21 Şubat 2015 Cumartesi

kös-tek!


Yaptığının, onun iyi tarafıyla yapılmış olduğunu 
gözleriyle anlatır ve gerçeklerin sivri kenarlarını 
bükerdi.

İyi niyetli olduğuna inanıp inanmamaksa yine ba-
na kalmıştı.

Sivri köşeler bana zarar verecek diye düzeltilip kır-
pılıyorsa, öyleyse, bilginin gerçekliğini biraz çarpı-
tarak bana iletmiyor muydu?

Yine, öyleyse,

Bu yaptığının iyi ya da tam tersi olduğuna nasıl o-
lurda kendi başına karar verebilirdi?

Köstek olduğu yıllardı. Yemez içmez diyemiyorum, çünkü her şeyi yapardı. Yerdi, içerdi, sürekli konuşur, bilmediği şeylerde dahi konuşur, hiç susmaz, sinirlenir, sinir ederdi ama hiç özür dilemezdi. Bir insan nasıl bu kadar kusurla doğmuş olabilirdi ki? Tartışma ve "yemeğin tadının nasıl olduğu" konusu dışında tek bir iletişimi dahi olmayan bir insan için nasıl olur da "ama onun içi tertemiz" diye düşünülebilirdi ki? Hem de sürekli birilerini haklı ya da haksız fark etmez, sürekli eleştirebilen biri için? Sanırım inandığımız tanrılar, bunun için de kıyak bir sistem bulmuşlardı...





Neden zorundayız?
Neden iletişim kuramıyoruz?
Ve bunlara rağmen neden hala iletişimin iyi bir şey olduğunu düşünüyorduk ki!?

Sanırım onun kötü biri, yanlış insan olduğunu kabullenmek ayıp ya da günahtı. Belki de birileri için doğru biriydi. Doğru fakat yine de yanlış.

Ne olur yanlış olduğunu kabul edin! Buna matematik denir ki matematiği reddedebilecek tek bir hayvan dahi yoktur.

Ne demişler sevap points go to.....( ha! ha! )
+1, +1,-1, -5 lik hareketler vardır ve bu puanların değerlendirme gücü paritesi sabittir. Büyüklere saygılı davranmak +1'lik davranıştır mesela. İnsanları sözlerle kandırmak ise -1'lik bir davranıştır. He bir de cahil kalıp, duyulana körü körüne inanmaksa -5'lik bir davranıştır. Kırmızı elmayı, yeşil elma ile tabii ki kıyaslayabiliriz. Kim demiş kıyaslanamaz diye. Kırmızı elma, yeşil elmadan daha kötüdür gibi. Tıpkı dolu insanın, boş insandan daha iyi olduğu gibi. Ya da çamurda yüzemezsin ama suda yüzer hatta güneşlenir ve hatta içine girdiğinde gözlerini açabilirsin ve inanmayacaksınız ama suyun altında her şeyi görebilirsiniz, çamurun aksine. (inanmayacaksınız ama, mı?)

Fakat bu kuralları kim belirliyor? Puan aralığını kim oluşturuyor?

Ne demiştim...Heh. Köstek ol-
duğu yıllardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder