29 Ekim 2011 Cumartesi

ben sade içebilirim kahvemi



Merhaba çok sayın okuyucular.
Mesela çok farklı şeyler olmuyor. Farklı insanlar gelip gidiyor ama aynı şeylerle geliyorlar sonra aynı bir öncekiler gibi gidiyorlar.İnsanlar,durumlar,arabalar,aşklar...hisler..
Mesela merak etmiyorum.
Mesela koklamak istemiyorum.
Mesela yemek istemiyorum.
Mesela şerbet bile çekici gelmiyor.
Mesela.
Mesela içmek istiyorum. taze sıkılmış portakal suyu olsa iyi gelebilirdi.
Bu arada.
Bayramlarda küsler barışırmış.
Ben en son bayram mesajımı geçen bayram atmıştım. Barışmıştık.
Sırayla oluyorsa bu işler..

Bu arada penti reklamlarından öğk gelir oldu. Neden acaba?

Bir şey sorabilir miyim?
Eğer hiç görmediğiniz bir insan olsaydı.
Mesela babanız...
Siz doğmadan önce bir trafik kazasında ölmüş olsaydı.
ya da.
Anneniz. Sizi daha hiç tanımak istemeden bırakmış olsaydı.
Mesela.
Mesela yani.
Hiç tanımadığınız insanı nasıl rüyanızda görürdünüz?
Rüyanızda gördüğünüz kişinin gerçekten o hiç görmediğiniz insan olma ihtimali ne olabilir?
size soruyorum.
ben de bilmiyorum.
bilen varsa söylesin yani.

18 Ekim 2011 Salı

herkes yapabilir, evinizde uygulamaya başlayabilirsiniz






http://fizy.com/#s/2b7lwp

Yalnız olduğunu mu düşünüyorsun mesela, neden böyle düşünüyorsun?
Seni terk mi etti.
Seni terk mi ettiler.
Eğer ortada bir terk ediş varsa emin olabilirsin yalnız olmadığına.

Sebebi ne bu halinin? Üzüyorsun bak kendini.
Neden yapıyorsun ki bunu daha güzel eğlenebilmek varken neden kapatıyorsun kendini insanlara. Hiç denedin mi kendini tamamen açmayı? Bir kez olsun kendine dürüst olabildin mi?
Ben böyle istiyorum arkadaş, böyle olsun istiyorum diyebildin mi, dedikten sonrada birazcık cesur davranabildin mi?

Beni sevmelerine ihtiyacım yok ki en ufak güzel sözlerine kanayım. Ben sevebiliyorum ya; insanları, bu şehri (bile), müziği ya da öküzleri. Dahası mı var? Sevebiliyorum sonuçta. Bir şekilde bunu başarabiliyorum ve önemli olan da bu değil mi zaten.
Söylesene.
Ne ihtiyacım var beni sevdiklerini yapmacık bir şekilde söyleyenlere?

Ben gülerek uyanabildiysem bugün, sen de uyanabilirsin gülerek.
Zor şey değil be gülmek.
Cidden bak.
İstediği kadar kırıştırsın yüzünü. Ne olmuş yani gülmekten yüzün kırışmışsa?
Ne olmuş yani sen gülerken onlar senin için kötü düşünmüşse, seni itici bulduysa?
Sonuçta herkesin herkesle ilgili bir lafı olduğu bir dünyada yaşamıyor muyuz.

Sevebiliyorum.
Gülebiliyorum.
İnsanların iki güzel lafına inandıklarımdan vazgeçmiyorum.
Bir şey de kaybetmiyorum.
Ne yani siz yapamaz mısınız bunu?
Bence başlayabilirsiniz bir yerlerden....bugünden....
Ben de size eşlik edebiliyorum.

Evet.
Bence bunu yapabiliriz.
:) :)

bu karışık bir yazı okuma bence

Mesela görmek istemeyiz bazen gözümüzün içine soksalar da. Neden böyle girdim konuya bilmiyorum ama alakası yok söyleyeceklerimle.
Bazen öyle bir şey olur hani deriz ya 'yokartık'. Aynen öyle yani 'yokartık'
Dünya küçük derlerdi de inanmazdım.
Şimdi çok saçmalamadım biliyorum ama bir bilseniz ah bir bilseniz.....

zort diye geçiyorum burayı.
İstanbul karanlıktı bugün birkaç saat ve soğuktu benim her şeyi sıcak hissetmeme karşılık. İnsanlar da öyle zaten. Öyle zaten derken sıcak değil yani bildiğin soğuk. Herkes işine geldiği şekilde davranıyor birbirine bu şehirde, çıkarı yoksa gülmüyor bile. Böyle insanlar nefes bile almasa keşke.


Ben özledim diyebilseydim biraz cesaret edip; o kadar kişiye söylemem gerekecekti ki bunu. Korktum ben de söylemedim zaten. Özlendiklerini bilmedikleri için özlemiyorlar belki de.
ilk defa bu kadar karışık ve saçma yazıyorum.
Bazen üzülüyorum; keşkelerimin içinde olduğu için. Sonra da olması gereken buydu; ben yapamazdım o yaptı diyorum.Teselli de etmiyorum kendimi. Hatta açıkçası mutlu bile sayılırım. Çünkü hatalı değildim gidişinde. O mutluydu gittiğinde ben de mutluyum şimdilerde. Hatta aklıma bile gelmiyor, bu boş gecelerin dışında. Olması gereken de buydu değil mi?
rahatsız oluyor musun sana sesleniyorum diye? YİNE.


Üniversite denen şey çok güzel biliyor musun?
Yeni insanlar güzel.
Umutlar bile güzel.
Kendimi şimdilerde 50lerde hissetmiyorum mesela. Düşün ne kadar karamsar yapmışsın beni.
Ya da düşünme.
Ben de düşünmüyorum ne de olsa artık.
Kimsin?
Umrumda bile değilsin.

Ayrıca söylemeden de edemeyeceğim.
Artık nötrleştim sayende ilişkilere.
Teşekkür ederim.

Hava da yeni bir aşk kokusu falan da yok.Değiştin deme. O şey çok zor ve bu saçma şehirde kimse aşık olmayı bilmiyor. İnsanlar duygularını başka yerlerinde yaşıyor ve sonrada yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Öyle işte.
Senden kalan tek şey düzensiz uykularım. Belki yazarsın diye beklerken, içine ettiğim düzenim. düzen?


Şöyle oluyor ki; senin yapamadığını, cesaret edemediğini illa biri yapacak,edecek. cek cek cek. Ne zaman bilmiyorum ama ben seveceğim. Hem de çok. O da her kimse artık. O da beni sevecek. Belki içimdeki çocuğu da sever, senin aksine ? Öptüm canım.

11 Ekim 2011 Salı

Yalancı çizgi film karakteri.

Ne için kendimizi küçük düşürürüz ki?
Etrafımızda bir sürü bizi seven insan varken neden biri sevmeyi beceremedi diye hayata küseriz?
Küsmüyorum artık.
İnsanlar önüne bakmayı bilmeli. Ben de öyle yapıyorum.
Mesela yarın arkadaşlarımla buluşup güzel bir gün geçiriyorum.
Gözümde büyüttüğüm kadar olmadığını biliyorum.Sevilmeyi de hak etmiyorsun.
Neyse.
Umurumda da değilsin artık.
He nefrette etmiyorum. Hatta tek güzel kelimene bile bakarım. Çocuğum sonuçta.
Bir kez daha neyse.
Herkes reddedilir.
Ben istedim.
Sen reddettin. Sana kızmıyorum. Herkes herkesle olmak zorunda değildir.
Tıpkı sen gibi. ben gibi. biz gibi.

8 Ekim 2011 Cumartesi

O farkında değilken onu öyle sevmişim ki , ben farkında bile olmadan o beni hiç sevmemiş.


Neydi bu?
İnsanların hayatlarından çıkış tarzın bu muydu senin?

Demek ki diğerlerine de böyle yapıyordun. Bitirmek istediğin bir neden olmadığı için aniden bu sondu diyordun..Belki de kendimi farklı hissettiğim için üzülmüştüm bu kadar, çünkü senin gözünde ben diğerleriyle aynıydım. Hatta çocuktum..

Kıskandım. Çünkü sevdim.
Sonra sevdiğim için mi kıskandığım için mi bilmiyorum ama çocuk oldum. Gereksiz triplerim oldu mesela benim.
Mesela rol yapıyor oldum. Garip. Neden hiç tanımadığım bir insana rol yapacaktım ki? Ya da onu gerçekten sevmiş olmam neden rol olması gerekiyordu ki?

Gerçekten bir neden mi yoktu yoksa ben mi bir yerlerde hata yapmıştım?
Evetse.
Neredeydi hata?
Saatlerce düşünüyorum ama yinede bulamıyorum nedenini. Biliyorum artık düşünmeden yapamam.
O kadar açık bırakarak kapattın ki kapılarını...
Ne gelebilirim arkandan ne de sorabilirim tekrardan.
Çok şey de değildi.
Benim gibi sevmeni de istememiştim ki senden. Hakkım da yoktu ki. Farkım da yoktu tabi.

