22 Eylül 2012 Cumartesi

beirut beirut ağladım beirut


Dün gecelerden Beirut'tu.
Kuruçeşme, Beirut'tu. Herkes Beirut'tu.

Bütün Ortaköy Indie-rock ile sallandı. Hatta tahterevallilerle yükseldi bulutlar.

Sign me up Santa Fe!

-Oha, bayılabilirim şuan İrem!
-Kendimi kaybetmiş olabilirim!


Sign me up Santa Fe!


Demek istediğim şu ki dün geceden sonra Zach'in sesinin alıp götürmesinden sonra hiçbir konserin bu kadar beni etkileyebileceğini sanmıyorum. 
Yollarda hep onu duyduk
gibi
Kediler gördük büyük 
gibi
Kuruçeşme'ye gidiyordur
dedik.

-Bu şarkının üstüne mesaj at bence.
-Benden geçti, sen yol yakınken at bence.

Far from home, elephant gun!

Bence kesinlikle herkesin beklediği şarkı buydu. Elephant Gun. Allah aşkına! Kaç enstrüman çalabiliyor bu adam? Sesinin içinde kaç kişi gezemedi o gece? Ben sesindeydim. Boğum boğum ama net bir sesi vardı. 

Herkes orada değildi tabi. Beraber gitmek istediğimiz insanlar yoktu belki de yanımızda. Ama en azından bu adamlardan bu tarzdan anlayan birçok insan boğaza karşı neredeyse ağlıyorduk.

they call it night and I know it well!

-Nasıl yani? Bitti mi? Oha yok artık! 1saat miydi. (İSYANLARDAYIZ)
Aynı dilden konuşmadıklarımız söylendi 'hacığağ bir saat için mi verdik o kadar para hıhahahah' Vur patlat bir tane ağzına otursun.
-Çok cool gittiler ama. 
-Dur dur geliyorlar.


A Sunday smile we wore it for a while.
A Sunday mile we paused and sang. 

Kuruçeşme'nin alkışlarına, göndermek istemeyen Beirutcularına direnemediler ve 1 saat daha uzattılar konseri. Dönüşleri muhteşem oldu. 

Kim memnun kalmadı?
(sessizlik)

Yapılacaklar listemden bir şey daha çıktı. O nasıl bir çıkıştı öyle! Bir daha gelsinler! Ya da ben gideyim tekrar. Herhangi bir yere. Herhangi bir yerdeki konserine yine!


The lights go on 
The lights go off 
When things don't feel right 
I lie down like a tired dog 
Licking his wounds in the shade 

Hiçbiriniz dün geceki biz kadar şanslı değildiniz. Ben şanslıydım. Oradaki herkes gibi. Hala konserin etkisindeyim. Psikopat gibi çektiğim videolara bakıyorum. 

Bi de şey
Güzel şarkılar size de yardımcı oluyor mu; yeni karar almanızda?
Bana oluyor.
Özletiyor.
Huzur diyor. Öpmek diyor.
Şarkılar çok şey yapıyor bize.

(MUTLULUK)

Yazının Beirut'u: Çok pişmanım a dostlar! Keşke sahne önü alsaydım! Beirut'un şarkı sözlerinin yazılı olduğu dosyaları ben kapsaydım. Bazen elim ucuz yerlere gitmeli!







12 Eylül 2012 Çarşamba

Valizimdeki insanlar


Kocaman siyah biraz da kirli bir valizin içine yerleştirilen eşya gibiyiz.
Özenle hazırlanmışız. Tamamımız bu dünyaya ait.
                                                Kirletilmiş valize.
Nefes almakta zorlandığımız zamanlarda büyük ihtimalle üzerimize başka bir valiz geliyor. Biraz daha yenice. Belki başka bir kız. Belki de çok az parlak. Ama sade.
Her gün yeni bir insan. Her indirimde yeni bir elbise.
Burnu güzel. Rengi güzel.
Sevilmek istiyoruz sevmekten çok. Bir kerede tatil planlarımızı o yapsın istiyoruz. O alsın vanilyalı duş jelini. Ne bileyim işte. Sorsun mesela.
                           ne istiyorsun?
                                   nasılsın?
        hangi eteğine ütü yapayım?
Düşününce her indirimde 'ah buna aşık oldum hemen denemeliyim' diyen insanın her boşlukta 'ona aşık oldum' demesini yadırgamamamız gerekiyor.
Zaten Allah aşkına. Neden yargılıyoruz ki insanları?
İstediği kıyafeti giyer, eskitir; bir kere bile giymeden toz bezi yapar.
İstediği insanı sever, ayrılmaz ya da hiç başlamadan uzaktan sever.
Minisini de, türbanını da.
Sarışınını ya da esmerini.

Taşımaktan yorulduğumuz çantalarımız da var bizim. Bütün ağırlığından ve fazlalığından kurtulmak istediğimiz insanlar.
Olmuyor, yapamıyor, kurtulamıyoruz. Belki lazım olur diye diş fırçamızı da alıyoruz çantamıza, ya üzülürse diye en sevmediğimiz insanları davet ediyoruz partimize.

İtiraf etmeliyim ki alışveriş manyaklığının anasını ağlatıyorum.
Sevdiğim zaman da aklımı ağlatıyorum. Mantık geri durmalı biraz. Aklımla aşık olamam ben. O gitsin mesela iktisat çalışsın, mezun olsun bir de işe girsin yeter. Ben kalbimle yaşarım.
Bir de minilerim tabi.

7 Eylül 2012 Cuma

bize gelsene iki molekül patlatırız


Diş fırçalarımızın ne kadar sert olması gerektiğini nasıl dişlerimize hafif, narin, ah kıyamamlı dokunuşlarda bulunmamızı söyleyen pek sayın İsviçreli bilimadamları......

Düşündüm taşındım ve artık düşünmek istemediğime karar verdim. Zaten şerbetten yarısı ölen hücrelerimin bir de boş şeyler yüzünden ölmemesi gerektiğinin sonucuna vardım. Çünkü dedim ki o bölüm az hücreyle bitmez.

İki açısı yetmezmiş gibi üçüncü açıyı bulan zayıf, turuncumsu, derin bakışlı, eşşşşek gözlü pek sayın İsviçreli bilimadamları....

Kendi kendime konuştum ben. (sıkıyorsa nedenini tahmin edin ) Bir silkelen güzelim nedir bu halin senin dedim, çok bilmiş kendime. Senin kuralların vardır. Tabi ya kurallar. Bildiğiniz Murphy Kuralları benimkiler. Biraz daha benli biraz daha pembeli falan. Siyah kalın defterlere ihtiyacım yoktur çünkü çok siyahlar; sevmem öyle resmi şeyleri. Aldım elime ayfonumu....açtım notlarımı....baktım prensiplerime.

#en çok kendimi severim ben
Çünkü kimseyle kendimle eğlendiğim kadar eğlenmem. İçip sarhoş olup kendime komiklikler yaparım. Sevip şımartır sonra da ansızın giderim ben. 20mden birkaç hafta aldım ama hala abimin omuzlarına zıplar, bağırsaklarımın neden bir türlü çalışamadığını konuşurum ben. Büyürüm aslında ama hep küçüğüm ben.
#adımlara ihtiyacım yok koşarım ben
Bu 'bana bir adım gelene 3adım giderim' le alakası olmayan bir prensiptir. Hatta tam aksi. Bazen çok kro olurum ve bir sürü kamyon yazısı söyleyebilirim ezberimden. Ve asla şiir sevmem. Sevemem. İnanmam öyle kafiyeli aşklara. Tutarsız olmalı aşk. aşkdiyebirşeyvarsa. Hesabı kitabı olmamalı. Ali amcanın veresiye defteri gibi olmamalı. Karışık, buruşmuş, eskimiş... İki kişiyle olur aşk. İçinde üçüncünün olduğu aşk değil sadece bir kandırmacadır.

Beyaz önlükleriniz sarı olsaydı da bir havanız olsaydı adınızdan başka, çok kirli sakallı İsviçreli bilim adamları......
#çok severim ama ben
Sevdiğim zaman tam bir bir tam mallaşırım, merkezime alırım; hiçte göt olmam ben. olmazdım ben. harbi oldum ben. neyse konumuz bu değil. Sevdiği zaman belli eden tiplerdenim mesela. OHAHAHAHAH olum çok seviyom ya der dururum anneme. Anneme anlatmazsam sıkılırım o ilişkiden. Anneme anlatamadığım ilişkiden bir cacık olmaz çünkü. Çünkü annem güzel incir reçeli yapar. Çünkü herkesin annesi koca bir yaz boyunca bulduğu bütün meyvelere şekeri basmaz, hobi olarak reçel yapmaz.
#yürümeyi severim yürütenden ötürü........
Bazı sokakları sevmem. Çok anımın olduğu yollardan geçmem. Geçmek zorundaysam karşı yola geçer öyle yürürüm ben. Sizi artık sevmiyorsam tamamen çekilmez öküzün teki olabilirim. Sevmediğimi açık açık belli ederim de. Takmam. İlgilenmem. Güldürmek için ve hatta gülmekten ölebileceğim esprinize gülmemek için sidik torbamı bile patlatırım ben. İnat değilim ama sevmediğim insanlara gülmem ben. Ki genelde gülerim ben.

Lan evde kaldınız be İsviçreli bilimadamları..........
#en çok beni seveceksiniz.
Şaka lan korkmayın.
Ama sevmiyorsanız da muş gibi yapmayacaksınız.

#bunlar bitmez
#
#
#
#her gün kendime prensipler getirebilirim.
#
#
#her gün prensiplerimden vazgeçebilirim.


Her şeyi yapabilirim de nefret etmeyi bir türlü başaramıyorum. Sadece uzaklaşıyorum.
Şimdi söyleyin bana pek lensli İsviçreli bilim adamları.
30umda hala evlenmemiş olursam....
bana üç açılı teklifte bulunabilir misiniz?
"bir sen....bir ben...bir de kırmızı papyon" şeklinde.
hı?