15 Eylül 2015 Salı

süperStajyer


#Stajyerin ilk günü

Lisansın 4. yılı, görevimiz staj, bölüm 2!

Hissedilen hava sıcaklığı için yazının devamını okumaya devam ediniz.
(yazının başında okumayı bırakacak değilsiniz elbette, ilahi ben!)

Sabah saatleri, bildiğiniz karga bokunu yemeden önce, sadece martıların bizimle dalga geçerek kıkırdadığı saatler.. 06.00 işte! Epey gerginsin. Saat ilerledikçe gevşiyorsun bir, oh. Ama dur! O gevşeme nereye kadar biliyor musun? Seni ofisine götürecek özel İETT aracına binene kadar. Takıyorsun kulaklığını, açıyorsun Spotify listeni, sen premium'sun, stres yapacak her türlü gerilime sahip müziği tak tak tak sonuna kadar değiştiriyorsun. "Ben bu yollardan çok geçtim yeaa, stajyerlik de neymiş, peh!" diyorsun kendi kendine ama bu rahatlama ofise girene kadar sürüyor elbette.

-e kadar
-a kadar

Bir de önceki günden kimse sana İK ile mi görüşeceksin yoksa departmana mı gideceksin, hiçbir şey demediyse, haklısın. Korkma, titret bacaklarını!
Neyse.
Öyle ya da böyle çıkıyorsun departmana. Sonra tanıdık yüz diye yalvarıyorsun içten içe (gerilim müziği). Eee nereye oturacağım ben...

-İşte o an!
-İşte tanıdık yüzler!
-Oley, diyorsun. Ama içten içe yine. Hatta öyle ki titreyen bacaklar shake it up şekerim'lemeye başlıyor.

Sonra derin devlet meseleleri gibi stajyer bıdı bıdıları başlıyor. Ya o kadar tatlı insanlarla, cool cool "Ben İrem..." diye tokalaşmaya başlıyorsun ama sen daha ellerini bırakmadan unutuyorsun hepsinin isimlerini (çaresizlik staj boyu)

-Sen kimsin biliyor musun? Yeni doğan, tontiriş bir bebek. O kadar hiçbir şey bilmiyorsun ki sırıtmaktan başka bir şey yapamıyorsun. Etrafındakiler de bir o kadar deneyimli, yıllarca yaşamış, boyları senin 3 katı olan insanlar.

Bir de çişin geliyor, sonuna kadar tutabilirim diye gaza getiriyorsun kendini. "Yahu izin almam gerekiyor mu yoksa gideyim mi? Ama sonuçta ihtiyaç... Aman neyse oturayım."

Kolay gelsin canııııım, hayırlı işler :):):):)

Haaaa... Bir de ilk iş günün diye ailen, tanıdıkların falan sana bir şeyler gönderir. Herkesle paylaşmak istersin, istersin ama hepsinin adını unuttun akıllım. E dolayısıyla, gidersin yanlarına "Şey..kurabiye almak ister misiniz?" diye sevimli sevimli sorarsın. Garson gibi. Çünkü isimlerini bilmiyorsun, ee ortada hitap olmayınca da yanaklar kızarır, epey kızarır, zaten hep kızarır ama olsun...

#Stajyerin son günü

Şu ana kadar yapılan stajların hepsi uzun dönemli olduysa, eh biraz da iyi insanlara denk geldiysen...o kapıdan asidi kaçmış gazlı içecek gibi çıkarsın. Dudakta rahatlığın vermiş olduğu bir yamulma falan. İlk gün tokalaştığın, anında isimlerini unuttuğun insanlarla tokalaşmak yerine sarılırsın, öpersin falan. Göremediklerine küçük notlar bırakırsın, "daha önce hiç fotokopi çekmemiş stajyer olmanın" haklı gururuyla böbürlenirsin. Küçüksün ya, küçük mutlulukların olur ama yerli mutluluklar. Çiş meselesine gelirsek... Saatte 2 ya da 3 kez tuvalete gittiğin bile olur. Hatta abartırsın, edindiğin güzel dostluklarla kısa tatillere bile çıkarsın. Senden yaşça büyük insanların her bir önerisini cebine doldurursun. Onlarla edebiyat konuşursun, onlarla geyik yaparsın, onlarla selfie'ler çekersin.. Neyse... Dedim ya asidi kaçmış gazlı içeceksin sen, Pepsi ya da Coca Cola olmak sana kalmış!