2 Mayıs 2016 Pazartesi

Kader ve korku



Geçen gün bir liste gördüm,

(genelde yemek tariflerine bakarım 
ama malum İngilizce öğrenmeye çalıştığımdan yemek tarifleri değil de, 
havadan sudan; bazen de senden benden 
bahseden bir liste)

Her ülkeden bir insanın görüşünü yansıtan bu liste şöyle bir soruya cevap niteliğindeydi,

"En çok neyden korkuyorsunuz?"

Genelde korktuğum şeyleri söylediğimde diğer insanlara komik geliyor... Yine de kendi korkuları mı da gördüm o listede. Evet, neden yalnız olduğumu düşünecektim...ki zaten değildim.

İtalya'da yaşayan Alman bir kadınla aynı korkuyu paylaşıyorduk. Orada ya da burada, yaşamaktan en korktuğum şeyden Fransız bir adam da korkuyordu. Hani kız gibi yapma derler ya bazen, küçümserler falan. En büyük korkum, hiç tanımadığım ve dilini bilmediğim bir adamla aynıydı. Ne onun benden haberi, ne de benim ondan bir haberim vardı ama bir şeyler, anlamı büyük ve hatta korkunç olan bir şeyler ortaktı. 

Sonra düşündüm.

Yaptığım her şey,
Kaybettiğim her şey, hay aksi, kaybetmediğim hiçbir şey,
Bütün hatalarım,
Büyük, küçük...irili ve de ufaklı
Ne pahasına olursa olsun,
Hepsi doğru olduğunu düşündüğüm için yaptığım hatalardı,

ergenlik şımarıklıklarımdan bahsetmiyorum elbette; 
kendimi bildiğim zamanlarda yaptıklarımdan bahsediyorum.

Aşık olduğumda savaşmam gerektiğimi düşündüm.
Aşık olmadığımda 'neden olmasın' dedim
Uçmak istedim, uçurumun altında gölgemi bulurum diye düşündüm,
Düştüm boşluğa, gölgeler vardı olmasına, ne benim ne de aradığımındı o gölgeler ya neyse...

Ailenin hatalarını yapmaktan mı korkuyorsun? İnandığın her neyse, işte o, seni bambaşka yarattı. Giden gitti, olan oldu ve yenisi geliyor! Yeni olan bir sürü ve geliyor; durdurulamaz bir nevi.

Tekrardan aynı şeyleri yaşamaktan korkuyorsun ve yeniden, yepyeni bir adım atacak tek bir alan bile bırakmadın mı kendine? Yarın, yeni bir gün ve yollar sonsuz! Aynı yoldan gitmek zorunda değilsin!

Kadere inanmayanları bilemem ama eğer inananlar varsa, beni daha iyi anlayacaktır. Kader ve korku! Kaderimiz ve korkularımız! İkisini de görmüyoruz, durduğumuz yerden değil mi? Ama nasıl da hissediyoruz onları! Yine de her ikisi bize inandıklarımızı sorgulatıyor ve bir şeylere tutunmayı öğretiyor. 

Korktuğumuz her şeyin sonunda umuda sarılabileceğimize giderek inananlardan oldum. Mesela, sevildiğimi bilmek umudumu daha da artırıyormuş, onu fark ettim.

Farkıma vardım, diyelim.
İlk okul birinci sınıf; konu, vücudumuzu tanıyalım; sosyal bilgiler ya da onun gibi bir şey.

Kendi duygularımı tanımaya başladım, vücudunu kapının girişine bırak,
ruhunu
(kişisel gelişimci kafası yaşıyorum, farkındaysanız?)
tanımaya başla! 
Mükemmel bir şey, iyi geliyor. Korkularımı böyle yendim, yeniyorum.