9 Şubat 2013 Cumartesi

öyleSİnE


İnsan yolda yürürken öylesine kırmaz bir insanın kalbini. 
Geçerken uğramadığı gibi öylesine yalan söylemez. Her şeyin bir nedeni vardır. Bir şeyler saklamanın, korkmanın, uzaklaşmak istemenin ya da öylesine sıradan bir hayat yaşamak istemenin.

Öylesine dediklerimizin bir sebebi vardır.
Öyle...geçiyordum uğradım..
Öylesine yazamamak diye bir şey yoktur, yazdıran insanın olmaması diye bir şey vardır. 

Bugün uçakla martı öylesine aynı anda, aynı yerden geçmiyor. Biri dünyanın bir ucundan başka bir ucuna birilerini götürüyor; telaşlarını, projelerini, geçmişlerini belki de geleceklerini. Biri de kendine yeni bir solucan belki de bir simit parçası arıyor.
Sen bugün öylesine çok çirkin, kilon var ya da herkes seni parmağıyla gösteriyor diye öylesine birinin kalbini kıramazsın. 

Tıpkı öylesine bir başkasının kalbine giremeyeceğin gibi.
Öylesine yolda yürürken sakızın, ayakkabının kırmızı tabanına yapışması gibi.
Kırmızı lipstick gibi.

Sadece birkaç saniye yeterli bir akla saçma sapan bir fikir düşürmek için. Birinin sevgilisinden ayrılması için, sevdiği insanla barışmasını engellemek gibi, gelecek planlarını suya düşürmek için ya da sırf kıskanıyorsun diye onun hevesini reçele sokup orada bırakmak gibi. 
Sebep yok.
Sonuç yok.
Havalar soğuyor.

Aynı yöne doğru iki uçak gidiyor. Biri daha alçaktan, diğeri fazla yüksekten.
Ben ve siz gibi. Siz ve bir başkası gibi.
Sonuçta kimse dengiyle olmak istemez; kendini daha önemli hissetmek ya da kendini daha az önemsiz hissetmemek için. İkisi de aynı şey gibi? Öylesine bakıldığında evet; aslında hayır.
Hiç konuşmasa bile ilişkiyi yürütebilecek insanlar var. Hayatlarında başkaları dahi olsa, hiç ayrılmamış insanlar var. Kızını okuldan alıp, babası yaşındaki adama verenler var. Öylesine diye, para diye. Şımarık olanlarımız var her istediği olmuş diye; ezik hisseden insanlar var tek isteği reddedilmiş diye. 

Yazının şerbeti;
Öylesine eli tarçına çarpıp, sütünü tarçınla karıştıranları sevin. 
Tarçınlı sütler.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder