9 Ağustos 2012 Perşembe

Saygılı bir yazı


Çok saygılı bir yazı olacak bu yazı çok.
Çok saygılı yazının çok saygılı bıdı bıdıları.

Evvel zamanın iki v'li olmasından önce; bundan yıllar öncesinde, çok çok öncesinde, her şeyin başlamasından önce ya da birkaç ay önce bilemiyorum ilk görüşte ve anlık olan aşka inananlardandım. Öylesine sever öylesine üzerdim. Bir anda başlayan şeylerin sonsuza kadar süreceğini düşünecek kadar da aptaldım. Biraz Gülşen Bubikoğlu'ydum biraz  Leighton Meester'dım. Kıskanır ama sonuna kadar peşinden gider, peşine kadar gider ama sonuna kadar kıskanırdım. Bu yüzden krem şantiden yaptığım ilişkimin temelleri en ufak bir güvensizlikte eriyip giderdi. Akıl edemezdim ilişkimin temeline koyduğum krem şantinin içine toblerone karıştırıp etrafını wafflelarla kapatmayı. En ufak bir sıcakta kayıp gittiler bu yüzden. Sayemde. İsteğimle.
Sonra istemeden değiştiğimi fark ettim. Birini kıskanmak çok farklı bir şeydi. Kıskanmak çeşit çeşitti ve ben kafamda türlü senaryolar yazıp ilişkisini o senaryolara inanarak bitirmekte markaydım. Ortada kız yok aşk yok ben geçmişten gelecekten toplayıp ortada bir aşk olduğuna kendimi inandırırdım.

Sonra, evvel zamanın tek v'ye de düşebileceğinden sonra düşündüm ki ne gerek var elin çocuğunu bu kadar göğe çıkarmaya. Sev, tamam. Aşık ol, tamam. Güzel cümleler, çilekli pastalar tamam. Tamam ama neden onu geçmişinden kıskanayım ki? Tabi ki de keşke benle yaşasaymış onları gerizekalı, ne gerek vardı ki gibi düşünüyorum. Ama kıskanamıyorum. Her zaman dengeler olduğunu düşündüm. İçimizde bir yerlerle dengelerin dışarıda bir yerlerde bütünleştiğine inandırdım kendimi. Neden seninle olmayı tercih ettiği halde bokuna kadar inersin ki çocuğun. Oldu ki korktuğun başına geldi. Bıraktı seni. Sana onunla olmayı istediğini söyledi. Olabilir. Ölmeyeceksin inan bana. Sevdiğin kadar sevileceksin ve seninle olmak istemeyeni bir noktada sen de istemeyeceksin.

Kimse kimsenin ruh eşi değildir. Yoktur yani öyle bir şey. İnsanlar ortak noktalar bulurlar bir sürü farklı yönlerinin arasından. Sonrada ruh eşim derler. Oldu. Bok eşin canım. Kendini kandırmakta bir numarasın. Onun seni aldattığı kadar sende aldatacaksındır. Sevmediği kadar sevmiyorsun. İstediği kadar istiyorsun ve bazen kendini çok kandırıyorsun.
Böyle bakmaya başladığımdan beri inanın başım daha az ağrıyor. Hep diyorum ki 'ne olmuş yani ölecek miyim?' Çünkü fark ettim ki çok süslü unutmalarım var.Ve aşk bir anda olmuyor. Fark etmeden oluyor. Hadi lan; onunla ben mi? hahahah derken oluyorsun. Birine ne zaman seni unutacağım artık dediysem zaman aldı, zor unuttum. Bu yüzden unutmak istediğimde bir anda onun haberi yokken başlıyorum buna. 

Çok saygılı eski sevgililerim, sevgilimin eski sevgilileri, eski sevgilimin yeni sevgilisi, gelecekteki sevgilim; şuanda eşitiz ve ne zaman olmaması gereken bir şey düşünürseniz büyük ihtimalle ben de öyle şeyler düşünüyor olacağım ve bana vermiş olduğunuz sıkıntı künefemi yiyene kadar olacak; sonrası hep şerbet.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder