24 Kasım 2013 Pazar

İbret olsun ki, güne gülerek başlayamayacağımız tek bir gün bile..


olaya hemen giriyorum ki bilesiniz.

her şeyin bir yansıma olduğunu düşünsek, yaşadıklarımızın mesela. Çünkü yaşadıklarımız, yaşadıkları olsa. Onların. Yani olaya hemen giriyorum dedim ki bilesiniz, yaşadıklarımız, herhangi birinin, siz seçin, seçtiğimiz kişinin yaşadıklarının yansımasıysa?

Ya gerçekten de
hayır, ben buyum
dediğimizin aksine, birilerinin yaşadıklarını yaşama tutkusuysa.

büyük aşkların.
büyük başarıların.
elde edemediklerimizin.

eğer bütün bunlar dediğim gibiyse, kim olmak istiyorduk? Daha büyük aynaya sahip olanlar, oraya kaç kişinin yansımasını yerleştiriyorlardı? Ya da küçük aynaları olanlar, kendileri dışında birini o küçücük yere sıkıştırmayı nasıl kabulleniyorlardı?

yüzyıllar öncesinde.
kocaman bir aile varmış. sofralarında şaraplar, tabaklarında mezeler. yüzyıllar boyunca yaşamışlar. sadece eğlenerek. düşündüğün gibi. evet.
sadece eğlenerek, içerek, gülerek, severek.
nefes almak gibi bir şeyin varlığından haberleri yokmuş. biyolojinin yumuşak ge -ğ- sini bilmiyorlar ama mitolojinin anasını ağlatmışlar. sonra büyük bir felaket olmuş vesselam, nefes alamamış olmuşlar kendi deyişimizle. Onların deyişine göre ise gülmemeye başlamışlar. Somurtkan, hiçbir şeyi beğenmez bir hale gelmişler. mevzu bu olunca, toplu katliam yaratıp, hepsi birer birer intihar etmiş. buna cesareti olamayanlar da sevdiklerine kendilerini öldürtmüşler. adına da ibret olsun demişler. İbret olsun ki, güne gülerek başlayamayacağımız tek bir gün bile bizi bizden uzaklaştıran tek şeydir.

Misal, sen yaşadığın şeylerin artık olmadığını ya da bir sebepten hala olamayacağını düşünüyorsun ve TAK. hayatını sonlandırıyorsun, misal işte sonlandırtıyorsun. Sonra kendine, hatta genelde sen bunu bilerek yapmasan bile, bir örnek alıyorsun. Onun gibi yaşayıp, onun gibi ölmeyi istiyorsun. Ne cüret ki onun sahip olduğu sevgiyi de istiyorsun, belki sahip olduğu adamı ya da kadını.

İnkar etmeyi de seviyoruz. Şuan bu yazıyı okurken bile inkar edenler var, aslında, çok gözleme yiyen biri gibi gözüksem bile aslında günümün çoğunu insanları gözlemleyerek geçiririm. İşte buna dayanarak, bizi yansıma ilan ediyorum.

Demek istediğim şu ki istediğimiz ya da ihtiyacımız olan aslında küçük bir tebessüm iken neden bu kadar somut şeylere ihtiyacımız varmış gibi yapıp, örnek almaya devam ediyoruz ki?

Eğer bunun faydasını gören biri olduysa, bilmek isterim.
Sevgiler.