26 Mart 2015 Perşembe

uyuyup uyumama arasında kalmış cümleler


O sözler durduruyor insanı, duymadıklarını tahmin ettiğindeyse ilerle diyor, koş diyor koşturmayı deniyor ama insan duruyor, alışmış, duruyor.

Şöyle bir 'bezdim!' diyesi geliyor insanın, durduk yere değil de durduğu yerde... Şöyle bir 'bezdim' diyebilse rahatlayacak insan.
Ebedi bir ağrısı var, üzerine gitmeyin. Üstü kapalı kalacak her şeyin olduğu gibi onun duygularının da ağrısı vardı elbet, üzerine gitmeyin.
Gittim diyecekti, gidiyorum da olabilir. Her nasılsa gidecekti. Kaçıyordu ama kaçtım diyemeyecek kadar da kırılgandı.Kırılganlık, alışkanlık haline gelmişti. Alışkanlıklar, en ebedi ağrılardan da kötüydü. Biliyordu ya ondan sustu insan.

Buraya birkaç söz karıştırdım, özür dilerim.
Konu böyle bir şey kesinlikle değil.
Özür dilerim.
özür diledim

10 Mart 2015 Salı

ballı kabak, şu meyve olan.



Gözlüğünüzü takmadan ekrana bakmayınız.

Yol yordam bilmeden yazmaya başladığımız yazılar, karınca kararınca, kaynayınca fırında, fokur fokur ama dibine yapışmadan, gösterir kendini TDK elçileri... Elçiler, aslının getir götürücüleri değil, yaratıcılarıdır-aksine.

Kurallar gelir arka ve arka olması yetmezmiş gibi dar sokakların ardından. Üç-beş kural, kuralcılar gösterir kendini zindan gibi soğuk ve katı davranışlarla.

Yakana yapışır, donunu altından çeker, belki de kafandan donunu çıkarır ve hatta belki de don lastiğini söküp atar tüm iskeletine yapışan derinden, ıh hım...

Nefis. (baş parmak, işaret parmakla birleşir, dudağa gider ve öpücük atar gibi göz kırpar kadın.)

Burnuna düşmeyecek bir gözlük seçtiğinden emin olmalısın.

Aranıyor!
Boş beleş olmayan, dümdüz, sıradan insanlar aranıyor!
Çok fazla aranıyor, ısrarla aranıyor...suya yansıyan gölgenin ne kadar canlı olabileceğini tartışabileceğimiz insanlar aranıyor!

Gölgeler canlıdır. Gölgeler, epey canlıdır. İnkar edenler? İtirazlar? Red gelir karşı daireden, ışığı; tüm gece sönmeyen o daireden. Gölgeler, der...gölgeler, her zaman canlıdır!

Asker gibi tek sıraya geçmiş, birbirini tekrar ediyor ve sayıyorlar.
Ölmüş, ölmemiş, ölmüş, ölmüş, ölmüş, ölmüş, (klavyede sürekli kendini tekrarlayan parmaklardı, tüm gece şakırdayan), hala umut var gibi, ölmemiş, ölmemiş, ölmüş, ölmüş ölmüş, ölmüş!!! ( ve yine klavye üzerinde sürekli kendini tekrarlayan parmaklar gösterir kendini)

Mavi defteri seçmek isterdi, önüne geldi bir gün. İstediğini söylemediği halde, şans eseri elde ettiği bu deftere yazdı tüm derdini tasasını, taslaklarını ve gerçekleşmemesi muhtemel projesini....heh bir de! isteklerini, zaaflarını....

Her gün, her Allah'ın günü süpürürler çöpleri, insanlar kirletir, kedi köpekler kakalarını yapar, bazıları işer, hayvanlar gibi duvara bayıra işer, kusar içindeki her şeyi...Onunmuş gibi! Her zaman yaşayacak ve hatta onun olacakmış gibi...

Bencillik mi dersiniz? Eğer öyleyse boş veriniz, çünkü bencilliğin tedavisi yoktur, öyle kabul ediniz ya da hiç etmeyiniz.

Son olarak,
son
söz
ve
çok
havalı
kelimeler-miş
gibi...

Taslakları kağıt üzerine yapınız, bir toy tavsiyesi.