Koskoca belkim var sana karşı. Hiç olmayacak belkim var. Seninle dolu belkim..
Biraz net olsaydın keşke..
Keşke biraz değerli olduğumu hissettirseydin.

En çok canımı da ne yakıyor biliyor musun?
Aklına gelmemem için o kadar kalabalık ki etrafın. Bu çok korkunç. Ve düşündükçe daha da korkunçlaşıyor.
Çok mu safım ?
Değiştiğimi söylerken değiştiğinin farkında mıydın?

Sadece özledim. 


İmkansız olman o kadar üzüyor ki beni. 
Bir daha duyamamak sesini. 
Görmemeye bile razıydım.


Ben senin için hiçbir şeydim ama sen benim için çok şeydin.

Neyse.
Ya ortada koca bir yanlış anlaşılma var ya da bu da senin gidiş tarzın..
Üzgünüm. Haddimi aştım seni severek..





bugün

Yazmak için oturmadım bilgisayarın başına ilk defa. Onun gibi.
Onun için oturdum şimdi bu yazının karşısına.
Belki yazdıklarımın arasında en samimi yazım olacak bu. Çünkü şu an bunların etkisini yaşıyorum ve seneler sonra ilk defa biri sayesinde kendimi o 'aşk' denen illete kapatıyorum.
Çünkü.
Bitiyor.
Yeni ortamdayım. Benle ilgilenen insanlar, sohbetimi seven hatta ben gülerken bana eşlik edip gülmeyi seven insanlar var. Hiçbiri dikkatimi çekmiyor, dikkatimi çekmeleri gerekirken.
Eski ben olsaydım. Hoşuma giderdi.
Şimdi hoşuma gitmiyor, çünkü aklımda birkaç aydır tek insan vardı. Hiç tanımadığım hatta hiç tanıyacağımı düşünmediğim insan.
Belki benimle öylesine konuşan, belki benimle konuşurken başka birisini düşünen..
Salak gibiyim.
gibi miyim?
öyleyim.
En büyük keşke-mi kaybettim. Daha kazanamadan kaybettim.
Hemde tek istediğim şeyin kısa bir neden'in cevabını vermesini beklerken.
Çok şey olamaz değil mi; sebebi söylemek?
Çokta zor olamaz değil mi?
İlk defa bir yazıyı yazarken ağlıyorum. İlk defa cümlelerin bir önemi yok benim için.
İlk defa gözüm telefonumdayken, ellerim bu kelimeleri yazıyor.
Nasıl güvenebilirim insanlara?
Neden güveniriz insanlara?
Ya da neden bağlanırız bağlanmamamız gerekirken o insanlara?

Bunların cevaplarını bilmiyorum.
Bazen cevaplar çok basittir ama biz sorulara takılmışızdır.
Bazen insanlar kaçmak ister. Nedeni olmaz. Ve o 'biranda' olur . sebep söylemezler ve sana 'hiçbirşeymişsin' gibi hissettirip hayatından çıkıp giderler.
Artık ona ulaşabileceğim hiçbir şey yok elimde.
Ne bir telefon numarası.. Ne bir sosyal paylaşım sitesi..

Salı günü... Onunla sözleştiğimiz yerde... Tek başıma... Sanki o yanımdaymış gibi kahve içmeye giderim.
Belki değmediğini orada kendi kendime itiraf ederim.
Belki tesadüfen bir şeyler olur.
Olamaz mı?
keşke küfür edebilme gibi bir kabiliyetim olsaydı.
evet bir 'sebebin' dışında ihtiyacım olan tek şey küfür edebilmek bugün.
her şeye küfür.
belki kendime belki hayata.
belki bu akşama.
belki bütün sorulara.
ama ona değil.
neyse.

5 Ekim 2011 Çarşamba

keşke sen elemeyi bilseydin.
sevilen durumundan çıkıp sevmeyi öğrenebilseydin.
keşke kendimi yeterli görseydim.
ne bileyim.
belki de düşünmemeyi seçebilseydim.
uzak durmayı öğrenebilseydim. 
kendini hatırlatmasaydın.
keşke.
bir daha keşke.
ve keşke.
sana karşı tek bir keşkem bile olmasaydı keşke.
ya da öyle bir şey.