7 Ağustos 2016 Pazar

herkes yalnızdır kendine



Çünkü bir şeyi dilemek yeterli değildi.
Gördüklerinin hiçbiri onun değildi ve uzaktan bakıyordu.
Uzun uzadıya, şu meşhur kedinin baktığı gibi uzaktan uzaktan bakıyor ve diliyordu.
Tek bir bildiği vardı o da keşke demekti, hatta öyle ki bazen sadece -diyebilmekti.
Gördüklerinden mi yoksa çocukluğundan beri yaşadıklarından mı bilinmez, her zaman bir adım geride durmayı ve içinden istemeye alışmıştı ya da -alıştırılmıştı.

Bir gün deli gibi sarhoş olmuş gördüklerinden, cesaret gelmiş ya da düşünme yetisini -kime göre- kaybetmiş, koca bir adım atmış ve aynadaki yansımasıyla yer değiştirmiş.

Orada hayat çok kısa ve anlıkmış.
Her gün bir şey yaşıyor ve ertesi gün yeni bir hayata başlıyor ve işin en ilginç kısmı da bir gün öncesinde yaşadığı hiçbir şeyi hatırlamıyor -hatırlamadığı şeyi de düşünmüyor elbet; gördükleriyle mutlu olmuyor; mutlu olduklarını görüyormuş.

Gerçek hayat onu çağırınca kalamamış orada, bilet falan yok kesilecek, bir anda gözlerini açmış sadece.

"Neden beni sevmiyordun biliyor musun?" demiş kendi kendine. Çünkü beni tanımıyordun. Sonra özür dilemiş kendinden. "Özür dilerim çünkü ben seni biliyordum, tanıyordum ama görmemezlikten geliyordum; ne istediğin öyle bariz ve gizliydi ki..."

Ortada bilet yoktu, kılavuz da öyle.
Atılacak adım da yoktu kendinden içeriye...
Anlatacak dilin ve bir de dileyecek bir kulaktan yoksundun.
Yoksun ve hatta yoksul bıraktılar seni, diye öfkelenirdin. Öfkelenirken sonuç odaklıydın. Bir sebep arasan belki sonuç değil çözüm bulacaktın ama öyle ya öfkeliydin.

Neden kendinden uzaklaştın o kadar?
Neden kırdın kendini?
Neden göremedin kendini?
Duyuramadın kendi sesini içindeki kimseye, içindeki kimse.

Bir ayna buldun kendine, çizgileri gördün yüzünde... Ne ara yaşlanmıştın? "Uzaklaştığımda..." mı dedin kendi kendine. Acaba çok mu gülüyor, kahkaha atıyordun... ya da... çok mu öfkeliydin yine. Neyi düşündün bu kadar, eline geçemeyenleri teker teker saydın mı? Kaçırmış olma hiçbir şeyi gözünden, tut başaramadığın her şeyin listesini. Çünkü öyle mutlu oldun bu zamana kadar? "Hayır!" dedin yine kendine. Mutlu değildim, öfkeliydim ben; kendi kendime. Kendime mi öfkeliydim yoksa kendi kendime mi öfkelenir dururdum, dedin sessizce. Sonra ne oldu? Duyuramadın değil mi aynanın içindeki sen'e? Belki de bağırman gerekiyor yine. Çünkü öyle yapardın kendine. Acımazdın. Hırpalar dururdun kendini. Gülümserdin elbet, haksızlık etme şimdi kendine, gülümserdin herkese. Ama kendine? Gülümserdin, evcilik oynar gibi herkese. Bir de yine gülümserdin, burnun o kadar büyüktü ki diğerlerinin ayıbına gülümserdin çocukluğundan gelen tüm kibrinle.

Durmaya karar verdin mi?
Yok...
Duramazsın sen öyle.
Durdurmaya karar verdin öyleyse. Çünkü ne zaman durmuştun ki sen? Sen ancak ve ancak durdurabilirdin birilerini; özellikle kendini. Kendin de öyle işte. Birileri sadece senin için. En büyük hata ya işte bu. Neden birileriymiş gibi davrandın kendine?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder