21 Mart 2012 Çarşamba

Şimdi


Sonra müzik başladı. Çok sessizdi.
Kelimeler sanki harf harf çıkıyordu dudaklarının arasından.
Birbirini seven iki insanın kopmasıydı, uzaklaşmasıydı bu cümleler. Müzik bile dokunamıyordu cümlelere, biten bizlere. Her cümle bir soru demekti. Her bitsin deyiş bitmesini gerektiren sebep neydi sorusuydu. Saçma sapan, şımarıklık olamazdı. Sıradanlık olamazdı.
Gidemedikleri bütün benliklerini toplamış, biriktirmiş bir anda kaçırmışlardı birbirlerinden. 
Basit olan şeyler konuşarak, anlaşılarak bitebilir.
Basit bir şey değildi ki. Basit bir şey gibi asla görmemişti zaten.
Aşkı zaman öldürebilir mi? 
Biter mi dersin, geçer mi her yeni bir günde daha az acıtarak?
O kadar sessizleşmiş ki bittiğini anlamadım şarkının.
Sen de o kadar aynı cümleleri söyledin ki üst üste....bittiğini anlamamışım gözümde büyüttüğüm bizin.

20 Mart 2012 Salı

Ben pembe rujumu taşırırken


Benim küçükken de pembe rujlarım vardı ama o zaman doğru düzgün süremiyordum dudağıma. Bazen sadece alt dudağıma sürüyordum, bazen burnuma kadar uzuyordu rujun izi bazen de bütün dişlerim pembe oluyordu. Bir de benim hiç çürük dişim olmadı bütün arkadaşlarımın aksine.
Kırmızı ojelerim vardı. Küçücük tırnaklarımın neresine sürüyordum bilmiyorum ama yarım yamalak sürüyordum onları yine de büyük azimle. Kuzenim kandırmıştı beni sürekli oje süren küçük kızların tırnakları kökünden kopuyormuş diye. Çokta tın. Aşıktım onlara, bugün gibi. Yatağımın üstüne kaç kere kırmızı oje döktüğümü bilirim. Bilerek değil ama gerçekten. Yanlışlıkla oluyordu. Sonra annem odamın önünden geçerken görmesin diye kırmızı ojenin üstüne un dökmüştüm. Bence çok mantıklı.
En güzel barbieler benimdi. En güzel tencereler. En güzel altına çişini yapabilen bebekler.
Her güneşli yağmurda gök kuşağının başladığı yeri bulma hayalim vardı benim. Onu bulabilmek uğruna Rosalinda'nın tekrarını kaçırmıştım.O zamanlar hiç takılmadan 'fernando jose altamiano del castro' demek çok havalı bir şeydi ve ben gerçekten çok havalıydım.
Babaannemin topuklu ayakkabılarını giydiğimde kendimi genç kız gibi hissediyordum. Boyum bir40tı, ağzım süt kokuyordu ama o ayakkabılarla 18liktim.
Bütün doğum günlerim kutlandı.
Sayamayacağım kadar fotoğrafım var.
Çok çirkin olduğum dönemlerim var mesela. Böyle saçım erkek gibi. Ön dişlerim yok. Fareler yemiş öyle deyip kandırıyorlar beni.
Aylık dergilerim vardı. Şimdi yok ama o zamanlar barbie dergileri oluyordu. Yani derginin adı 'Barbie' ydi. Müjdat abi sağ olsun, almayı unutsam bile ayırırdı. Çünkü ben sadık bir dergi abonesiydim.
Sabahları kahvaltımı yaptıktan sonra annemden gizli gizli diş macunumu yerdim. Kırmızıydı, çilekliydi. Çok güzeldi tadı! 
Aha.
Atilla Taş'a aşıktım. Çok karizmatikti.
Herkes gibi kapının ziline basmaz 'aaaaaaaaaaaağnneeeeeeeeeeeğ' diye bağırır bütün mahallede duyulurdu sesim. Kızıyordum anneme çünkü bütün yaşıtlarım dereye girip kurbağalı lağımlı suda yüzebiliyordu. Ama ben! Bahçenin kapısından bakıyordum onlara.
Bir dönem odamın duvarlarında posterler vardı.
Gel zaman git zaman Blue grubundaki Lee'ye aşık oldum ve zamanla anladım ki sarışın erkeklerin kedilerden farkı yoktu ve ben kedilerden nefret ederim.
Bu şarkıyı dinlediğim dönemler oldu.
İnsanlar tanımaya başladım.
Aşık oldum.
Aşık olduğum çocuktan ayrıldım.
Aşık olduğum çocuğu özledim.
Aşık olduğum çocuk öküzün tekiydi. Ox'um dedim bir dönem ona. Salak sınıf arkadaşım sınıfın duvarını delmişti. Biz de akıl bedava deyip öküzcüğümle dersteyken sınıftan sınıfa kağıtlaşmıştık. Çok romantikti.
O da büyüdü şimdi. Koca adam oldu.
Lise geldi.
Lise 4yıldı.
2si güzel 2si berbattı.
Sonra herkesin yediği şeyleri yedim; kaşarlı tost gibi dost kazığı gibi.
Daha dün okulun ilk günüydü ama bugün fark ettim ki bu dönemin de sonuna yaklaşıyorum. Bir eksik bir fazla ne fark eder.
Bugün de pembe rujum var. Kırmızı ojem de var.
Bugün pembe rujumu dudaklarıma tam olarak sürebiliyorum ve kırmızı ojelerim tırnaklarımdayken küçük bir çocuğun elini yansıtmıyor.
Çocukluğumda filmlerdeki aşkların baş rol oyuncusu ben olurdum. Yani en güzel kız. En çok sevilen kız. Dudağına pembe ruju en çok yakışan kız. Bugün kendi hayatımdaki aşkın bile baş rolü olamadım. Belki de olmak istemedim onu da bilmiyorum ya.
İnsanlara gerek duymuyorum mesela. Herkesle iyi anlaşmaya çalışmıyorum. Biri hayatımdaysa, merkezime almıyorum. Okulda birçok yüz var. Kendimde birçok yüz var. Herkesin birçok yüzü var ve ben bir tanesini bile tanımak için çaba sarf etmiyorum.
Bugün fernando jose altamiano del castro demek hiç havalı değil. Atilla Taş'sa kronun önde gideni.
Çok sevdiğim gülüşüm var dişlerimin beyaz olmamasına inat. Kimseden saklamadığım düşüncelerim.
Başladığı yeri merak ettiğim hiçbir gök kuşağı yok ve dünya hiçbir aşkın etrafında dönmüyor.



19 Mart 2012 Pazartesi

daha on dokuz











http://fizy.com/#s/1d5ihd 


Bugün de sesini duymadım.
Yarın da seni göremeyeceğim.
Belki hiç aklımdan çıkmayacaksın.
Sana karşı hep kırılgan oldum. nedenbilmem.
İçimde hala sana kızgın bir parçam var.
Beş gün sonra da kimse senin gibi olmayacak.
Dün de zaten konuşmadık.
Hani her zaman yanımda olacaktın? Hiç sıkılmayacaktın?
Aklına o günden beri ne kadar geldim merak ediyorum.
seni seviyorum.
özlüyorum.
hala kızıyorum.
Yarın pazartesi.
erken uyudun mu? telefonda fazla kalma geceleri.
Bak bana. Ben uyuyamıyorum, saat kaç oldu hala bilgisayarın başındayım.
mesajlarını sildim. profiline bakmadım. yine karnım acıktı.
Kabul et.
Sayfa on dokuz, çok acımasızdı.
Çok şey birikecek birlikte değilken. Sana anlatamadığım bir sürü saçma şey olacak hayatımda. Yine yürürken bir yerlere çarpıp seksen dakika sessiz kalırım herhalde.
Her gün doğru olan buydu diyorum kendi kendime.
doğru olan buydu
doğru olan buydu
doğru olan buydu
Kendimi mi kandırıyorum sence? Yoksa sen de benim gibi mi düşünüyorsun ya da sen de benim gibi kendini mi kandırıyorsun?
Geçer mi dersin?
Geçti mi sende? Yoksa seni hiç acıtmadı mı?
Yarın pazartesi.
Unutmadan... bence hiçbir şey sıradan değildi, çünkü sen sıradan bir adam değildin. Haklısın. Sana göre sıkıcıydı, çünkü ben herhangi biriydim. seniniçin.





