28 Ağustos 2013 Çarşamba

benim için?

http://www.youtube.com/watch?v=WJTXDCh2YiA
Tam olarak olay yerindeyim.
Bütün klavye. Bütün harflerin üzerinde boyalar kurumuş. Görmeniz lazım. O kadar güzel oldu ki. Bilerek ellerimi resme boyadım, pastelli parmaklarımı da klavyeye doladım. Bazı insanların derdini anlatma şekli de bu işte.
Anne türlüsü, bana takım çantası, sevgili rehberi gibi. Her biri birbirinden farklı harfler, bir araya geldiklerindeyse bambaşka anlamlar.
Bu sosyal medya gerçekten de erkeklerin güzel kız kaldırdığı, kızlarınsa kaldırmak için bahanesi olduğu bir kuyuya dönüştü. Ortalamanın çok az bile üzerindeysen, erkeksen bıyığın varsa, kızsan
güzel burnun varsa her türlü potansiyel alıcın oluyor be gülüm.
Sizi de iyi bilirim ama kendimi anlatsam daha iyi. 
Neredeyse tam olarak iki sene önce, ben de faydalandım buranın mükemmel bir tıkla kalbinizde kampanyasından. Ona yazılar yazdım, yazılar aldım, pembe inekciklerim başımın üzerinde dolandı; sütünü burnumdan getirdi falan filan. Neyse. Bunu anlatacak değilim size. 11'in yaz arşivine bakarsanız, bulursunuz bi'çok şey... Ama şunu söyleyeyim ki ben nadir iyi adamlardan birine denk gelmiştim.
Yine devam ediyorlar tabi.
abi kızın burnu güzelse olur...
abi ince beli varsa olur...
renkli gözlüyse olur.
Kısık ateşte 30 dakika kavrulmuş, olur mu? Ben de öyle düşünmüştüm zaten.
Benim de her app'ta profilim var. Bir umut işte. Umut demişken, tanıştırayım. Kendileri hem en iyi hem de en kötü arkadaşım olurlar. Beni hayallere götürür, içine atar, hayal kırıklıklarıyla da çıkarır dışarı. Kuyudan, derin şerbet kazanından... Yine her gün aynı umutlara tutunmaktan vazgeçmem. Günün sonunda olmayacağını anlasam bile.
Her sabah uyandığımda instamessage'tan bildirimler okuyorum.
meraba irem:))))9
slm:)
merhaba:)
Hatta
devlet bu güzellikten vergi alıyor mu ehe ehe ehe
gibi saçma salak şeyler okuyorum. Hoşuma gitmiyor mu? Hayır. Evet. Bazen. Kısmen. Komik işte be olum.
Bazen normalleri de denk geliyor, tabi benim bir şey kaldırma amacım yok, diyorum, ben görüşmem şimdiden söyleyeyim de, diyorlar neyse bir konuşalım da belki fikrin değişir, haha diyorum, olur diyorum, tamam diyorum.
Gerçekten ciddi misiniz beyler? 
Bu kadar mı tükendi listeniz? Hiç tanımadığınız birine buralardan yazacak kadar?
En son arkadaşımdan azar yedim 'iremmm konuş işte iyi çocuk, yakışıklı da..'
buraya küfür gelecek.
kestik.
Olay yerine geri dönelim.
Baştan sona bütün harfler neon oldu, belki biraz olmaması gerektiği gibi oldu ama olsun.. Belki A harfi siyah değil de gri F harfi mor değil de pembe Z harfi sarı değil de yeşil olmalıydı ama spontane gelişmesini seviyorum. Planlarının dışına çıkamayan birinin böyle saçma güzel şeylerle carpe diem'e katılması çok büyük bir şeydir, bilen bilir. 
İşte bu yüzden her karaladığınız insanın iyi yanı var. Her gülen insanın derin bir acısı var. Çok derinlerde. Belki kendisinin bile bilmediği, daha görmesinin zamanı gelmediği kadar derinlerinde. Bugün parasını vücudundan kazanan da kırmızı rujunu sürüyor, ilk buluşmasına giden kız da. Cenazede giydiği siyah takımını, mezuniyetinde de giyiniyor bıyıklı. Güneş iyi için de doğuyor kötü için de. Bana da geceler uzun, sana da. Her ne kadar aynı düşüncelere sahip olmasak bile aynı gecenin karanlığının altındayız. Ben bu gece klavyemi renklere boyadım, seni de her renginle kabul edebileceğimi kendime itiraf ettim. En derinlerime. Kendimden nefret ettiğim kısmıma da en sevdiğim parçama da. 
Sen de yapabilir misin?
benim için?



16 Ağustos 2013 Cuma

Sütün içine bir miktar değişim döker misin amca

Kuralları biliyorsunuz. İlk önce o şarkının linkine
tıklayıp, yazıyı öyle okuyacaksınız. 
Neyse ben hatırlatayım da
Öptüm


Çoğu kişi kaplumbağa gibi. Kendine ait bir dünyası var. yiyeceği de içeceği de içinde.
Sevdiği de söylediği de. Yalanı da.
Kendine göre doğruları olan insanlar bunlar! Sadece kendileri doğru olan insanlar!
Yarışı bitirene kadar herkesle iyi geçinir, sevimli surat ifadesini takınır, herkesi tanır, -muş gibi yaşarlar. Öyle ki değişimi kabul etmezler. BÜYÜDÜM derler.

Yalnız gerçekten de unuttukları bir şey var ki büyürken hepimizin canı yandığı, değişik darbeler yediğimiz ve yaşamak dediğimiz kelimenin 'yaşam' belirtisinin değişimlere uğrayarak şekillenmesidir.

Şunu bir kabul edelim.
Hiçbir şey değişmeden büyüyemez. Daha yeni doğduğumuzda yemek yer, değişime uğrar, büyürüz. İlkokuldayken fişleri okur, kelimelerin yerleriyle oynar, büyürüz. Lisede sevgilimiz, yerimizi en yakın arkadaşımızla değiştirir, büyürüz. Üniversitede değişmem ben ya deriz bir bakmışız bıyık uzatmış, değişik gruplara katılmış büyümeye devam etmişiz.

Hani derler ya sen çok değiştin aşkm artk bni svmiyrsn.s.s Sonra da bilge adam bunu kabullenemez kendini ifade etme gereği duyar ve hayır kızılderili, büyüdüm.
LAF LAF LAF.
Hani derler ya sen artık çok değiştin, konuştuğumuz şeyler değişti, kelimelerin bile farklı. Sonra da birkaç sene öncesinde değişenleri kınayan kız kabullenemez ve şöyle der Değişmek mi? Allah aşkına! Büyü biraz!
LAF LAF LAF.

Gerçekten değişmenin bu kadar anlaması zor bir şey olduğunu düşünmüyorum. Ki anlaşılması zor olmayan bir şeyin de kabullenilmesi ne kadar zor olabilir düşünemiyorum.
İnsanlar hatalarını kabul ettiklerinde, artık değiştiklerini ve eskisi gibi devam edemeyeceklerini anlayıp bunu normal bir şeymiş gibi karşılamadıklarında gerçekten altına yapmış koca adam gibi oluyorlar.
Cebinde sigarası, boyu 1yirmi, ağzından süt damlıyor ve kirli sakallı.
Nefes alsın ya da almasın. Evrendeki her şey, etrafındaki her şey, evini paylaştığın insan! Her zaman değişmek zorundadır. Fikirleri değişmek zorundadır. Şekillenmelidir en azından.

Büyümek o kadar kolay ve değişimsiz bir şey olsaydı bu süreçte tek başımıza olurduk. Emziren bir anne, uyuya kaldığında kucaklayıp odana götüren bir baba, derdini anlatabileceğin bir ablan ya da diğerleri olmazdı.
Her şey bu kadar basit, değişimsiz olsaydı? Gerçekten bugün olduğun insan olabilir miydin?

Sen zahmet etme. Ben senin yerine söyleyeyim.
HAYIR.
Değişmeseydin, değişmeseydi etrafındakiler ve çevrendeki cansız titreşimler değişmeseydi büyüyemezdin.
Şimdi.
Kabul etmelisin ki
değişmek ya da büyümek benim için fazla önemli şeyler değil. Ben senin, ailemin, arkadaşlarımın, eski sevgilimin, gelecekteki sevgilimin...hepsinin değişebileceğini kabul ediyorum. Önemli olan burada ben değilim, sensin.
Senin kabul etmen.
Gerçekten de 20 yıl öncesine göre değişmeden büyüdüğünü mü düşünüyorsun? Öyle ot gibi? Geçen sene ve bu seneyi karşılaştırdığında ilk önce büyüdüm mü derdin yoksa değişmişim be mi?
Çünkü ben cevabı biliyorum.
Sen değiştin. Ve yazık ki değişirken etrafındakilerin değişmeyeceğini, hep aynı kalacağını düşündün.

Yazının şerbeti: irem'in playlisti önemlidir gerizekalı.