18 Haziran 2012 Pazartesi

un yumurta şeker

Gökyüzünün sakin hallerini seviyorum. Histeri nöbetlerinden çıktıktan sonraki hallerini hiçbir şeye değişmem. Böyle hafif bir keman sesi, romantik bir saç modeliyle kıvrılmış bulutlar. Şekil şekil, çeşit çeşit bir yeryüzü aslında gökyüzü. Herkesin gölgesinin uzandığı, büyük adamları küçülten bir dünya.
Tanıyamıyoruz yeryüzünde hiç kimseyi. Ne bir insanı ne de bir duyguyu. O kadar yüzü var ki bu insanların hangisi gerçek o bilemiyoruz. Yaptığımız tek şey onlardan kendimize en yakın hissettiğimizi gerçek o sanıp, devam etmek. Tökezleyerek çoğu kez de nefret ederek devam etmek. Nefret etmek demişken, nasıl bir duygu bilmiyorum. Tek bildiğim içinde aşk olduğu. Büyük bir aşk. Ama çaresiz bırakılmış, biraz tek etmiş biraz da terk edilmiş. İnsan aynı anda ikisini de yapabiliyor; mesela ben terk ederken terk edildiğimi kabulleniyorum. Kim aşık olduğunda karşısındakinin kendisine aşık olmadığını kabullenebilir ki?
...
Elimde mikser, önümde un yumurta şeker vs... Çırptım, karıştırdım. Oldu sandım, fırında unuttum yaktım.
İnsan aşık olacağını bilse kek yapmaz, yaparsa da yakar.
Tanıştığımıza memnun oldum.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder