21 Kasım 2012 Çarşamba

belki şükredersin


En sevdiğim ayakkabımın topuğu kırıldı.
Çamaşır makinesi bozuldu, babaannemin dedesinin annesinden kalma İngiliz halımız su altında kaldı. Bu arada babaannemler aslen Trabzonlu. Çocukken çok fazla ingiliz çayı içemeseler de Rize'nin nimetlerinden yararlanmışlar ki zaten sizce de İngilizler çok sert bir mizaçla konuşmuyorlar mı?
Çok sert mizaçla.
Çok net cümleyle.
Çok derdi, sonra hava çok sıcak evet derdim.
Kendimi bildim bileli herkesten saklarım. Üzgünsem gülerim. Mutsuzsam gülerim. Üzgün olmak mutsuz olmak değildir etenşın piliz. Neyse ki bende ikisinden de dökülen saçlarımdan hallice var.
Gördüğüm ilk şey turuncuydu. Biraz sıcak biraz da yabancı.
Tanımadığın birini üzmek daha kolay derlerdi de inanmazdım. 
Kabul.
Bazen bir anda kararlar alıp verip koşturup gelip gidebiliyorum. Yaptığım şeyden de genelde pişman olmuyorum ama bazen; mesela etraf sessizken, insanlar gülmüyorken, yapacak her şeyi yaptığımda ve günün sonuna yaklaştığımı hissettiğimde içimi bir korku saplıyor. 
YAHİÇBİRZAMANHİÇBİRŞEYİYETERLİBULMAZSAM
Biliyorum ki her yeni gün yeni başlanmışlıklardır. Beraberinde kötü şeyler bile olsa her gün bir adım daha yaklaşır insan hayalini kurduğu şeye; hayali sadece mutlu olmak ve mutluluk elle tutulup gözle görünmeyen bir çikolata olsa bile.
Benim şuan ki halimin tek sorumlusu fazla tam olmam.
Her şeyimle kendime yetmem.
Kimseyle kendimden olduğu kadar mutlu olamayacağıma inanmam.
BELKİYANLIŞ
Belki de doğru.
Isınmak için başka kollara ya da söküğünü dikmek için fransız terziye gitmek gerekmediğini düşünüyorum. Belki fazla başak burcuyum. Belki de henüz aşık olmadım.
Belkidesorungerçektendebendedeğildesizde


Your faith was strong but you needed proof

You saw her bathing on the roof
Her beauty and the moonlight overthrew you
She tied you to her kitchen chair
She broke your throne and she cut your hair
And from your lips she drew the Hallelujah



En sevdiklerimden bahsetmeye devam edelim.
Arşivlediğim müziklerim, paylaşamadığım künefelerim, yeni tanıdığım ama keşke daha önce tanısaymışım dediğim arkadaşlarım ve yıllardır tanıdığım ama artık katlanamadığım dostlarım.
Katlanamadıklarımı bile en sevdiklerimin arasında bahsettiğimin farkında mısın?
Hallelujah...
Şimdi söyle bana.
Nasıl etkilenmek istersin? Hayatını nasıl etkilememi istersin?
İstersen şimdi gerçekten beni hayatından çıkarabilirsin. Üzerime 5şekerli kahveni dökebilirsin ve kız kıza gecelerimizden vazgeçebilirsin. Ya da kendine bile itiraf edemediklerini bana söylersin. Belki ağlarsın. Belki hıçkırarak ağlarsın.
Küfür edersin.
Hallelujah...
BELKİ ŞÜKREDERSİN?
Bir şeyler hissedebildiğine. Çok basit; canını yakan bir şey olduğunda gerçekten bunu içinde bir yerlerde hissedersin. Aşık olduğuna şükredersin.
Çünkü sevgili, ben hissedemiyorum. Canımı yaktıklarında sızlamıyor içim, bu yüzden mantığıma uymayan bir şey olduğunda karşımdaki üzülür mü üzülmez mi düşünmeden istediğimi söylüyorum.
Bu yüzden beni seven insanın duygularından düşünmeden çok kolay vazgeçebiliyorum.
Kötü biri değilim. Biliyorum.
Sadece hissedemiyorum.
Aşık olamıyorum.
Üzülemiyorum.
Ve en kötüsü de; içimde benim dışımda konuşan bir sürü ben olmasına rağmen; kendim bile beni acıtmayı bu kadar isterken.