29 Haziran 2012 Cuma

isimsizsiniz

Ne zaman birileri gelecek olsa, telaşe olur evde. Senede iki kez yıkanan bir kez kullanılan fincanlar falan çıkar ortaya. Sırf sen geleceksin diye kaptırdığım sonra kapattığım kalbimi tekrar açıyorum. Ne olur üzme onu, bazen kendi haline bırak. Arada aç üstünü güneş görsün, mevsim bahar olmasın. Tek bir gözyaşını daha kaldıramaz yüreğim. Çok fırtınalar atlattı tek bir sahilde. Artık yıprandı, ben onardım sen tekrar yaşatma aynı şeyleri. Dili yok anlatamaz derdini, kabuk bağlar sonra da ölür gider. Sen öldürme yüreğimi.

18 Haziran 2012 Pazartesi

un yumurta şeker

Gökyüzünün sakin hallerini seviyorum. Histeri nöbetlerinden çıktıktan sonraki hallerini hiçbir şeye değişmem. Böyle hafif bir keman sesi, romantik bir saç modeliyle kıvrılmış bulutlar. Şekil şekil, çeşit çeşit bir yeryüzü aslında gökyüzü. Herkesin gölgesinin uzandığı, büyük adamları küçülten bir dünya.
Tanıyamıyoruz yeryüzünde hiç kimseyi. Ne bir insanı ne de bir duyguyu. O kadar yüzü var ki bu insanların hangisi gerçek o bilemiyoruz. Yaptığımız tek şey onlardan kendimize en yakın hissettiğimizi gerçek o sanıp, devam etmek. Tökezleyerek çoğu kez de nefret ederek devam etmek. Nefret etmek demişken, nasıl bir duygu bilmiyorum. Tek bildiğim içinde aşk olduğu. Büyük bir aşk. Ama çaresiz bırakılmış, biraz tek etmiş biraz da terk edilmiş. İnsan aynı anda ikisini de yapabiliyor; mesela ben terk ederken terk edildiğimi kabulleniyorum. Kim aşık olduğunda karşısındakinin kendisine aşık olmadığını kabullenebilir ki?
...
Elimde mikser, önümde un yumurta şeker vs... Çırptım, karıştırdım. Oldu sandım, fırında unuttum yaktım.
İnsan aşık olacağını bilse kek yapmaz, yaparsa da yakar.
Tanıştığımıza memnun oldum.


13 Haziran 2012 Çarşamba

SICEYAK SICEYAK YANIYORUZ

bu yazıyı okurken içinde 'hot' geçen şeyler dinleyebilirsiniz. isterseniz izleye de bilirsiniz. 
yazıdansa hot'lı şeyler beklemeyin.
yeha

havalar çok sıcak.
-bu yüzden çok terliyoruz. çok su içiyoruz. az yemek yiyoruz. duşa sık sık girmeyi unutmuyoruz. duşta şarkılar söylüyoruz; köpüklerle oynuyoruz. Saçımızda harika modeller deniyoruz. Şortlarımızı çıkarıyoruz. Dizimizin epey üstünde olmasına dikkat ediyoruz ki adı şort olsun. Etekler falan derken serinliyoruz. Sulu şakalar yapmıyoruz. Arkadaşlarımızı fazla güldürmüyoruz. Aman! Havalar sıcak. Olur mu olur, ya gülmekten kaçırırsa.... Bir de kokusunu çekmek zorunda kalırsınız.
Fazla yürümüyoruz.
12yle 4 arası sokakları değil klimalı yerleri, soğuk odaları tercih ediyoruz. Benim gibi amele yanığı olmuyorsunuz. Sevgilinize 'çok sıcak seninle uğraşamam' deyip resti çekiyorsunuz; sevgilim olsaydı ben öyle yapardım. ya da yapmazdım.

insanlar çok sıcak.
-yanlış. havalardandır o. sıcak sözlere, sıcak ellere kanmıyorsunuz. ayrıca bu sıcakta o yapış yapış ellere de ihtiyacınız yok. insanlara gelirsek onlar hala sonbahardan kalma soğukluklarıyla beraberler. Emre Altuğ'a kanmayıp Emre Aydın'dan soğuk odalara dalıyorsunuz. o sana güldüyse gülmek zorunda değilsin. samimiyetsiz bulduğun herkese yüzündeki ve en önemlisi içindeki soğukluğu gösterebilirsin. bu senin en sıcak yanın.

cümleler çok sıcak.
-hatta bazıları o kadar sıcak ki kaptırıp gidersin kendini. ne demişler tatlı söz yılanı deliğinden çıkarır. sen yılan değilsin; sözün de tatlısı olmaz. olsa olsa künefedir tatlı olan. onu da sen sevme. ben seveyim sadece. ne diyorduk? cümleler aşkım. çok fenalar. insanı çarpar ikiye böler, kendi yarısıyla toplar. sonuç; her şey aynı akıllım bi bok olmadı.