17 Mart 2012 Cumartesi

So sick and tired


Her zaman mutlu olamazsın.
Her zaman gülemezsin.
Bazen etrafındakilerin aksine sen her gün aynı şeyi yapabilirsin. Bu şunun gibi bir şey. Her gün aynı saatte kalkıp kahvaltını yapıp, dişlerini fırçaladıktan sonra işine gitmen gibi bir şey. Her gün aynı insana sevgilim demek gibi bir şey.
Normal olan her gün arkadaşlarınla eğlenmen değil.
Normal olan sevgilinle her gün inanılmaz değişik şeyler yapman değil.
Normal olan bir gün sırf değişiklik olsun diye birinin hayatından ben sıkıldım diyerek çıkmak hiç değil.
Normal olan evlendikten sonra her gün aynı insanı görmekten sıkılmak da değil.
yaptıklarımıza
seçimlerimize
insanların değişebileceğini kabullenmemize
cumartesilere
kendimizde hata aramamıza
vakit kayıplarına
kızıyorum bugün
sen de onlardan birisin işte
Zaten bazı ilişkiler bittikten sonra konuşmaya değenler ve bahsedilmesi bile saçma olanlar olarak ikiye ayrılır. Her şeyin sıradan olduğunu söyleyen bir adamla yaşanan ilişkinin hangisine girdiğine siz karar verin.
Sınırsız bahanesi olabilecek bir insanı hayatınıza alırken 2kere değil 80kere düşünmeniz gerekiyor.
Çok şey kaybetmişiz birlikteyken. En basitinden boşuna radyasyon yemişiz her gece her sabah. Şimdi düşünüyorum da neden hala keşke seni tanımamış olsaydım diyemiyordum diğerlerinin aksine biliyor musun? Çünkü sen ne istediğini bilen biriydin. En azından öyle düşünüyordum tersini göstermediğin söylemediğin sürece.
Benim için artık peynirsiz künefe gibisin.
Bugün kendine bir sevgili yap. Yarın onunla amuda kalkın. Pazartesi işten istifanı al. Git iki gün önce tanıştığın kıza evlenme teklifi et. Aynı gün içinde hem balık ye hem de kazandibi ye benim için. Sonra. Ertesi gün evlenin. Sonra. Etrafına bak. Bir sürü kız var henüz keşfedilmemiş. Henüz etkileyemediğin bir sürü kız. Sana inanmak için bekleyebilecek tonlarca gerizekalı. Düşün. Ne işin var ki her gün aynı şeyleri paylaştığın bir kızla. Ama aklını kullan. Sen ayrılma, suçlu olma. Hissettir ona. Basit olduğunu düşündür kendisine. Bir yazı yaz en basitinden, göster ona ondan ne kadar sıkıldığını. Ayrılsın senden. Evliliği basite indirge. Bak ne çok ekşın yaşadın bir kızla. Korkma her gününe yetecek kadar kız var etrafında. Sen iste yeter ki.
Eminim aralarından az da olsa gururu olan biri çıkar ve bir ilk yapıp geri dönmez sana.




3 Mart 2012 Cumartesi

maskeli aşkım


Eğer mor atlı kırmızı papyonlu prensim gelseydi şu an Twitter'da tanımadığım birçok insana, sevgilime, eski sevgilime, sevgilimin eski sevgililerine takıldığı kızlara, salak kızlara, saçma sapan bir sürü insana mesaj veriyor olmaz; mor atımızı kırmızı puanlar çizip boyuyor olurdum.

Eğer mor atlı kırmızı papyonlu prensim gelseydi hep masallarda kalırdım. -mışlar -mişler kullanırdım. Kötülerle savaşırdım sonra hep yenerdim onları, sonuçta ben iyiyim. Bazen çok iyi biriyim.. Belki Bambi benim evcil hayvanım olurdu. Kırmızı papyonlu mor atlı prensim atını gezdirirken, kaçıp giderdim Herkül'e. Ayaküstü tanışırdım. Belki yemeğe davet ederdim, bir öğle vakti. Rapunzel'e saçı dışında konuşulacak hiçbir şeyi olmadığını söylerdim ki saçı bile kötü. Sarı bir kere.
Hansel ve Gratel'in peşine Tazmanya'yı takardım. Oh mis. Benim olurdu evleri.
olabilirdi yani.

Mor atlı kırmızı papyonlu aşkım maalesef ki yok. Zaten olsaydı da hayallerimdeki gibi olamazdı, ben de masallardaki gibi olamazdım. Masal okuyacak yaşı çoktan geçtim, masallarını dinleyecek insanlara da tahammülüm kalmadı.
Masallardaki gibi güzel bitmiyor içinde bulunduğum yaşam, her zaman güneş yok tepede ve kar bazen fazla kalıyor yerde. Yenildiğim insanlar var. Duygular. Hatta kendime bile yeniliyorum bazen. Zaten annem evde ceylan beslememe mümkün değil izin vermez. Seksen kilometre uzunluğunda saçlarım olmadığı için de mutluyum. Burada kimse birbirinden memnun değil. Elimizdekinin, yanımızdakinin kıymetini bilmiyoruz. O bizim olsun ama diğeri de bizim olsun istiyoruz. Bazen her şeyin aynı olduğunu düşünüyoruz. Değiştirelim derken bitiriyoruz. Ve sanmakla kalıyoruz.
Demek ki neymiş masaldan bir karakter çıkmazmış.
Herkesin hayal olduğunu sandığı aslında yaşanması gereken karakteri takdim ediyorum sizlere.
Superman.
V for vendetta.
Recep İvedik.
cıks.
Bence Batman kostümde oldukça başarılı. Ben kız olduğum halde öyle giyinmeyi cesaret edemem. Ayrıca çok seksi. hihi. Kostüm için 3puan, kaslara 1puan, güce 5puan, maske içinse 1puan vererek onu kırmızı papyon takmaya davet ediyorum.
Belki içinde bulunduğumuz yeri birlikteyken daha güzel yaşarız. Maskesini sadece bana açar. Seksi taytını da giymekten vazgeçer.
Ben de çırpar çırpar ona  kek yaparım.
öptüm.