlasıyla onlardan


Sağlıklı olsun da..
Şu sınav bir geçsin de..
Biraz birbirimize zaman tanıyalım da..
Bir pazartesi gelsin de..
olsun da gitsin de bitsin de sevsin de.
Sürekli bir şeylere bağlanıyoruz. Hatta durmuyoruz. Bir şeyleri de başka bir şeylere bağlıyoruz.
Kendimizi bir başkasına.
Başkasını koşullara.
Koşulları imkanlarımıza.
İmkanlarımızı ruh hallerimize.
Birini ne zaman çok seversen, daha az sevilmeye razı olacaksın.
Birinden ne kadar nefret edersen, daha fazla görmeye hazır olacaksın.
Nasıl diye düşünmeye başlayacaksan da içinden çıkamayacağını baştan kabul edeceksin, etmelisin.
Bazen duygular tamamen katlanılmaz olacak bazense her şeyin bir an önce başlaması için çok değişik heyecanlar hissedeceksin, bitmesi için demiyorum buraya dikkat etmelisin.
Mesela birinin elini tutabilmek gibi..
Onu öpebilmek gibi..
ya da hepsini geç.
Sadece düşünmek gibi..
Bitirmeyi düşünmeyeceksin daha başlarken.
Şuan hayatının tam anlamıyla
Birlikte mutlu olacağına inandığın bir insandan nereye kadar kaçabilirsin ki. Ya da kendinden... düşünmekten..
1 Ocak 2012 Pazar
ho ho HÖ
Dünden ne farkı var bugünün diye merak ediyorum. Genel olarak tabi ki de hiçbir farkı yok. Ama yine de bir şeyler değişti. En azından rakamlar yer değiştirdi? Çift sayı geldi ki ben çift rakamları severim.
Çiftleri severim.
çift bizsek daha çok severim, neyse.
ikibinonbirin bitmiş olması o kadar güzel ki. İçine birkaç güzellik serpiştirilmiş berbat koca bir yıl.
İnsanların güler gibi yapıp söver gibi konuştukları yıl.
Bol yüzlü.
Bol kalorili.
Bol stresli.
Bol iniş çıkışlı, koskoca bir yıl.
Neler öğrendiğimi konuşalım biraz.
Öyle birkaç gün takıldığım insanlara 'iyi' dememeyi öğrendim.
İntegrali öğrendim. Çok da sevdim.
Sınavların yüzümüzde çıkardığı sivilcelerin gelip geçici olduğunu gördüm, aynı zamanda sınavın birçok insanı değiştirdiğini.
2 yılın sadece alışkanlık olduğunu anladım. Koskoca 2 yılın boşuna geçtiğini, belki de bana birçok şeyi kaybettirdiğini fark ettim.
Baklavanın ayda sadece 3 dilim yenmesi gerektiğini duydum ki sonrasında yaşadığım travmayı düşünmek istemezsiniz.
Bazı şeylerin görmeden de olduğunu anladım ki bu çok korkunç. Yani duymak bile yetiyor çok güçlü duygular için.
İlk defa kovaladım mesela.
Bu yılsa yeni olduğu kadar güzel olmalı her şey.
Mesela önceliklerimi bilmeliyim.
Sabretmeyi öğrenmeli hatta yeri geldiğinde bittiğini kabul edip uğraşmamayı öğrenmeliyim.
Yatarken ayaklarımı havaya,duvara uzatıp kitap okumaktan vazgeçmeliyim.
Dişlerimi fırçalarken konuşmamayı öğrenmeliyim. Oluşan görüntüden bazen ben bile korkuyorum.
Az şarkı, az kayıp. İnsanlar vöoysimden kaçıyor.
Siyaha bu yıl da devam etmeliyim, çünkü... Çünkü güzel yani.
Daha azına alışmış insanlardan daha fazlasını beklemenin hata olduğunu anlayıp, oturmalıyım popomun üstüne.
ota boka gülüp, her an beni kırabilirsiniz' ifademden kaçmalıyım. Kaçamasam da en azından bunu herkese göstermemeliyim.
meliyim.
malıyım.
Neyse.
Şimdi kahve içip, fal baktırmalıyım.
möcük.
daha az sevmek için uğraşırsam, deneyebilirsem... bence her şey daha güzel olabilir.
29 Aralık 2011 Perşembe
Kutlamayınız
Cumartesiyi pazara bağlayan gece yeni bir yıla başlıyoruz. Bu uğursuz yıl bitiyor ve güzel bir yıl olmasını umduğumuz bir yıla daha geçiyoruz.
Her yeni başlayan şeye dair umutları var biz insanların. Her yeni şeyde, yeni umutlar.
Yeni bir ilişkide, bir öncekinden daha iyi olsun istiyoruz.
Her pazartesi diyete başlıyoruz.
Her ‘yarın’ ders çalışıyorum diyoruz.
Her akşam düzenli olarak kitap okumaya başlıyoruz.
Her kötü şeyin sonunda daha çok akıllanıyoruz.
-yoruz, -yoruz, -yoruz.
Ve evet.
Yeni bir yıla da başlarken bir sürü umutlarımız oluyor.
Ben yeni bir yıldan bir şey istemiyorum. Yeni bir yıl demek benim gözümde sadece tarihin rakamlarının üzerinde oynaması o kadar. Hiçbir şey ifade etmiyor. Hatta her pazartesi benim için daha önemli. Diyetler işte, bilirsin.
Oda arkadaşlarımın hepsi yeni yıl için aylar öncesinden partiler ayarlıyor. Birileri yeni yılda artacak vergileri düşünürken belki de bir diğerleri ilk ilişkisine giriyor olacak o gece. Belki de o gece hayatlarının hatasını yapacaklar. Belki aşık olacaklar, içkilerin etkisiyle. Belki benim gibi annesi ve ablasıyla çam ağacının olmadığı salonlarında girip, gece yatmadan önce seneye görüşürüz esprisini yapıp uyuyacaklar.
Benim gözümde eğlenmek çok güzel bir şeydir. Dans etmeyi, sesimin berbatlığına rağmen bağıra çağıra şarkı söylemeye bayılırım. Banyodaki sesler benden sorulur. Hatta daha önce bunu sana söyledim mi bilmiyorum arkadaşım ama yurtta dans ederken öyle kendimden geçmişim ki karşı okulun perdeleri birden sinirli bir şekilde kapatıldı. Neyse ne diyorduk. Heh evet, eğlenceyi severim ama hayatımda hiçbir zaman –kesinkonuşmayısevmiyorumama- kutlamayacağım iki gün vardır; o da yeni yıl ve sevgililer günüdür. İkisi de saçma. Tamamen alkole, hediyeye, bol yapmacıklığa dayanan iki gün. Bir ocak, on dört şubat. Tamamen saçmalık.
İnsanlar bayramlarda iki adım hareket edip akrabalarının ellerini öpmekten aciz ama aylar öncesinden o gün ne giyineceklerini planlıyorlar.
İnsanlar sıradan günlerde birbirlerine birbirlerini sevdiklerini söylemekten aciz ama o saçma sapan günde herkes aşık oluyor.
Bu dediklerime katılmıyor olabilirsin ama ben böyle düşünüyorum. Buna inanıyorum. Yobaz bir insan değilim, dedim ya eğlenmeyi ya da aşık olmayı ben de seviyorum. Hatta itiraf edeyim aşıkken o kadar şapşal oluyorum ki o halimi bile çok seviyorum. Ama bu iki gün tamamen yapmacık ve sahte geliyor bana. Biraz benim baktığım taraftan bakarsan anlayabilirsin. Çünkü biliyorsun seninle ortak acılarımız, sevinçlerimi var. İkimiz apayrı iki insan değiliz.
Bugün yaşıyorsun, iyi kötü nefes alıyorsun. Kalk elini yüzünü yıka. Dişlerini fırçala. Üzerine en yakışan elbiseni giyin. Saçını yap ya da yaptır.
İlk olarak annene git onu ne kadar sevdiğini söyle. Öp kocaman. Bir şey kaybetmezsin. Bunu yaparsan rahatladığını fark edeceksin. Sonra sevgilini ara, onu hiç kimseye değişmeyeceğini söyle. Sana sahip olduğu için kendisini bir kez daha şanslı hissetsin. Eğer sevmiyorsan, öylesine içindeysen ilişkinin hemen ayrıl. Çünkü onunla geçirdiğin her dakika bir şeyler kaybediyorsun aynı zamanda kaybettiriyorsun.
Kendini sev ilk önce.
Düşünmeyi sev.
İnsan düşündükçe büyür çünkü.
26 Aralık 2011 Pazartesi
Özür dilerim
Özür dilerim.
Bugün dalgınlığıma geldi, seni düşünmeye başladım. Aslında seni düşünürken yanına kendimi getirmedim. Ben yoktum. Sadece sen vardın. Neden diye sorabilirsin ya da sormazsın (her zamanki gibi) fark etmez. Nedenini bilmiyorum. Nedeni belki de seninle benim, bizim, hiçbir zaman yan yana gelemeyecek olmamız olabilir. Gelmeyecek olmamız da diyebiliriz tabi.
Özür dilerim.
Bugün farkında olmadan seni anlatırken sevgilim dedim. Çok mutluydum. Seni yine benimmiş gibi anlatırken. Sonra yanımdakinin beni bozmadan, bana imalı bir şekilde baktığında anladım. Yanlış kelime kullanmıştım. Yanlış insan için yanlış kelime. Ne yapayım, çok benimsemişim seni.
Özür dilerim.
Bugün seni tam rahatsız edecektim ki kendimi zar zor durdurdum. 'Hadi dön' diye mesaj atıyordum, göndere basmadan vazgeçtim. Çünkü dönsen de değişen hiçbir şey olmayacaktı. Çok emin konuşuyorum dimi? Çünkü biliyorum. Çünkü bir kez gitmedin sen.
Özür dilerim.
Bu şarkıyı dinlerken seni bir bir silmeyi düşünüyorum; aklımdan, kalbimden. Çok istiyorum bunu. Gelmeyecek bir insanı, hiçbir zaman dönmeyecek bir insanı beklemek...sevmek... ne kadar zor bilmiyorsun sen. Belki yaşadın bunu. Benim dışımda biriyle. Herhangi biri işte. Belki ileride yaşayacaksın. Herhangi biriyle, benim dışımda biriyle işte.
Özür dilerim.
Bugün sen aklımdayken başka bir çocuğun bana kur yapmasına izin verdim. O konuşuyordu, ben gülüyordum. O bana bakıyordu, ben seni görmeyi deniyordum. Daha ilk günler diye mi seni arıyorum yoksa önüme gelen herkeste? Öyle mi dersin. Geçer mi dersin.
Özür dilerim.
Bu gece de seviyorum seni.
Özür dilerim.
Bugün daha çok özledim seni.
Özür dilerim; ben sadece daha fazla soru istemedim sana dair.
24 Aralık 2011 Cumartesi
bazen giderler ve kabul etmek zor da olsa; bu en iyisidir
İsteyen istediği şekilde duygularını tatmin edip gidebilir yazısı falan mı yazıyor benim alnımda.
bir dakika.
Yaşadığınız en güzel ilişkilerin ya da hayatınızın aşkını nasıl bulduğunuzu çok merak ediyorum. Neler yapıyorsunuz aşık olduğunuz zaman, neler hissediyorsunuz. Hiç ilişkinizde kırıldığınız oldu mu. İlişki dediğiniz şey ne. Mutluluk tek bir kişiye bağlanmalı mıdır, her şeyin sonu olduğu bilindiği halde. Ya da bir ilişki bittiğinde yeni insanlara kendinizi nasıl açıyorsunuz. Aşk bazı insanlar için var mı, bazı insanlar aşık olamıyor mu. Kriterler belirtildiğinde bulunabiliyor mu ısmarlama aşk?
biraz sevsin.
yok baya sevsin.
hatta aşık olsun.
saklamanın ne anlamı var. bana aşık olduğunu her an hissedeyim.
Bir ısmarlama aşk arıyorum, ilgililerin dikkatine!.' falan diye duyuruyor musunuz yoksa sevgilinizden ayrıldığınızda.
ÇOK SORU SORDUM BİLİYORUM.
N E Y S E.
Çok güzel duygularım yok mesela artık benim. Herhalde gelecek sevgilimi şöyle seksen yıl izleyip
Bazıinsanlarıanlamakişkencegibidiraradabirdurupdinlenmekistersinamakaçmasındankorkupduramazsındadinlemezsindeaynıbuyazıyıokumakgibiişkencedirbazıinsanlarıanlamakkigalibabençoksevdimamaölmedimyanihalanefesalıphalaazalsadagülebiliyorumgülmeyiseviyoruminsanlararağmenonarağmenonudaseviyordumzatenben.
Bazı şeyler bittiğinde üzülür insan.
Ben üzüldüm.
Geri dönüşü olmasın diye de dua eder ama bir yandan.
Çünkü üzülmeye devam etmek istemez.
İstemiyorum mesela.
ki geçiyor.
gerçekten.
Her gün biraz daha biteceksin benden.
Ve bazı insanları unutmak çok kolay olur. Çünkü kimseye benzemez. Kimse onları hatırlatmaz size. Kimse gibi olmamıştır ve siz onu kimse de aramayı düşünemezsiniz. Çünkü bilirsiniz ki kimse gibi değildir. Ve böylelerini unutmak başlarda ne kadar zor gibi gözükse de aslında zamanla kolaylaşır. Zaman insanı olgunlaştırır mı bilmiyorum ama bazı acıları hafifletir, unutulmazların hatırlanmasını zorlaştırır. Böyle durumlarda yapılabilecek en iyi şey susmaktır.
Ve ben de sende susuyorum.
İnanabilirsin bana.
Ne tutarsızlıklarım vardı sana ne de belirsizliklerim. Çünkü en başından beri aynıydı düşüncelerim.
Ama bu sabah.... Her şey değişti...
İyi bak kendine.
son bir şey daha. benden sonrakinde üçüncüde dördüncüde ya da fark etmez onuncuda da olabilir; iyi bak sevgiline. çünkü onlar da benim gibi olacak. benim gibi derken; seni seveceklerinden bahsediyorum sadece. çünkü hiçbiri benim gibi aptal olamaz. seniseviyorum. ve son kez; öptüm.
20 Aralık 2011 Salı
Telefonumdaki notları bilin istedim. Çünkü siliyorum canlar.
Okeye gidiyoruz haftaya cumartesi .D
5 Temmuz 2010 17:03
Çok erik yedik laaaaaağn. 'Sıla Berrak
6 Temmuz 2010 23:49
Güzel bir günün ardından belirsiz bir gece.
9 Temmuz 2010 23:07
Twist'i unutma !
16 Haziran 2010 20:07
Bazen ne yaparsaaaaaan yap olmuyor bazeeen29 Haziran 2010 23:55
İnce ince soğanı kes dört tane.Yumurta kır yine dört tane.Tuz, karabiber koy.
13 Ağustos 2010 00:13
Hayat beni neden yoruyorsun!
26 Ağustos 2010 02:24
Hayat çok garip. Bir gün iyi olurken diğer gün tam tersi kötü olabiliyor. Bazen kararlar alıyorsun ya da hayat sana zorla aldırıyor orası meçhul. Bu kararlarda çok kesin düşünüyorsun. Ve öyle bir gün geliyor ki aldığın kararı tamamen unutuyorsun. O karar için verdiğin emeklerin hiçbir önemi kalmıyor. Senin için önemli olan o kararı unutmana neden olan şey oluyor. Sonunda da hiçleşiyorsun. Kararlarında duramayan koca bir hiç. Artık kendisini kendisine kanıtlamaya çalışan değil, kendisini tamamen dışarıdaki yabancılara kanıtlayan bir zavallı, aciz. Hoşgeldin. Yeni hayatına hoşgeldin..
30 Ağustos 2010 20:40
Yazık çok yazık, tanıyorum sandığım insanlar çok yamuk.
2 Eylül 2010 00:20
Bazı şeyler gözümün içine sokularak yapılıyor. Ve bu hiç hoşuma gitmiyor. Neden ya neden!
5 Eylül 2010 14:11
Yersin sonra yemedim dersin.
6 Eylül 2010 22:27
En saf kadınlar bile rol yapmada ne kadar usta oluyorlar.
