22 Kasım 2014 Cumartesi

Stajyer bile mi olamıyoruz?

yazının ilk fırınlanmış hali tam şurada, kay sağa. heh işte! tıkla tıkla, güzeeel.

Geçenlerde yine boş ve okuldan kurtarabildiğim bir günümde yürüyüşe çıktım ve daha sonrasında da en sevdiğim kitapçılardan birine gittim. Şu popüler olanlardan birine! Kitaplar güzel şeyler vesselam! 


Kokuları da öyle ama bu söylediğimin şu an yazmakta olduğum yazı ile hiçbir ilgisi yok.
Rafları gezdim. Önce çok okunanlar tarafına baktım. Elim hiç oradaki kitaplara gitmedi, ne yalan söyleyeyim; ne ilk on sayfasını ne son sayfasını ne de kapağını beğendiğim tek bir kitap bile olmadı. (üzgünmüşüm gibi okumadıysanız, paragraf başına lütfen)

Paragrafı tekrardan, duygusuyla birlikte okuduysanız, anlatacağım hikayeye geri dönebilirim.
Son iki senedir -büyüyünce ne olacaksın- sorusunun cevabını buldum. 20 yılı göz önüne alınca evet, biraz geç ulaşsam da bu sonuca, hiçbir sonuca varamamaktan daha iyidir diye düşünüyorum. Her neyse!

Reklamcı olmak istiyorum! dedim. Reklamcı olacağım ve aynı zamanda da çok iyi bir yazar olacağım. (umalım) Bu yüzden reklamcılıkla ilgili kitaplar, dergiler alıp; romanlar okumaya başladım. İşin doğru orantılı kısmı; gerçekten de bu işi sevdim…yani okurken.



Gel zaman git zaman birçok ajansa başvurdum ve sonuç? Sonuca birazdan yetişmeyi planlıyorum.
Bu yüzden geçenlerde; son zamanlarda hem Twitter’da hem de çok sevdiğim bir online-pazarlama iletişim platformunda yazan bir ajans çalışanına -sanıyorum ki gerçekten ajans çalışanı- mail attım. Belki henüz bir copywriter değilim fakat attığım mail’in copy-paste’ini size atabilirim. Evet, atabilirim!

Bkz. copy ve paste!
Sayın (aslında -içtenlikle- sevgili) bıkbıkbık,
Neredeyse dolu dolu 4 yıldır iktisat okuyan, 4 sene öncesinde sevdiği şeylerden emin fakat sevdiği mesleği yapmak istediği konusunda kararsız ya da hobi olarak mı devam etmesi gerektiğine emin olamayan biri tarafından yazılıyor bu mail.
-2 yıl öylesine geçer…
2.yılın sonunda öylesine bir bölüm okuduğunun ciddi ciddi farkına varır ve yeni bir bölüm okuyup bitirmenin zaman kaybı olacağını düşünen ‘kişi’, stajlarını istediği alanlarda yapmaya karar verir.
Yıllardır yazı yazmayı ve hatta heyecanla yazmayı seven kişi metin yazarı olmak ister (gerekli fakat geç verilen bilgi)
İşte bu yüzden kurumsal -gerçekten kurumsal- bir medya şirketinde ilk önce editörlük yapar ve daha sonra aynı şirketin seo kısmına geçer.
Şirkette ortalama 6 ay boyunca stajyer koltuğunu içtenlikle dolu tuttu ve hatta git dediklere yere gider gel dedikleri yere de gelirdi.
Bir saniye! Bundan şikayetçi değil! Aksine hiç istemediği bölümün hiç sevmediği bir dersinden devamsızlık problemi yaşadığı için şirketten ayrılmak zorunda kalır kızımız.
Ve daha sonra..
Aylar sonra…
Zaten metin yazarı olmak istediği için eski çalıştığı yere başvurmak yerine reklam ajanslarını cv-sini yollar…
Stajyer olmak istiyorum! Bana öğretin, beni yetiştirin!
Diye olmasa da klasik başvuru metinleri atar.
Sonuç? Siz daha iyi bilirsiniz ki, olumsuz bile değil. Sıfır-geri dönüş.
diye devam eden bir mail’di işte. 

Sonunda da teşekkür ettim ve geri-dönüş bekledim. 


Cevap mı? Cevap oradan da gelmedi, sanırım eski reklamcılarda olduğu gibi yaratıcı olmak ve öğrenmek için can atmak artık yeterli değil ve illa ki yapmak istediğimiz mesleğin okulunu da okumamız gerekiyor. David Ogilvy ve nicelerinin aksine.


Kısaca not: Sektöre -çekinmesine rağmen- küsen kızımız, okulunun bitmesini bekler ve alamadığı cevaplarla birlikte yurt dışına gider. Hani şu illa gerekli olan bölümü okumak için!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder