23 Haziran 2013 Pazar

Vardır bir hayır.



Vardır bir nedeni. Bir sakin ol.

Bugün birlikte olamayan arkadaşlarımı düşündüm, birleşemeyen %50'yi düşündüm, yan yana oturamayan bir erkekle bir kızı düşündüm.

Vardır bir nedeni. Hele bir sakin ol.

Genelde erkekler böyle soruları sormaz ama kızlar genelde annelerinin ilk aşkını fazlasıyla merak eder. Eğer annenin ilk aşkı babansa, bütün heyecan biter. Merak etmezsin. Sonuç ortada; 3 oda 1 salon, iki kardeş, mükemmel 'ben kendimi annenle tanıdım, gözlerini babanla açtım' klişeleri. Yani bunlar tabi güzel ama arada bir yabancı olunca merak duygusu daha ağır basıyor.

Sorunun cevabı 'yok canım, babanla sonradan tanıştım ben' ise gözlerde şimşekler çakar, midene kramp girer, heyecandan ölmezsin. Bir dur.

Anlatır da anlatır annen.
Güzeldir o zamanlar için. İşte bakışmalar, mektup göndermeler, ananenden kaçıp çocukla buluşmalar vs vs. Ama sonunda geneli şöyle bir cümle getiriyor 'geçen gördüm, bir çökmüş, bir çirkin olmuş...iyi ki sevişmemişiz.'

O zamanlar annen, baban falan gözleriyle, kalbiyle sevişiyordu. Hemen pislikleşme. İzlediğin dizilerdeki gibi değildi yani.

Her neyse. Var işte bir sebebi.

İki insan birlikte olamıyorsa, bir taraf çok istiyor, diğer tarafın haberi bile yoksa ya da birlikte olmamaları için çok farklı sebepler varsa vardır bunda bir hayır. Belki çocuğunuz sakat doğacaktı, belki hayatının hatalarını onunla birlikte yaşayacaktın, belki kalbin çok acıyacaktı..Belki künefe sevmeyecekti!

İki insan mutlu olamıyorsa, bu onların mutlu olmayı bilmedikleri anlamına gelmez. Birlikte mutlu olamadıkları anlamına gelir. Ya da herkesin zamanla değiştiği sorunsalını getirir.

2si 1arada tatsız oluyorsa...3ü 1arada tatlı geleceğindendir.

%50 birleşemiyorsa; vardır ortada koca bir yalan. İki taraftan biri körü körüne inanıyordur. Ne demiş Can Yücel 'bağlanmayacaksın öyle körü körüne..' Tapmayacaksın öyle etten kemikten birine. İnanacaksın ulu güce, kullanacaksın aklını. Belki düşünmeye başlayacaksın, belki senin için çok zor olacak ama düşündükçe anlayacaksın. Ki ben ayrıntılı düşünmeye başlayan insanların bir önceki kendisiyle bir sonrakinin arasında milyon fark olduğunu çok iyi bilirim.

İki kız birbirine aşıksa...
İki adam birbirine arkadaştan farklı bakıyorsa...

Metrobüste yan yana oturamıyorsa bir erkekle bir kız. Vardır bunda çok büyük bir hayır.

İki yakan bir türlü bir araya gelmiyorsa...

Aslında anlatmak istediğim değil cümlemin başı. Aslında öyle demek istemedim de değil. Aslında bir konu da yok. Öyle söyleniyorum işte.

He bir de benden söylemesi. Rüyanızda her tanımadığınız isimler, gerçekten hayatınızda olması gerekiyor anlamına gelmiyor. Rüya işte. Ya toton açıkta kalmıştır ya da uyumadan önce çok ağır yemek yemişsindir. 

Şimdi bana sor. Kaza geçirmendeki hayır neydi İrem?
Belki ben o gün orada olmasaydım, bana çarpan adam başka bir zaman daha büyük bir kaza yapacaktı. Belki kendi de zarar görecekti. Belki kim arkadaşım kim ne kadar arkadaşım ya da kim benim hiç arkadaşım olmamış göremeyecektim. O kadar hızlı gidiyordum ki, o kadar istediğim her şeye hızlı ulaşıyordum ki belki de elimdekilerin değerini bilmemeye başlayacaktım zamanla. Annem, kaza geçirdim diye İstanbul'da olmasaydı, belki de evi temizlerken ayağı kayacak...allah korusun...Belki de...

Sanırım herkesin dillendirdiği, epey acı çektikleri, yeri geldiğinde mutluluktan ağladıkları aşka denk gelmemem de bundan. Ben fazla soğuğum, o fazla sıcak. Eriyip gidiyor işte.

Ne gerek var zorlaştırmaya? Üç harfli duygudan bu kadar korkmaya ya da onu dolabın en yüksek rafına kaldırmaya?
Bilemedim.