12 Şubat 2014 Çarşamba

bir kitap

https://soundcloud.com/yulka-luka/one-republic-all-the-right-moves


elime aldığım her kalın kitabın sayfalarında kayboldum ben.
rüzgarı yüzüme değerken de her kelimesini sindirerek okurken de. altını çizdiklerim de oldu. hatta altını iki kez çizeyim derken ne yazdığı anlaşılmayan cümleleri de beğendiğim oldu o sayfalarda.
her sayfanın kokusu var. her sayfanın kokusu aynı. anlattıklarının farklılıklarına rağmen. kitap, dergi, defter kokusunu çok seven bir arkadaşım var, konumuz bu değil ama. durmadan koklar. uzatıyorum ama konumuz bu değil gerçekten.
sayfada ağlayan bir kadın.
sayfada gülen bir kadın.
sayfada kararlı bir kadın.
dik duran bir kadın.
bazen çıkışı olmayan cümlelerin oluyor. tıpkı cevabını veremediğin sorular gibi. ne dersem diyeyim tatmin olmayacak zaten deyip cevap bile vermediğin sorular. bu nedendir bilmiyorum. tek bildiğim üşengeçlikle bir alakasının olmadığı. sanırım biraz bitmişliğin verdiği bir durum.
bir adam.
bütün cümlelerin üzerinde ahenkle yürüyor. bazen satır başlarında durup dinleniyor. en sevdiği cümle benim kurallarım var oluyor. cümlenin başında dikilmiş, kolunu B' harfinin üzerine atmış, bir sigara yakıyor. fazla düşünceli. Gerçekten, bu kadar neyi düşünüyor?
Özgür olmak istiyor, özgün olmak istiyor, bazen de özel olmak istiyor kadın.

birkaç sayfa atlayalım.
ortalarına doğru gelelim kitabın.

her seferinde virgül kullanıyorsun. Virgülleri, her, kelimesinden, sonra, kullanıyor.
Fazla belirsizlik var hayatında. Karar veremiyor bir türlü. Sorularını üstü açık soruyor adam. Beklediği tek bir cevap, tatmin olacağı tek bir cevap var. Kadınsa, cevaplarını sonu olmadan veriyor, sanki, devamı, g-e-l-e-c-e-k-m-i-ş, gibi. İki arada bir derede cevaplar.
Anlaşamıyorlar. Adam hayal kırıklığına uğruyor, bu kadar iyi anlaşabileceği bir kadından beklediği ve hatta istediği cevabı alamayınca. Kadın da hayal kırıklığına uğruyor, bu kadar kararlı olmasına rağmen tek bir adamda kararsızlığa düşüp öylesine cevap verdiği için. Öylesine ağzından çıkarıyor kelimeleri. O anda istemediği bir şeyi nasıl bitireceğini düşünürken, öylesine cevap vermeyi tercih ediyor. Çünkü karşısındaki adamın öylesine cevaplarla tatmin olmayacağını biliyor.

ikisi de birbirini isterken
ikisi de birbirlerine oynuyor
oynayacak başka bir şey kalmamış gibi
(sanki!)

neyse.
sonuna bir bakalım şu kitabın.

Şöyle yazsın mesela kitap.
....en sonunda bile bir başlangıç vardı. çünkü kadın hayatında ilk defa noktayı kullanmıştı. Belki iyi yapmamıştı. Belki karşısındaki için iyi bir şey değildi. Belki kendisi için bile iyi değildi. İyi olan tek şey hayatında büyük bir değişiklik yapmasıydı. Belirsizlikleri, üstü açık cümleleri, havada kalan sözleri hayatından çıkarmıştı.
Nokta atışı yapmıştı sonuna. Sonunda(!) noktayı tercih etmişti.
Emin olduğu bir şey vardı ki o da içten içe huzurlu olmasıydı, kısa vadede üzülecek olmasına rağmen. Yine de uzun vadede yaşayacağı kararlığı düşününce...içi huzur dolmuştu.
Adama mı ne oldu? İnanın hiç ilgilenmedim.
Çünkü esas karakter kadındı.
Kadın olmalıydı.


2 yorum: