12 Temmuz 2013 Cuma

her neyse.


Eğer bu mümkünse, olmasını isterdim.
Gerçekten.
Sebepsiz yere insanların kötü biri olmayı seçtiklerini kabullenemiyorum, bırakın sebepsizliği...Bir insanı kandırmak için ne kadar yeterli bir sebep olabilir ki?

Ben de ne değişiyor bilmiyorum.
Her şeyi sorguluyorum bu aralar.
Başta kendimi...

fazla günlük gibi oldu. sevgili günlük-gibi .
merhaba günlük, hoşça kal günlük.

Burası neden böyle. Neden sol elimle yazıyorum. Neden sevmediğim bir bölümde okumaya devam ediyorum. Neden gerçek aşk istiyorum. Neden kalbimin hızlı atmasını bekliyorum. Neden hep gülen ben olmalıyım? Neden ortamı sakinleştiren bir tek ben varım? Neden kimse benim sakinleşmem gerektiğini düşünmüyor? Neden orta yolu hep İrem bulur zaten. NEDEN KAYBEDİYORUZ. Neden istemediğimizi elde etmek için uğraşmamız gerekiyor...sürekli.. Neden bile bile hata yapıyoruz. Neden insanı hatalar büyütür, olgunlaştırır. Neden nefret etmeye başladım? Bu nefreti neden çok içten hissediyorum?
Neden ben.

Her ne haltsa.
Eğer her şeyin gerçek olduğu bir an varsa...olacaksa...çok kısa bir an bile olsa...o anda ölmeyi isterdim.

2 Temmuz 2013 Salı

Protein dolu bacaklar, balıktan hafızalar



Penceremin renkli insanları için bu yazı.
Renkli tişört için.
Kırmızı dudak için.

Kocaman binalar. Yan yanalar. Bir sürüler. Çok fazla insan var bu sokakta. Her biri farklı insanlar. Tüttürenlerinden, translarına, köpekli teyzelerden, yakışıklı komşularına kadar. Hepsi farklı. Selam vereni de var kaçıp gideni de.

Ağlayanı da var bu şehrin. Kahkahayı basanı da!

Her gözyaşının arkadasından kocaman bir gülümsemeyi, bir tebessümün arkasından da gözyaşlarını getiren birçok karıncası var bu kumdan kalenin.

Ben.. Ben ortalardayım.. Bilmiyorum.
Bazen dipteyim.
Bazen sonundayım.

Bana kalırsa kocaman bir akvaryumda yaşıyor bu insanlar.

Protein dolu bacakları, balıktan hafızaları!

İnsanlar yiyor. Gerçekten.
Fazla yiyoruz. Acıkmadığımız halde, öylesine diye, hobi olsun diye yiyoruz. Yoldan geçerken bir aç görüyoruz, üzülüyoruz, belki üç beş kuruş eline veriyoruz.

Sonra mı?

Sonra gidiyoruz bir kafeye, alıyoruz elimize ayfonumuzu açıyoruz vatzapı basıyoruz asadafafa'yi! Diyoruz, aşkım sen beni artık sevmiyorsun! Anne bana biraz daha para göndersene, haftasonu arkadaşlarımla tatil kaçamağı yapacağız da!

Dedim ya.
Proteinden bacaklarımız, balıktan hafızalarımız var. Unutuyoruz gördüğümüz o küçücük ama yoğun anı. Açıkçası ne yapmamız gerektiğini bilmiyorum. Varsa bu hükümetin insanlığımızın (!) bu durumuna da bir çözümü, dinlemek isterim açıkçası.

Ne diyordum.
Renkli tişörtler, dudaklar, insanlar.
Seviyorum.