6 Eylül 2010 23:23
Saat 04:02 teyzemde kalıyoruz. Dilara hortladı. Beni de hortlattı. Sabahın köründe dersanem var. Teşekkürler Dilara teşekkürler kuzen.
16 Eylül 2010 04:03
Bazen birbirlerine yalanmak için şekilden şekle girenlere şahit oluyorum.
17 Eylül 2010 19:32
Of!
20 Eylül 2010 23:37
İrem'le dersanedeyiz. O mesaj bekliyor içten içe. Bense sıra yüzünden ağrıyan popomla uğraşıyorum. Şimdi dışarı çıkıyoruz. Arslan hocayla camın kenarında muhabbet etmekteyiz. Şimdide çıktık akm'ye gidiyoruz. 'SılaBerrak21 Eylül 2010 15:41
İremin hiç bitmeyen tuvaleti yine gelir ve beni nargileyle baş başa bırakır.
21 Eylül 2010 16:32
Bütün mallar bir sınıfa mı toplanır? Koskoca bir sene ya!
23 Eylül 2010 14:00
Yine de düşünürsün, ipler her zaman senin elinde olmalı mı yoksa olmamalı mı diye. Yine de düşünürsün. Yorulmalı mı yorulmamalı mı diye.
27 Eylül 2010 19:50
Dün kurduğumuz imkansız hayallerden sonra şimdi dersanedeyiz. Seni sattım Emre'yle oturuyorum. Ooooooh. Arslan hoca çok komik tahtada şekilden şekle giriyor. Aslında buradan bakınca hepiniz çok komik gözüküyorsunuz. Soruları çözmek için şekilden şekle giriyorsunuz.d Konu da permütasyon. Bana dönüp kime mesaj attığımı soruyorsun, tabii ki de kimseye şapşal.d 'SılaBerrak
1 Ekim 2010 19:24
Üzülünce belli etmek mi gerekir illaki? Sadece paylaşırsan mı geçer o üzüntü? Ya da diyorum ki umursamamalı mısın bazen bazı şeyleri? Üzülmemek bununla ilgili bir şey. Çok ama çok karışık o şey.
1 Ekim 2010 20:58
3 Ekim 2010 12:09
Şuan en çok nerede mi olmak isterdim? Kimsenin beni tanımadığı, ama beni çok iyi anlayabilen insanların içinde. Hemde konuşmak zorunda kalmadan. Sadece anlasalar. Dinlemeseler ama bilseler ya da görmeseler ama hissetseler.
4 Ekim 2010 21:55
Bazen karşımda tıpkı benim gibi biri duruyor. Bazense karşımdaki hayatıma girmiş yeni, hiç tanımadığım biri.
7 Ekim 2010 22:19
Güven. Tam da mesela bu ya.
19 Ekim 2010 23:23
Eveeeeet İrem'in ne güzel bir gündü diyeceği bir günümüz dahaaaa .d 'SılaBerrak
24 Ekim 2010 17:25
Notnotnotnotnot....not 'SılaBerrak
1 Kasım 2010 20:34
Siz ev işi yapın, ben hep uyuyayım yihuuu 'SılaBerrak
1 Kasım 2010 22:44
Çok iyi yalancı olamazsın değil mi?
23 Kasım 2010 22:09
Sıla bok ye .d
27 Kasım 2010 10:21
Zaman diyorum çok çabuk geçse de şu içinde bulunduğum ikiyüzlülükten kurtulsam, yüzüme gülüp arkamdan ya da içlerinden saçma sapan şeyler düşünenlerden kurtulsam. Sadece sevdiklerim olsa, sevenlerim. Diğerleri hayatımda olmasa. Her şey ne kadar da güzel olurdu.27 Kasım 2010 20:18
Kendime her gün hatırlatıyorum; sabret!
29 Kasım 2010 22:41
Neye inanmalı; söylenenlere mi hissedilenlere mi?
30 Kasım 2010 21:05
Çok tehlikelidir duygularını saklayabilen. Dahada tehlikelidir yüzüne gülüp arkandan söven.
6 Aralık 2010 19:15
Sanki inadıma zaman yavaş yavaş ilerliyor. Sevdiklerim yanımda olsa belki bir ihtimal... Ama hepsi uzaktaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.
11 Aralık 2010 21:02
İpekyol! İnci! Unutma!
17 Aralık 2010 23:09
Aldatılıyorum insanlarca.
20 Aralık 2010 23:19
Aslında ben bu kadar dengesiz değildim. Havalar yaptı galiba beni böyle. Ya da bilmiyorum belki de insanlar... Tutarsızlıklar...
25 Aralık 2010 13:43
Mutlu oluyorsa bırak kalsın öyle. Ama önemseme de. Kısacası ne hali varsa görsün.
26 Aralık 2010 13:02
Evet burası mal kaynıyor. Yaş ortalaması 10. Belki de 5 bile olabilir. Ortalamayı düşüren de Merve.
20 Ocak 2011 15:26
Aşık olmak o kadar da önemli değil, bence bütün mesela aşık kalabilmekte.
22 Ocak 2011 17:23
Gördüğüm herkes tükürdüğünü yalıyoooooor, hayıııııırdırrrr?
22 Ocak 2011 17:23
i guesss....somethinglgksdşlgsdjşjljklş
29 Ocak 2011 22:47
Bugün güzel bir gün. Ama dostumu özledim..
10 Şubat 2011 20:29
Gözümden gelen yaş içine girdiğim bu karmaşık olaylardan dolayı mı? Bu garip duygulardan. Yoksa rımelim mi aktı?
