18 Aralık 2013 Çarşamba

saat 3, bir klişe yazdım


tık ediyor mesela bir yerlerde.
o tekrar düşünmeye başlıyor.
bir kez düşünüyor. ikinci kez düşünmeye başladığında vazgeçiyor.
o görmemek istiyor. olmuyor ama görmemezlikten gelmek en havalısı oluyor. çünkü basmakalıp düşünmeyi yakıştıramıyor. herkes zaten öyle değil mi? gördüklerini, aa ne güzelmiş dediklerini yaşıyor, sonra normal olan ilk gördükleriymiş gibi davranıyor.
kendinden uzaklaşıyor.
baştan uzaklaşıyor.
sona yaklaşıyor.
içine sinmiyor. duyamadığı şeylerin gerçek olmadığına zaten alışmış.
göremedikleriyse tamamen yabancılaşmış.
o, pes etmek nedir bilmiyor.
düş-
ü-

yor.
bir bakıyor.
elinde bir el daha.
ama aslında yok.
olmayan bir el mesela.
tutmak istediği, bırakmak istemediği.
eh be.
hayalleri mi? birinin elinden tutmak mı hayalleri? yoksa elleriyle tutmak istediği şey aslında onun olan kocaman hayalleri mi?
sonra sigara yakıyor. dumanından gözleri yanıyor. dudakları büzüşmüş.
dokunmak istiyor.
dokunamıyor.
dokunmak istemiyor mesela.
çünkü o yine
düş-
ü-

yor.
kamburu çıkmış. yaşlı değil ama yaşlanmış işte, işin kötü tarafı da giderek yaşlanması. Hatırlayamıyorum ama koyu lacivert bir montu var.
gitme demiyor.
gitsin de istemiyor.
öyle bırakıyor.
çünkü ikisi de aynı şeyi hissediyor.
o şimdi uzakta.
o hala düşünüyor.
belki de hala nedenini kurcalıyor.
nedennedenneden
bazı şeyler yaşanması gerekiyordur, diyor, ama kabullenemiyor.
belki de üzülmeyi seviyor. üzülmeyi bile özlemiş olabilir? ben soramam da, siz sorabilirsiniz mesela.
bir adam. yüz adam kadar düşünüyor.
bir kadın. çok küçük bir kadın. fazla düşünüyor. elleriyle tutamayacak kadar uzakta olan şeyleri düşünüyor.
çünkü hissetmeyi sevmiyor. -miş gibi yapıyor. ki inanın bana çok iyi başarıyor.
eğleniyor da kerata.
bir gülüyor ki kahkahaları adamın kulağına bile gidebilir, o kadar uzak olmasa.
peki diyor o. diğeri de tamam diyor. diyor demesine de-
uzaklıkbukadaruzakkennedenhalayakınmışgibihissettiriyor
çok klişe ama
klişeleri de sevmez ama
kadın ölüyor. adam aşık oluyor.

1 yorum: