15 Şubat 2012 Çarşamba

bir kez daha sevgilim dedim


Bugün bir arkadaşım sevgilisiyle etiketlemiş kendisini. İsminin sonuna da 'm' getirmiş, sahiplenmiş onu. Kötü oldum. Ben de seninle herhangi bir yerlerde olabilirdim. Sen de beni sahiplenebilirdin. Olmadı işte. Olmayacak. Neden böyle olmak zorunda? Neden seni hala seviyorum? Özlüyorum bir de. Hiçbir derdim yokmuş gibi bir de seni özlüyorum.
Senin bildiğini ben de biliyorum. Bunu bilecek kadar tanıdım seni.Aynı zamanda sevdim. Hiç kimsenin senin gibi olmayacağını biliyorum. Kimse senin gibi elimi tutmayacak. Belki de kimse sebepsiz sevmeyecek. Belki o gün çok güzel giyindiğim için benden etkilenecek, belki derslerimde iyiyim diye, belki arkadaşının arkadaşıyım diye, belki onu güldürebiliyorum diye. Hepsinin bir sebebi olacak. Benimse hiçbiriyle ilgilenmem için bir sebep olmaz. Olamaz. Çünkü hepsinde bir sıradanlık. Belki ben seni gözümde büyütüyorum diye düşünmeyi o kadar çok isterdim ki.
Neredesin?
Ne yapıyorsun?
Beni düşünüyor musun?
Sevgilin oldu mu, benden sonra kiminle görüştün? Daha çok yeni, görüşme kimseyle. Biliyorum çok yoğunsun sen ama o yoğunlukta diğerlerine vakit ayırabiliyor musun? Ya da ben varken yapamadığın şeyleri yapmaya başladın mı? Galiba başlamışsın. Merak ediyorum ki bilirsin seninle ilgili her şeyi merak ederim ben, tekrar alışkanlıklarını da yapmaya başladın mı? Galiba buna da başlamışsın.
şimdi ben de senin eski sevgilinim. sorun yaptığım şeyleri teknik olarak şimdi üstüme alınmam gerekiyor ama bunu yapacak cesareti bile kendimde bulamıyorum. 
İsmimi senin ağzından duymayı da özledim. Kimse senin gibi öylesine irem demiyor bana. İstedikleri yere gitmek için, beraber takılmak için, bir şeyler içmek için, sevgilisi olmam için irem diyorlar.
Yine uyuyamıyorum.
Sürekli düşünüyorum. Beraber geçirdiğimiz son günü hatırlıyorum sürekli. Bazen silik silik hatırladığımı fark edip ağlıyorum, kendime kızıyorum. Bunu da mı unutur insan, diye. Onu da beceremiyorum. Yani kendime kızmayı. Sen bile daha güzel kızıyordun bana...
Aklım çok karışık. Sensiz çok mutsuzum. Öğrenmem gereken tek şey bu. Sensizken mutlu olmak. Bunu da yapabilir miyim, öyle mi dersin? Seni de istemiyorum ama. Gelmeyeceğini biliyorum ama zaten gelmeni de istemiyorum. Dediğin gibi; yürütemiyoruz biz. Olmuyor yani.
Neyse.
İnanmayacaksın ama iştahım da kesildi. Kaç gündür tatlı yemiyorum.. Durum o kadar vahim yani.
Zeki insanlarla tanışmak istemiyorum. Hepsinde senden bir şeyler bulurum diye korkuyorum. Bazı filmleri hiç izlemiyorum bile. Bana o da böyle söylerdi ya da biz de böyleydik dememek için.
Bildiğin şeylerden...kitap okuyorum. Ama bu sıralar delirmiş gibi abarttım bunu. Gözlerim çok yanıyor ve kaşınıyor. Bu yüzden olabilir.
Bana attığın üçkısamesaj hala telefonumda. Bir şey istediğim yok. Okuyorsan sakın dön gibi algılama bu yazıyı. Zaten yine boktan yazıp, seni sıkmış bile olabilirim. Sadece bil. Hiçbir şey kolay değil. Düz yolda yürümek, sebepsiz gülmek, mutlu uyanmak, düşünmeden uyuyabilmek...hiçbiri kolay değil. Sadece saçma bir sebepten ağlayabilmeyi, dalıp gitmeyi kolay yapabiliyorum gittiğinden beri. Sana iyi geceler demiyorum, dediğinden beri. Bu iyi bir şey değil ama dimi?
Öyle görmezsem unuturum da diyemiyorum herkes gibi. Ben seni görmeden sevmiştim.  Zaten herkes gibi de sevmemiştim. Böyle bir adam olmasaydın inan çok kolay unuturdum.
Hak ver bana. Çok zor, biliyorsun.
Ama inan bana. Bir tek kötü söz söylemiyorum senin hakkında kimseye. Hatta inanmayacaksın ama anlatmıyorum bile kimseye seni uzun uzun.
Bir yazı yazmıştın. Ojelerini sürerken hatırla beni diye bitirmiştin yazıyı. Keşke sadece ojelerimi sürerken hatırlayabilsem seni, bilirsin işte daha kolay olabilirdi.
Beni unutmak zor olmayacaktır senin için. O yüzden arada bir hatırlasan da mutlu olurum ben. Zaten küçük mutluluklarım vardır benim. Sen de onlardan birisin işte. Sadece etkin büyük.
Şimdi sen çayını içmeye devam et sevgilim. Yazı yaz. Onlarla konuş. Yani seni ne mutlu ediyorsa onları yapmaya devam et. Ben de biraz daha seni özlemeye devam edeyim.
Bırak uğraşmayı, sen denemedin bile.
Ben de kendimi kişisel gelişim kitaplarına verdim, işe yarıyorlarmış.
Sen gibi olmazmış ama faydası varmış. Öyle diyorlar.
bir de ben yazılarımı herkesin senin aksine...üstüne alınman için yazıyorum.
Sen de telefon bekliyor musun benim gibi? Unut gitsin, bekleme. Ben de senden beklemeyeyim.
Biliyorsun, yürütemiyoruz.  Şu kelimeden de nefret ettim iyice.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder