31 Ağustos 2014 Pazar

Arkada mıyım sence?


Seçim şansımız var, fakat seçimlerimiz önceden belirlenmiş ve sunulmuş. Hayatta acıyla beslenmek yerine daha güzel şeyleri tercih edebiliriz.

O kadar boş yaşıyoruz ki. Mesela sigara içmek öldürür, öldürmese de süründürür.
Ama içiyoruz.

O kadar boş ki hayattan haz almadan öylece sınavlara girip çıkıyoruz. Üzüldüğümüz şeyler mesela.
Mesela hocanın çalışmadığımız yerden soru sorması, kekin yeterince kabarmaması.

Çok üzgünüm. O kadar üzgünüm ki bir hiç gibi yaşadığım için. Öleceğimi kabullenmiş gibi yapıp aslında ölmekten çok arkada bırakacaklarım için. Hayır, okuyanlar! Bana depresyonda olduğumu söylemeye cüret dahi edemezsiniz. 

ya da
arkada kalan olmaktan korktuğum için. Hayır, bencillik mi? Gerçekten bencil olduğumu mu düşünüyorsunuz? 

Ölmek, devam etmek demektir.
Arkada kalmak ise sonsuz boşluk. Sonsuz boşluğun, sonsuz her anını seçilmiş insanmış gibi arkada kalan olarak devam etmek.

Bir de ölümüne sevmek. Ölümüne aşık olmak.
Ah, aşık olmak. O kadar güzel görünüyor ki izlerken filmleri ya da aşka dahil olan arkadaşlarınızı, anne babanızı yaşarken. 

Bir o kadar da kolay yazılıyor, bakın yazıyorum ya, aşk ya. Aynı zamanda harcanıyor. Tıpkı ölüm gibi.
Zaten herkes ölmeyecek mi?
O kadar boş yaşıyoruz ki.

Bundan sonra bugün demeyelim yaşadığımız zamana. Zamanı adlandırmayalım mesela. Sonsuzluğun herhangi önemsiz bir anında yaşıyoruz. Kim demiş ki yarın var diye? O biliyor ki, boş yaşadığım gibi -tıpkı şu an olduğu gibi- boş ölmek istemiyorum.

 Sktr et yarını, bu-günü. 
Ben her anımı istediğim, ama ölümüne istediğim dolulukta yaşamak istiyorum. Evet, ben yaşamak istiyorum. Hayır, ben arkada kalan olmak istemiyorum. Bazen, ben deliriyorum. Geçiyor, evet sonra geçiyor. 

Sonsuzluk kendi içinde ölüyor. 
Sonsuzluk ilerledikçe kendi anlarını doğuruyor.
Söylesenize, arkada kalan olmak, ölen biri için ne kadar güzel duruyor? Oradan? Sonsuzluktan.


Not: intihar günah olmasaydı, Söylesenize, arkada kalan gerçekten cesaret edebilir miydi ölümden davet istemeye?

1 yorum:

  1. Ve dünyanız tutarlı ve bunu sürekli değişkenlik içinde yapıyor. Ve de dünyanız tek fakat bunu çokluk içinde başarıyor.
    Sizin dünyanız beşiklerin mezarlara dönüştürüldüğü, mezarların da beşik olduğu, günlerin geceleri hırsla midesine indirdiği, gecelerin ise günleri kustuğu, barışın savaş ilan ettiği, savaşın ise barışa hüküm giydirdiği, tebessümlerin gözyaşlarının üzerinde yüzdüğü, gözyaşlarının ise tebessümlerin üzerinde parladığı bir dünyadır.
    Sizin dünyanız ölümün ebe olduğu sürekli doğum sancısı çekilen bir dünyadır...

    YanıtlaSil