17 Şubat 2011 22:34
Bazen insanın ağzı farklı söyler kalbi farklı. Bazen içimizdekileri bir türlü söyleyemeyiz ve bu yüzden her zaman yanlış anlaşılırız. Neden bilmem ama bu aralar hep bunu yaşıyorum. Yatıyorum kalkıyorum o. Beni yanlış anlıyor, duyduklarına inanma diyesim geliyor ama kalbimdekileri de söyleyemiyorum tabi.
18 Şubat 2011 08:02
Hayatıma giren herkes benim kafamda kurduklarım kadardır. Onun hakkında yorum yapmam anlık girip çıkmasıyla da olabilir.
19 Şubat 2011 12:47
Tıpkı bugün o şarkıyı mırıldandığımda radyoda çalması gibi, seni her düşündüğümde de karşıma sen çıksan. Yine öylesine baksan. Ben yine üstüme alınsam. Bir bakıştan binlerce anlam çıkarsam.
19 Şubat 2011 17:24
Her seferinde aynı sendrom. Aynı mal, öküz kişiliğinde sendromunu yaşıyorum. Galiba her konuda büyüsem de o'nda büyümem. O kalacak. Aynı çocukluğumdaki gibi..
24 Şubat 2011 13:54
Öyleyse bu da benden sana iremcim. Burası sıkıcı hayat sıkıcı ama biliyor muyuz gideceğimiz yerin sıkıcı olmadığını? Hiçbir şey bilmiyoruz. Biz daha çok küçüğüz. Önümüzde belki yıllar var belki öyle bir şey olacak ki bir anda değişecek her şey. Belki kötü sandığımız insanlar o kadar da kötü değildir. Bazen hiç tanımadıkların sana çok yakındır ya da bazen en yakınındakiler en uzak..Hayat değişiyor. İnsanlar da duygular da tabi. Aksi halini düşünsene, mongol gibi yaşar gideriz. Kısaca iremcim haklısın buradan gitmeliyiz. ÖSYM binası çökmeyeceğine göre gitmekten başka bir çaremiz yok balım. Umarımka hayat bizi layık olduğumuz yerlere, yanımızda sevdiklerimizle sürükler... Mutluluk bize de çok yakışıyor.. 'DilaraYılmaz
25 Şubat 2011 22:56
Bazen doğru olanı yapmak için en çok istediklerimizden bile vazgeçeriz...hayallerimizden bile..'Salih
26 Şubat 2011 23:39
Yazmak istemiyorum şuan çok sıkılıyorum salihcanla coğrafya ve tarih çözmeye çalışıyoruz bunaldım ööğğğğ.. Söylemek istediğin bir şey var mı can? Sus tamam. 'DilaraYılmaz
27 Şubat 2011 01:43
Bazenle başlayan her cümle bahanedir genç.
27 Şubat 2011 10:10
Az zaman çooooook iş dostum çok iş. Geleceğe adım adım... Hayaller ya da hayal kırıklıkları... Bizim kaderimiz hangisi? Anlıyorum... 'DilaraYılmaz
28 Şubat 2011 22:22
Geri gel zaman geri gel. Seni iyi değerlendiremedim zaman affet beni. Kıymetini bilemedim. Belki çok geç ama olsun anladım sonunda. Bana kızma zaman evet haklısın tembelin tekiyin ben kozalak kafalıyım ama bir büyüklük yap da affet beni zaman, bana zaman tanı. Hem bütün suç bende mi ki?? Daha keyfine varmadan geçip gidiyorsun. Azzz bi dur ya! Valla bıktık artık ama ben oseseusum anlamıyorsun. Yapmam gereken bi sürü şey varrr! Anlaaaaa noluuuuur acı bana üzül vah de mıh de de işte bir şeyler. Zamaaaaaaan benim için biraz durur musun lütfeeen?
2 Mart 2011 19:43
Ben her gün gördüğüm seni değil.... Ox'umu özledim.
4 Mart 2011 15:46
Ben kendime bile güvenemezken bana güven diyenler, ah siz..
27 Mart 2011 22:10
Muhallebi kusabiliiiiiiirim aaaaaay!
2 Nisan 2011 16:17
Sevgili mesajı 3 saatte silemeyen dokunmatiği şaşırmış telefonum merhaabaaaaa. Ben burada 3kilo yaptım sen hala ne yapıyorsun ya. Şimdi bir şey diyesim var ama dişlerimi fırçalamadım daha çok utanıyorum. Popo dondu burada hala silemedin bak ya! xoxo
3 Nisan 2011 10:11
Yine o akşamlardan biri, ara ara ses geliyor 'lokloklok.... Hüzün bastı bana anlıyor musun? Uzun zamandır ilk defa bu sıklıkla oluyor. Duygulanıyorum. Seni hep içimde tutmak istiyorum ama biliyorum ki sen benden uzakta olunca daha mutluyum. Aylavyumayşit. Bir de beni zorlamasan, bi anda çıksan. iki hafta beklemesen. Ah. ah..
8 Nisan 2011 21:16
Kimsenin kimseyi düşünmediği bir zamanda yaşıyoruz. Tıpkı birbirinden habersiz körler gibi. Varlıklarını hissediyoruz ama tepki veremiyoruz. Çünkü onların yaşayıp yaşamaması bizim onları varsaymamız için geçerli bir neden değil. Varlar ya da yoklar kimin umurunda? Kendilerini gösteremedikten sonra, kendileri görmek istemedikten sonra görünür olmaları ne fayda? İnsanlar birbirlerini kırıyor bu zamanlarda. Benim öğrendiğim şey bu.. Bencilleşiyoruz..
22 Nisan 2011 23:50
Bana kızı göster ne tür dost arası kaşar olduğunu söyleyeyim.
11 Mayıs 2011 15:21
Bugün cumartesi. Hepsinden farklı cumartesi. Kimsesiz, sessiz, bir o kadar da hırçın. Gölgelerden kaçan ürkek bir insanın üzerindeki yorgunluk gibi. Tıpkı ben gibi. Biz gibi. Olamayan biz gibi. Bugün sana bakarken düşündüm. Eski bizi. Çocukluğumuzu. Ne kadar da güzel, çocukçaymış. Şimdi birbirimizin yanında değiliz. Ben birine sevgilim derken belki de sen on kişiye birden kendini açıyorsun, her zamanki gibi. Değil mi? Gözlerin değişmiş. Bir başka bakıyorlar artık. Eski, kendisini henüz tanımamış saf insan gitmiş. Yerine akıllı olduğunu sanan ve her şeyin merkezine kendisini koyan birisi gelmiş. O gitmiş. Benim ilk aşkım gitmiş. Yoksa benden sonra öldürdün mü onu? Kim bilir. Evet. Artık biz diye bir şey yok. Olmayacak da. Olmasın da. İstemiyorum da istemiyorsun da. Ben nasıl sana baktığımda kötü şeyler hatırlıyorsam, sen de bana baktığında kötü şeyler anımsıyorsun. Yazdıkça anlıyorum. İçimi döktükçe hissediyorum. Cidden. Biz... Olamayan biz bitmişiz. Zor oldu ama sonunda bitti.
28 Mayıs 2011 14:26
Neydi bu insanların hayatından çıkış tarzın bu mudur senin??
8 Ekim 2011 09:58
Neden seviyorum seni. Neden aşık olduğumu söyleyemiyorum. Alt tarafı uzaklaşırsın benden. Ben neden korkuyorum benden uzaklaşmandan. Ne düşünüyorsun, beni nasıl görüyorsun ya da umurunda mıyım? Onu da bilmiyorum. Tek bildiğim kimse gibi değilsin. Kimse de senin gibi değil. Olmasın zaten. Keşke bunları ve daha fazlasını sana söyleyebilsem. Keşke bunları sana söylediğimde bana 'bende' diyebilsen. Keşke keşkelerimden senin üzerinden olmasaydı. Çocuğum değil mi? Bunları düşünmek çocukça. Seni düşünmek çok saçma. Değil mi? Aramızda hep mesafe olması bir sınır olması gerekiyor. Gerekiyor da neden? Böyle işte aramızdaki şey. Hep böyle kalır dimi? Sen hiç sevmezsin beni dimi? Sevsen keşke. Ben seni çok sevmişim meğer.
19 Kasım 2011 00:30
27 Kasım 2011 Pazar
sevmedim sendeki bu değişimi
İlk baktığımda her şey çok basit gelmişti.
Böyle yapıyordu herkes; konuşuyor,etkilenmiyor,düşünmüyor...
Böyleydi.
ve böyleyken de çok kolaydı.
Sonra elimde olmadan etkilendim.
ya da
İstemesem olmazdı değil mi?
neyse
Farklıydı ve kendisine göre doğruları vardı. Bazı şeyler ona 'yapmam' dedirtirken diğerleri 'her zaman yaparım' dedirtiyordu. Kısaca prensipleri vardı. Belki buydu beni etkileyen. Belki kararlı olmasıydı beni ona bağlayan.
Ama değişti.
Ben de sevmedim ondaki bu değişimi.
Asla yapmam dediği şeyi yaptı. Bence aşık olmayı geçin, bir insanı en çok etkileyen şey hayal kırıklığıdır. İnsanları bazen ayakta tutan tek şey hayalleridir ve onlar olmadığında boşluğa düşerler.
Gör bak kendimle uğraşıyorum artık.
Sen yoksun yanımda, hiçbir zaman olmayacaksın. Sen bunu her gün bana söylerken kendine göre kurduğun o sıradan cümlelerde beni uzaklaştırıyorsun kendinden. İstediğin buydu. Ne kadar başarılı olurum yine bilmiyorum ama ben de bunu istiyorum artık.
Bu sabah senin istediğin gibi görmeye başladım seni..
Hiçbir şeymişsin gibi.
Hayalmişsin gibi.
Benim seni hiç görmek istemediğim gibi.
24 Kasım 2011 Perşembe
kabullenirsen olmaz bu iş
Eğer korkmasaydık neler yapabilirdik?
Daha çok sevebilir, daha çok gülebilir hatta belki de daha çok cesaret edebilirdik.
İlk defa geri adım attığınızda ne hissetmiştiniz?
En son ne zaman geri adım atmıştınız?
En son neden geri adım atmıştınız?
Ne için?
Kim için?
Sevmek için neden aradım bir sene önce. Sevebilirdim çünkü bu çok kolay bir şeydi. Bir insanı sevmekten kolay ne olabilirdi ki. Hem herkes yapıyordu, ben neden yapamayacağımı düşünmeliydim ki? Düşünmedim zaten. Sevdim. Hatta 'evet ya sevmek böyle bir şey' dedim kendi kendime. Sonra anladım ki insan kendisini koşullandırdığında gerçekten yapabiliyor yapmasına ama kendisini kandırarak başarıyor bunu. Ben kendimi kandırmıştım. Sevgiyi çok küçümsemiştim. Sevmenin boyutunu karıştırmıştım. Sevgi bir sürüydü. Çeşit çeşitti. Herkesi aynı sevemezdik mesela.
Herkesi aynı seversek mutlu oluruz diye düşünmüştüm ama yine yanılmıştım tabi.
Koşullandırılmış hisleri olan insanlar gerçekten çok tehlikeli olabiliyor.
Mesela ansızın hayatınızdan çıkabiliyor.
Ben çıkmıştım mesela. öylece. Sanki ben her şeyden önemliymişim gibi, sanki karşımdaki insan değilmiş gibi.. ya da onun duygularının hiçbir zaman hiçbir önemi olmamış gibi; gitmiştim ondan. Öylece uğrayıp geçmiştim hayatından.
Kötüydü bu.
Kötü bir şeydi insanların hayatına öylesine dahil olmak.
Yaptığım için biliyorum.
Bir insanın duygularını önemsememek karşımızdakine ne kadar zarar verirse bizim insanlığımıza da o kadar eksi getiriyor. Çok eksi aldım ben.
Öğrendim ama bir yandan da.
Neyse.
Aslında çok mutluyum.
Gerçekten.
Bence mutluluk bir kişiye bağlandığı sürece anlamından uzaklaşmaya devam edecek.
Bu yüzden mutluluğumu kimseye bağlamıyorum. Kimseyi sevmek için kendimi koşullandırmıyorum. Kendimi seviyorum her şeyden önce. Her gün gülmeyi seviyorum. Kitap okuyorum mesela. Arkadaşlarımı mutlu etmeyi seviyorum. Tatlı seviyorum mesela.
Bu yüzden diyorum ya ; koşullandırma kendini, boş ver sen.
17 Kasım 2011 Perşembe
nasıl bir şeysin sen böyle..gider misin şöyle
Şimdi yanımda olsaydın.
tam yanımda...
önümde...
İlk önce uzun uzun bakardım sana.
Hiç görmemiş gibi seni.
Sanki ilk defa gelmişsin gibi bakardım.
Sanki bir daha hiç gelmeyecekmişsin gibi.
O kadar tatlısın ki.
Herkesi kendine çekiyorsun.
Öyle böyle değil , gerçekten kıskanıyorum birileri senden bahsettiğinde.
Bu aralar ne hikmetse herkes senden bahseder oldu.
neden?
Çok mu uzak kalmak istedim senden.
bunu anladıkları için mi senden bahsediyorlar sürekli.
Mesela.
neden bu kadar çekicisin? seni bu kadar önemli kılan ne?
Neden sana karşı durduramıyorum kendimi.
bazen cevabını buluyorum ama söylemekten korkuyorum. yine zaafıma yenilirim diye.
KÜNEFE.
Şimdilerde o kadar imkansızsın ki bebeğim.
bu sana kaçınsı seslenişim bilmiyorum.
neyse.
diyetteyim.
bir ay sonra döneceğim.
15 Kasım 2011 Salı
birkaç saniye vardı. gerisini hatırlamıyorum.
Kötü bir rüya, rüya bir kötü, bir kötü rüya...
Her ne haltsa ya da.
Gününüzü ne kadar etkileyebilir geceden kalma bir rüya? Birkaç saniyelik olay.
yataktan hiç çıkmak istemeyebilir ya da hep dışarıda kalmak mı istersiniz?
Cevabını ben bilmiyorum. Tek bildiğim gerçekleşmesinden korktuğum bir rüyaydı. Böyle rüyalar yüzünden korkaklaşıyorum. Zaten çok cesur olduğum söylenemez...ama bir de üstüne böyle rüyalar-kabus da diyebilirİz-görünce daha bir ürkekleşiyorum.
veya
Gününüzü etkilemekten de öte..
Etkilendiğiniz günün gecesinde mi görürsünüz böyle rüyaları?
Kahvaltıdan sonra kitap okumayı severim.
Her gün altını çizdiğim bir cümle olur.
Her kelimeye birisini yakıştırırım. Her seferinde birisini hatırlatır o cümleler bana.
Her zaman aynı insan olmaz.
Bazen kendimi bile görürüm. Gerçi bu çok sık olmaz ama yine de benden cümleler olduğunda biraz daha yalnız olmadığımı hissedip mutlu olurum. duygularınyalnızlığındanbahsediyorum.
Cümleleriyle öne çıkmış, kendisine değil düşüncelerine tav olduğunuz insanın sizinle ortak olmayan düşüncelerde olduğunu anladığınızda kırılır mıydınız yoksa hayal kırıklığına mı dahil olursunuz. kabul uzun ve fiilimsi dolu bir cümle oldu. ben de sevmedim zaten.
Size çok önem vermesini istediğiniz insanın size her söylediği güzel şeyi, kendinizi kandırmamak adına kötü anlamak için uğraşır mıydınız?
Annemi özledim ben.
Ablamla konuşmak istiyorum ben.
Saçma olan her şeyi anlatabilmek istiyorum.
saçma.
bazensevmemekiçinuğraşmayadeğerarkadaşlıklarvardır.
14 Kasım 2011 Pazartesi
abartılmış büyümek dedikleri şey
http://www.youtube.com/watch?v=yKNxeF4KMsY&NR=1
Ben çok büyürsem daha az severim diye düşündüm. Sonra biraz büyüdüm , yanıldığımı anladım. Sevgi sandığım kısa hevesler yok oldu. Kimseden hoşlanamadım. Hoşlantı boş geldi mesela. Sıradan geldi. Sevgi bu kadar sıradan olamazdı? Sıradanı istemedim bende. Sanki çok iyiymişim gibi. Sanki çok kaldırabilirmişim gibi, bu hevesin dışında kalan sevmeyi.
Sonra sevdim. Heves değildi emindim. Sonra daha da çok sevdim.
sevmişim.
Çok büyürsem daha iyi anlarım diye düşündüm. Sonra biraz büyüdüm, insanların zamanla daha anlayışsız olduklarını anladım. Hatta bazen anlamaya çalışmak anlamasını sağlamaktan daha zor oluyor. onun. insanların.
bir yanılgı daha.
Büyümeyi çok abartmışım ben. Çok büyütmüşüm gözümde, büyümeyi. Sözde büyümekmiş o büyüklerin büyüdüm demesi. Beyinler, kalpler büyümedikçe, duygular olgunlaşmadıkça senin boyun uzasa, yüzün kırışsa, deneyimlerin artsa ne olur?
ben istemiyorum.
sen de istemiyorsun.
sorun yok öyleyse.
devam ettirmek zorunda değilsin.
zaten hiçbir zaman değildin.
bunu çok iyi biliyorsun.
11 Kasım 2011 Cuma
Bir oku sen. Çok eğleneceğiz.
Buraya ne yazarsam yazayım dinlediğim şarkının etkisi var, ilk olarak bunu söylemeliyim.
greyfurt. ha!?
burada müzik değişti , duygusal olamayacağım.
eski sevgilimin de fotoğrafları var. nasıl geldiler oraya bilmiyorum ama benim bir suçum yok.
ve de.
Selam.
Sonunu göremediğimiz, gidişatını bilmediğiniz o koca boşluğa hızlıca koşmayı neye benzetebiliriz?
aşık olmak?
kötü arkadaşlar?
alışkanlıklar?
Ne zaman aşık olsak -olsakderkenblogdaşlarımdanbahsediyorum- sonu hüsran oluyor. güvenmek yok, yok güvenmek, güvenmek olamaz, olamaz güvenmek gibi modlara giriyoruz. Hangi arkadaşımıza güvensek bize kazık atıyor güvenir miyim lan senin gibi dosta ben bir daha gibi söylemecelere başlıyoruz. Sonu nereye gidiyor bu koşunun? Sonunu kestiremiyorduk ya. Söyleyeyim. Alışkanlıklara.
Değiştiriyoruz o abur cubur genellemelerimizi.
Ben nereye gidersem gideyim beni hiç yalnız bırakmayan şey nedir biliyor musunuz?
flash diskim.
böyle yazınca da kötü oldu.
İçinde bir sürü ben var.
Her türlü ben.
Bir de ben'in arkadaşları var.
Onlar da her türlü.
Seviyorum ben bir de onları.
seviyorum derken, eski sevgilimi değil, ben'in arkadaşlarını seviyorum.
http://fizy.com/#s/151dl2 konu eski sevgili olunca aklınıza bu şarkı gelmesin ama ben şu an bunu dinliyorum yani. ihi.
Her erkek öküz olamaz.
Siz erkekler!
Size sesleniyorum.
Eğer bir kız size öküz diyorsa, şartlar uygunsa o kızı kaçırmayın derim.
Çünkü bir kız sadece hoşlandığı çocuğa der o kelimeyi.
ne garip, arım balım peteğim. iç benliğim şu anda dağda bayırda Heidi gibi koşuyor, durdurabilene aşk olsun. Aşk olsun ama yani. Evet aşk olabilir.
evvet beeğ!
Özgürlüğün getirdiği boşluk var üzerimde. Her şeyi yapabilir ama bir o kadar da yapamazmışım gibi geliyor. Mesela...şey...
Mesela.
vallahi bilmiyorum kendimi çok hazırlıksız yakaladım.
Neyse.
Ben aşık olursam bilirsin. Ben seversem bilirsin. Eğer biliyorsan da bilmiyor gibi yapabilirsin. Çünkü hayatımda istediğim en son şey (buaralar) yeni başlayacak olan ilişki.
Adını güvensizlik koyabilirsiniz.
ama
Ben adını zaman koydum.
Bir de
öptüm.
kendime not: bol bol su iç, telefonunu şarja tak, az durum güncelle, tivitlerini umursama. bir de lövöbada 50dakikadan az durmaya çalış. üşüteceksin meaazaallah.
sana not : beni sevebilirsin, iyi anlaşırız. Ben seni güldürürüm.
marslıya not: neredesin sevgilim, seni beklerken ağaç oldum.
fotoğrafa not:ya kimseyi öpmediysek haaaaccı!
bay...
9 Kasım 2011 Çarşamba
bazen tanıyamazsın.
kapılarını öyle kapatır ki tanımak için adım bile atamazsın.
bazen tanımak istemezsin.
tanıtmak için öyle çabalar ki tanınmaz hale gelir.
bazen tanımazsın.
öyle ya. hiçbir çekici hali kalmamıştır. belki de hiç yoktur.
umurunda bile değildir.
bazen tanırsın.
ne olduğunu anlar, gözündeki değerini tekrar gözden geçirirsin.
bazen tanınmazsın.
karşındakinin çıkarları o gün için seninkilerle uyuşmamıştır.
bazen tanınamazsın.
kendini insanlardan öyle çekersin ki kimse sana ulaşamaz.
Keşke tanınamaz hale gelse bugün bütün duygular. Ve beraberinde insanlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















