12 Şubat 2012 Pazar

uyuyabilirdim ama olmaz, çünkü bu da planlıydı

Bazen susarken çok şey söylüyorum.
Kavga ediyorum. Bağırıyorum.
Kendi kendime konuşuyorum.
seninle. Onunla konuşuyorum. Bazen sizi bile konuşturuyorum.
Küsüyorum.
Duymuyorsunuz. Bazen 'evet' deseniz de unutuyorsunuz. En kötüsü de unuttuğunuzu bile fark etmiyorsunuz.
Sonra çok şey söylediğim zamanların çoğunda da susuyorum. Konuşuyorum ama öylesine. -muş gibi yapıyorum. Dinliyormuş, hak veriyormuş gibi...
Kelimeler de anlamlarından uzaklaştı iyice. Aslında iyi de değilim, ne kadar nasılsın dediğinizde iyiyim desem de. Belki iyiyimdir ama fark edemiyorumdur, bu da olabilir.
Sanki künefemin üstüne süt dökmüşler gibi. 



Bir de isteksizlik diye bir kelimeyi aldım kısıtlı konuşmalarıma. Ne zaman bir kelimeyi tam anlamıyla kullanacak olsam, aslında istemediğimi fark ediyorum. Bazen sadece alıştığımı düşünüyorum; yemeye, sevmeye, hissetmeye, söylemeye, kabul etmeye...
Kabul etmek istemediğim bir şeyi sırf karşımdakinin planları bozulmasın, üzülmesin diye kabul etmekten de sıkıldım. Bunu kabul etmemi bekleyenlerden de sıkıldım.

Gece yeterince uzun olacak ama bu bu kadar kısa olmak zorunda mıydı? 2dakika 21saniye boyunca neler yapabilirsin bilmiyorum ama dinlersen seversin.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder