22 Ocak 2012 Pazar

ukala gülümsemesi götürmüş onu heyecana












İstemeden oldu dedi.
Sadece dinledim.

Ona bütün gün evde olacağını söyledi, konuşurken hiç takılmadı kelimeleri birbirine. Hepsi sırasıyla dizildi, eksiksiz ve kusursuz. Evet kelime bu. Tam anlamıyla kusursuz bir şekilde. Bazen espriler de yaptı.
Çok sıkılacağım, seni özleyeceğim gibi gibi gibi. 
Sonra yaptıkları da birbirini izledi tabi. Üstünü giyindi, en sevdiği parfümünü sıktı. Yüzüne ukalaca bir gülümseme yerleştirdi. Böyle olur zaten. İnsan ne zaman kendisine güvense, birilerini ciddi anlamda kandırabildiğini ve hatta bunun hissedilmediğini anladığında yüzüne o sahte gülümsemeyi yerleştirir.
Sahte ama başarılı. Sonra söyleyeceği cümleleri seçti. Basit ama etkili.
Çok sıkıldım sensizken, seni çok özledim gibi gibi gibi.
Kapıdan çıkarken neredeyse uçacak gibi hissediyordu kendisini. Aslında yedek lastiği vardı ama bir yenisi ve daha heyecanlısı daha kötü olamazdı ya?
Buluşacakları yere gittiğinde heyecandan ölecekti. Öyle ki bana attığı mesajda hissedebiliyordum o anki ruh halini. Mal. Harfler birbirine girmişti. Artık bakmadan mı yazmıştı ne yapmıştı bilmiyorum ama içine girdiği durumun farkında değildi. Farkında olamayacak kadar sıkılmıştı ilişkisinden. Öyle söylüyordu. Sıkıldığına kendisini inandırmıştı.
O gün. Eski sevgilisiyle buluştuğunda, hiç susmadan konuşmuşlar. Birbirlerine eski günlerden bahsetmişler. Bazen gözlerinin içine bakmışlar uzun uzun, aralarında geçen kötü şeyleri düşündüklerindeyse; gözleri kaçmış birbirlerinden. Uzaklara, birbiriyle temas edemeyecek en uzak ama bir o kadar da yakın mesafeler aramış gözleri. Mesela kızın kırmızı çorabına takılmış gözleri. Eskiden dokunduğu saçlarını düşünmüş. Ne de güzeldi o zamanlar diye.
...
...
Günlerce tekrarlamış bunu. Fırsat bulduğu her an, zaten boş bir insandı ve her saati de boştu, sevgilisinin yanına gitmektense eski sevgilisiyle görüşmeyi tercih etti. Her buluşmasında da bana mesaj attı. Benim onu rahatlatacağımı, süslü cümlelerimle onu desteklememi mi bekliyordu bilmiyorum ama istediğini vermiyordum. Çünkü ilk görüşmelerinin dışında, yani diğer görüşmelerinde hiç konuşmamışlardı. İlişkileri daha çok tensel bağa dönmüştü. Özlüyorum diyordu ama sesini değil; dokunmasını. Gülüşünü değil; öpücüklerini. Eskiden paylaştıkları ŞEYLER dışında hiçbir iletişim yoktu aralarında. He unutmadan. Hala diğer kızla ilişkilerine devam ediyorlardı. Bitiremiyordu. Çünkü bitirirse konuşabileceği insan kalmayacaktı. Samimi olarak sevdiği, sevildiği biri kalmayacaktı. Ben dinlemiyordum çünkü dinlenmeyi hak edecek olaylar yaşamıyordu son birkaç ay. 3kalbi bir arada tutuyordu.
Eski sevgiliyse yine görüşmeye(yiyişmeye)gideceği günlerden biriydi.
O ve ukala gülümsemesi eve doğru yol almışlardı.

He evet artık barlarda ya da kafelerde takılmıyorlardı. Rahat değildi onlara göre. Evi tercih ediyorlardı, çünkü rahattı onlara göre.

İki gün önce beni aradı. Ağlıyordu. Benim ukala arkadaşım ilk defa ağlıyordu. Sevgilisi öğrenmiş. Ayrılmışlar. Ne bekliyordu? Dün görüştük. Neden bilmiyorum ama ikimiz, tek başımıza görüşmek istemedim. Ortak bir çift arkadaşımız vardı onları da çağırdım. Hep beraber oturuyorduk. Sonra aldı beni camın kenarına götürdü 'NEYAPARIMBENİREM' dedi. Ne yapabilirdi ki? İlişkileri o kadar güzeldi ki; o yeni heyecanlar uğruna batırmıştı her şeyi. Ve ben ne diyebilirdim ki ona. Dinlemiş miydi beni ukala gülümsemesi?


İstemeden oldu dedi.
Sadece dinledim.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder