13 Ağustos 2012 Pazartesi

bir çikın olayı


Beyler. Bayanlar.
Fırında tavuğa hoşgeldiniz.

Bende bir ses var susturamadığım, doyuramadığım. Onun adını söylemek istiyor, sus diyorum herkes duymasın. Susmuyor. Sıkılmak nedir zaten hiç bilmiyor, hep adını söylüyor.
aynı isim. aynı adam. aynı soğandan göz yaşarmaları.

Beyaz mutfağımızı kirletmeyi severim. Kırmızı biberleri jülyen keserim, sarıların da tohumunu çıkarırım. Onlar bir tavada kavrulurken, bendeki ses yine söyler aynı ismi. Sanki o herkes değil, herkes oymuş gibi. Birilerinde onu bulmak zor, onda birilerini bulmak kolaymış gibi herkesten sıyrılırcasına.
Soğandan inatla sıyrılmayan zarı gibi. İlişkilerimiz bir zar inceliğinde ve aynı zamanda inatçılığında da. Gel desen gelmez, git desen gitmez aynı tavaya yağ koyduğumuz insan. Gelemeyenler çok önemli oluyor; ulaşılmaz oluyor ki zaten onları önemli yapan da ulaşılmaz oldukları. Tavayı boyumuzun yetişmediği dolaptan almaya çalışmak gibi. Bir türlü gitmek bilmeyenler de saygısızca hayatımızdan bir andan çıkıp giden daha sonrasında da bir arkadaş ortamında gördükten ya da 'profilresminideğiştirdiktensonra' arayıp, soranlar oluyor.
Tatlıya ilk başlamak isteyen ben olurdum ve bu yüzden kendimi bencillikle suçlardım. Yemek yapmaya başladıktan sonra; insanların cidden birbirlerini ayakta götürdüklerini fark ettikten sonra en büyük bencillerin o bir türlü gitmek bilmeyenler olduğuna karar verdim.

Babam her Rusya'ya gidişinde değişik baharatlar getirirdi ve bence evinde bu baharatlardan olmayan insanların hayatlarında çok büyük bir eksik var. Fırındaki tavuğun kokması gerekir; çeşit çeşit baharatlarla, soğanla birlikte. Abarttığımız ilişkilerimizde de böyle. Kokular olmasa belki de hatırlamak daha zor olurdu. Gitmek nedir bilmeyenler, kokulardan başlar sizi rahatsız etmeye. Mesaj atarlar 'otobüste bir kız vardı, senin parfümünden kullanıyordu' ya da sosyal mesaj gönderirler çok tırt tivitleriyle.
İnsanlar kendilerini hatırlatmak için ölüp bitiyor şu günlerde.
Bilmek için gerek duymadığım şu günlerde.
gitmemek' diye bir kelime varsa hayatımızda; ilişkide tutunmalıyız o kelimeye. gitmesin diye. bitmesin diye. Yoksa bittikten sonra sadece çırpınışları izlemek hoşumuza gidiyor. İnsanız ya hoşumuza gidiyor birilerinin bizim için çırpınması, biz başkası için çırpınırken.

Neyse. 


4 yorum:

  1. Bir mutfak macerası nasıl böyle anlatılabilir ki? Edebi olarak güzel bir deneme yazısı olmuş. Tebrikler...

    YanıtlaSil
  2. gerçekten şahane bir yazı bu

    YanıtlaSil