bazı adamların gözleri çok sıcak
-dikkat demezdi geometri hocamız. 'tikat' derdi. daha etkiliymiş. o zaman koca bir 'tikat!'
gözlerle temas kurabilecek kadar cesur ol ama kurmayacak kadar da akıllı ol. çünkü karşındakinden pozitif ya da negatif her türlü gözlerinden etkilenirsin; sesinden başka. mesela ben elaymış kırmızıymış ayırmam gözleri. hepsini severim ve ne yazık ki temas kurmayacak kadar akıllı da değilim. kendimi bir kez olsun kaptırdım mı giderim. sıcak şeylerdir gözler. dudaklardan önce konuşurlar bazen. dudakların söyleyemeyeceği şeyleri anlatırlar. seni seviyorum gibi hiç tipim değilsin gerizekalı gibi.

kaşarlı menemenim çok sıcaktı
-dilim yandı be haccığğ demedim diyemedim. yandı.

sıcaktı herkes. benim. en sevmediğim kızın. en yakın dostlarımın. babamın. ilkokul öğretmenimin... hepsinin alnı bugün terliydi, boncuk boncuk. hepimiz sıcak şeyleri paylaşıyoruz. iyi de olsa kötü de olsa hayatımız sıcaklarla dolu. sıcak renkler en basitinden.
Cumartesi sıcaklıklar 10 derece artacakmış. bilginize.
möcük.

10 Haziran 2012 Pazar

her bi şey eşey


Belki her şey düzelebilirdi.
Öyle değil mi zaten KOCA insanların eli kolu bağlanınca, yapamayacaklarını düşündüklerinden ağzından ilk çıkan cümle.
HER ŞEY DÜZELECEK.
Böyle anlarda yüzlerine bakıp, koca bir nah çekmek istiyorum. Hiçbir şeyin düzeleceği yok. Neyin kafasındasınız? Düzelmesini istediğim hiçbir şey yok.
Öylesine yaşamak en sevdiğim şeylerden biri.
Her gün.
Büyüdüğüm ve onlar gibi sıradan olmadığım her gün kendimi bir kez daha seviyorum ben. Yaşıyorum. Seviyorum. Her gün birine aşık olacakmış gibi kalbim uçuyor benim. Sıradan sevmiyorum insanları. Aslına bakarsanız birçoğu sıradan ve basit. Gözlerinin içi parlamıyor ve basit kelimeler kullanıyorlar. BASİT VE ÖNEMSİZ. 
Her sabah benimle olduğun için kendini mutlu hissediyorsan, benimle olacaksın.
Her yeni günde şanslı hissediyorsan; benimlesin diye, benimle olacaksın.
Elimi tuttuğunda her şey duracaksa, sadece hareket eden benim ellerimi tutan 'sen' olacaksa; benimle olacaksın.
Görmediğin şeyleri herkesten önce görmek istemelisin.
Yapamadığın, yapmaktan korktuğun her şeyi ilk sen yapmak isteyen olmalısın.
böylece benimle olacaksın.
Koca insan olduğun kadar çocuk olacaksın. Karşındaki sırf çocuk diye değil ama içinde hala bir çocuk kalmıştır umuduyla bakacaksın aynadaki gözlerine.
Bugün de çok yakışıklıyım maeaaaşaallah diyeceksin, dalga geçeceksin kendinle. Böylece benimle olacaksın.
Kimse kalmamış gibi düşün. Bir tek ben kalmışım. gibi. Öyle hasret duyulan yapacaksın beni kendinde.
Etrafındakilerin hepsi aynıymış gibi düşün. Bir farklı ben kalmışım. gibi. Öyle aranan yapacaksın beni kendinde.
Ben kıskanıyorsam sen de çekip alacaksın beni herkesin içinden!
Bazen sırf elini sıkı tutmadım diye beni durduracak 'azınıkırarımkızımsenin' diyeceksin. Her şey düzelecek değil efenim, her şeyi düzelteceksin. Teker teker onaracaksın beni. Senden öncekilerden iz kalmayacak bende.
Güzel havalarda senden başkasıyla olmak istememeliyim. Senden önce en yakın arkadaşımı arıyorsam, boku yedin demektir. Ben caddelerde elimde alışveriş poşetleriyle dolaşmayı tercih ediyorsam; sana mesaj atmak yerine; ayvayı yedin demektir koççuğm.
İlk önce kendine güleceksin aynı zamanda güveneceksin.
Ben sağlamsam sen daha sağlam olacaksın.
Ben sağlam değilsem sen yıkılmayacakmış gibi sağlam olacaksın.
Yürürken ses çıkaran topukların değil ayakların olacak.
Bir adım önde ama yanımda olacaksın. Anlatabiliyor muyum?
Bana tercih yaptırmayacaksın. Ben tercih yapıyorsam bil ki seni eleyecek cevaplar veririm. Bir insan bittiyse bitiyor bende, bilmezsin daha sen. Ama bil. Öyle canım.
Sigaranı söndürecek, konuşacaksın benimle. Ben seni güldürür; yeni bir hayat verirmiş gibi yaparım. Bazen giderim. Bazen gelemem. Bazen hiç gitmek istemem. Sonra da gelmek istemem. Dengesiz olabilirim.
Dengesiz olabilirsin.
Sıkılabiliriz.
Artık yeter diyebilir, yan yana olmak isteyebiliriz. İsteyebiliriz ama olamayız. Koşullar budur ve biz bunu seçmişizdir.
Eğer 0'lı satır varsa tersi alınamaz. Yani aşkım; A is singular. laşjdsklghfjhljk Finale devam edeyim en iyisi. Siz de dinleyin. JMSN-Something