2 Nisan 2012 Pazartesi

Bir soru bir mesaj

 
    İhtiyaç duyduğum en nadir zamanlardan biriydi. Hayır. Hiç ihtiyaç duymuyordum.
Öylece çıkagelmişti.
Bir şey diyemedim, reddetmek aklımın ucundan bile geçmedi.
Zaten aşk reddedilemeyecek kadar az bulunan bir şeydi. Üzüyordu ama biliyorum mutlu da ediyordu.
Çok sıcaktı.
Gülüp eğlendiğim, alışveriş yaptığım bir gündü. Tek fark yemek yiyemiyordum. Midemde beni ayakta tutacak hiçbir şey yokken buna bir de hafif kıpırtılar eklendi.
Tekerrürden ibaret olan bir ilişkinin sonunda böyle canlı bir şeyle karşılaşacağım aklıma bile gelmezdi.
Bir soru sordu.
Sıradan, basit bir soru.
Sorusu kadar basit olabilirdi.
Sorusu kadar genel olabilirdi.
Düşünmedim böyle bir şeyi. Zaten ben 23 saat kalori hesaplasam da geri kalan 1 saatte künefeyi düşünmeden yiyebiliyordum.
Kendisini hiç anlatmayan bir adam.
Karşısındaki ne yapar ne sever hiç merak etmeyen bir adam.
İstediği zaman arayan, istemediği zaman hayatından kolayca çıkarabilen bir adam.
Ağzından çıkacak her kelime için her cümle için nefesini tutmuş bir kız.
Ne yaptığını ne sevdiğini her şeyden çok merak eden bir kız.
İstediği zaman arayamayan, sıfatı ne olursa olsun onun hayatının bir köşesinde hep olmak isteyen bir kız.
     En sık ihtiyaç duyduğum zamanlardan biriydi. Evet. Çok ihtiyacım vardı.
Öylece çıkıp gitmişti.
Bir şey diyemedim, itiraz edecek zaman bile tanınmamıştı.
Zaten insan en çok sorularına cevap bulamayınca, duygularının karşılığına alamayınca kırılır, yıpranır.
Çok soğuktu.
Her gün yağmur yağıyordu.
İnsanlar yabancıydı, duygular farklıydı. Aşkı yatakta yaşayanlar ne anlardı ki benim bir sesin etkisinden ne kadar yoğun duygular yaşayabileceğimi?
Soru, cevap. Hepsini kendi kendime halletmeyi deniyordum. Sorular bende, cevaplar onda olmasına rağmen.
Bir mesaj attı.
Çok güçlü, üzerimdeki bütün yorgunluğu kırgınlığı alan bir mesaj.
Sesi kadar önemliydi.
Gidişini unutturacak kadar özlem doluydu.
Kendisini giderek anlatmaya başlayan bir adam.
Sorular sormaya başlayan bir adam.
En azında tatlıyı çok sevdiğimi öğrenecek kadar benimle ilgilenen bir adam.
Aramak istediği zamanların giderek arttığını bana gösteren, hissettiren.
    Sevdiğini söyleyebilmek, sevmekten daha önemli. Sevdiğini söyleyebilen bir sevgilim var. Sevmek, sevmeye çalışmaktan o kadar kolay ki ne dese sevebiliyorum, ne yapsa sevebiliyorum. Zaman azaltır diyorlar. Neyi azaltıyor merak ediyorum bu günlerde. Beraber gülebilmeyi mi, saatlerce sıkılmadan birlikte olmayı mı? Yoksa sevgiyi mi? Ya da insanların azalıyor dedikleri şey fayda mı, birbirlerinden faydalanabildikleri gün sayısı mı?
    Çok değil.
    Bir paket çikolata.
    Bir de hiç bırakmadığın kalemin olsun yanında sevgilim. Gör bak azalan hiçbir şey olmayacak.



1 yorum:

  1. İki kişi, karşılıklı olarak gereken ilgi ve alakayı gösterirse azalan hiçbir şey olacağını zannetmiyorum. :)

    YanıtlaSil