22 Şubat 2012 Çarşamba

bir eski bir yeni


Bir gün ikinci el bir kitap alırım. Sonra sayfaları çevirdikçe başka biriyle ya da birden fazla insanla o kitabı aynı anda okuduğumu fark ederim.
Elli sekizinci sayfada kahve lekesi görürüm. Hafif buruşmuş bir sayfa. Çok da severim. Sekseninci sayfasında bir not bulurum. Birkaç yıl daha silinmeyecek bir yazı belki de, bilmiyorum. O nottan sonra hayatım değişir. Belki sevgilimi öyle nedensiz bir şekilde bırakırım, istifa ederim işimden, hiç bilmediğim bir şehre tanımadığım insanların içine giderim. Yaşamayı denerim. Yüzümdeki herkese verdiğim tebessümü keserim.
Sanki olması gereken her şeyi tamamlamışım gibi kitaba kaldığım yerden devam ederim. Aslında değişen bir şey yoktur. Yani yine birileri vardır aynı anda benimle o kitabı okuyan ama benim etrafımdaki birileri eksiktir.
Büyük ihtimalle bırakırım kitabı. Okumayı.
Müzik dinlerim. Bir şarkı çalar, eski demeyi beceremediğim sevgilim gelir aklıma. Ağlarım. Yüksek sesle hemde. Belki günlerce odamdan çıkmam. Kimseyle konuşmam. Konuşacak kimsem de yoktur zaten o yeni şehirde.
...
Yine vazgeçtim ikinci el kitap almaktan, alışkanlıklarımdan uzaklaşmaktan.
*vazgeçtimyazanyerikorktumdiyeokuyacaksın.
Bunun yerine tek başıma kitabımı okumaya devam ediyorum. Kimsenin anısı olmasın istiyorum. Beni etkileyecek hiçbir not, söz görmek istemiyorum. Kendimi tanıyorum her şeyden önce ben her şeyden etkilenen bir insanım. Beni çok kolay üzebilirsin mesela. Tabii çok kolay mutlu da edebilirsin. Bu şehirden de gitmek istemiyorum. Sevgilimi bırakacak bir neden ya da ona eski dememi gerektirecek hiçbir not bulmak istemiyorum.
...
Bu yüzden kimsenin geçmişi olmasın istiyorum hayatımda ve geleceğimde. Ne yarım kalmış bir aşk ne de bitmemiş bir hikaye.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder