30 Eylül 2011 Cuma

heves

Biraz uyu istersen dinlen sen , heves.
Çok umutlandın. Çok yoruldun.
Uyu sen biraz, heves.

Yanlış yerlerde yanlış insanlarda ortaya çıktın.
Gitmelisin ondan.
Ona bir daha gelmemelisin, heves.

Uyu biraz sen.
Uyutmasınlar seni.
Onlardan önce sen uyu biraz, heves.


29 Eylül 2011 Perşembe

sanmaktan korkmak


Aslında ilk defa dinlediğin şarkı gibi aşık olmak.
Hiçbir şey bilmiyorsun o şarkıya dair, sadece hoşuna gidiyor.
Hoşuna gittikçe sürekli dinlemeye başlıyorsun.
Bir yerden sonra artık bağımlılık haline geliyor...geliyor...geliyor...
ve
sıkılıyorsun
Farklı notalara yöneliyorsun. Belki de o şarkıdan sonra tarzın değişiyor.
Her gün farklı ritimlerde huzur buluyorsun.
bulduğunu sanıyorsun
O bağımlılıktan sonra bütün o farklılar senin hoşuna gidiyor.
Sonra bir gün.
Bir yerde o şarkı çalıyor. Hani şu bağımlılık yaptığını düşündüğün, sıkıldığın şarkı.
İçindeki koca boşluğun ne olduğunu,
neden bu kadar sürüklendiğini anlıyorsun.
Belki üzülüyorsun, belki gerçekten üzülüyorsun.
Sonra kendini yine zamana bırakıyorsun.
Çünkü biliyorsun ki bir daha o şarkı sana aynı duyguları hissettiremez ve asla ilk zamanlardaki gibi keşfedilmemiş gelemez. buruk boşluğun doldurulamaz.
*****
Aşık olmakta böyle bir şey işte. İlk zamanlar o kadar güzel geliyor ki; o kadar tarif edilemez duygu yoğunluğu ki o aşk, sana dünyanın bütün 'en'leriymişsin gibi hissettiriyor. Ve sen onun kıymetini bilmeyip sıkıldığını sanıyorsun. Hatta öyle ki farklı insanların duygularına ortak ediyorsun kendini.Sanıyorsun diyorum. Çünkü tekrar onunla; aşkınla; tesadüfen karşılaştığında için cız etmemeli.
*****

26 Eylül 2011 Pazartesi

saçmasapanyazılarbunlar.istetk.

Mesela yeni arkadaşlarım var benim İstanbul'da.
Yeni odam.
Yeni yatağım.
Yürüdüğüm farklı yollar.
Her gün değişen farklı yüzler.
Yeni umutlar.
Hatta
Git gide büyüyen umutlar onlar.

İsteklerim de var. İstekler olmadan olur mu.
Olmaaaaaz.

Burnu büyük insanların benden uzak olmasını istiyorum.
İstanbul'un benden büyük olduğunu biliyorum ama...ona yenik düşmek de istemiyorum.
Onu hem tanımak hemde tanımamak istiyorum.
Neden?
Korku olabilir,tedirginlik olabilir hatta belki de her şeyden öte hayal kırıklığı olsun istemiyorum.
bak yine konu ona geldi. gelmese şaşarım zaten. dimi dimi.


gidiyorum ben ya.
mucik.




22 Eylül 2011 Perşembe

eksik ama tamamlanmayacak yazı


Düşünsene bugün aslında her şeyin sonuymuş gibi.
Ne yapardın.
Ne hissederdin.
Korkar mıydın yoksa sendeki kuru bir endişenin ötesine geçemez miydi?

Bugün benim için son olsaydı.
Babama onu çok sevdiğimi söylerdim. Annemi çok özleyeceğimi.
Dolapta kalan o bütün tatlıları da yerdim . Hemde kalorisini hesaplamadan. Neyse.

Beni ciddiye almasını istediğim insanların karşısına geçip ne kadar ciddi olduğumu belli ederdim. Hemde ilk defa bunu utanmadan yapardım.

Ve korkardım.

Mesela ben denize bakarken de korkarım. Çünkü onun sonu yok, nereye gittiğini bilmiyorum. Karşıdan, aynı anda, benim olduğum tarafa ne düşünceler içerisinde kimin baktığını bilmek isterdim.

Eğer bi son olsaydı. O da bugün olsaydı.
Senden çok korktuğumu da söylerdim.

Herkesin farklı sonları var, aynı yaşanmışlıklarında. Her biri farklı şekilde bitmesini isterken aynıları yaşıyor.


18 Eylül 2011 Pazar

gibi görünsem , gibi bilsen



Bazen sen her şeyi çok açık bir şekilde ifade edersin, bazen karşındaki seninle çok açık bir şekilde dalga geçer.
Gülmesine gerek kalmaz, alakasız bir söz atar ortaya, cevap bile veremezsin. Kalırsın açıldıklarınla, yaşanamamışlıklarınla.
Bir gün geçer.
Düşünmeye devam edersin. Ya demeseydim, diye. Demeseydin de. Peki ya dedirtmeseydi.


Söz vermeniz gerekmeseydi ilişkiniz ne kadar uzun sürerdi?
Ya da ortada bir ilişki var mıydı.
Tabii ki yoktu.
Sadece beklentiler ve bekleyen vardı. Heh bir de beklenilen.
boktan üçlüsü.


Tam da bu devrede optimist düşünceler mi devreye girmesi gerekiyor; ileriye bak,düşünme,bir çaresi bulunur.. ya da asıl bomba kelime 'zaman'....


Neyse arkadaş.
http://fizy.com/tr#s/202xpe







16 Eylül 2011 Cuma

Karışıklığın içinden kurtarabildiğim cümlelerim. Karışıklık etkisinden kurtulamamış cümlelerim



http://fizy.com/tr#s/191v47
Ben hiç sevmemeliyim. 
Ne bileyim.. çiçeği, bir insanı belki de bir öküzü, odunu. sevmemeliyim yani.
Aslında.


Ben çok sevdim. Çoktan kastım milyonlarca sevmedim.
Çok kişiyi de sevmedim. Öyle çok yakışıklıları da sevmedim. Kriterlerim de olmadı. Hep 'sarışınlarısevmem' dedim ama sarışın olmasın diye uğraşmadım.
İki kere sevdim. ikikereyle sınırlı kalacak sandım. Çünkü yorulmuştum.
İlgiden yorulmamıştım. Her gidenin arkasından yeni bir karar almaktan yorulmuştum.
Sonra.


Öyle birini tanıdım ki. tanıdım mı? Ne ilgisi vardı, ne kendisi. O var mıydı bilmiyordum bile. Uzaktan gelen bir sesten ibaretti. Oldukça karışık değil mi. 
O bir şey yapmadı. 
Ben de bir şey yapmadım zaten.


o kadar. bir şey olmadı yani. 
Şimdi yine bir karar aldım. Tek korkum bu.


Senin herkesle olmanı tek bir kişiye ait olmana tercih ederdim.

15 Eylül 2011 Perşembe

kimin için ne için büyümek



http://fizy.com/tr#s/1ajc1m
Büyüdün artık sen diyorlar.
Benden yapabilmemi, başarmamı, göstermemi, sevmemi... istiyorlar.
Ben iyisini yaptıkça daha iyisini yapmamı bekliyorlar.
Sevdiysem daha çok istiyorlar.

Beni kırabilmek için ellerinde daha çok neden olmasını ister gibi. Sanki belli ediyorlar; bir gün gidebileceklerini.

Ne kadar saygı gösterirsem göstereyim yetmiyor. Saygımın yanında sevgimi de istiyorlar; benim için 'önemli' olduklarını düşünmek istiyorlar.

Büyümek istemiyorum ki ben.
Zaten hiç istemiyorum ki büyümek ben.
Kolay değil ki büyümek zaten.
Yetmeyecek ki zaten benim büyümem.

Eğer hiçbir zaman yeterli olmayacaksa yaptıklarım, neden büyüyeyim ki ben ?


Ben sevdikçe beni üzüp benden uzaklaşacaklarsa ; ben saygı gösterdikçe bana saygıları azalacaksa ; ben başardıkça kaybetmeye daha çok yaklaşacaksam neden büyüyeyim ki ben?

14 Eylül 2011 Çarşamba

sorular vardı cevapları çok şıktı


http://fizy.com/tr#s/1ai0q9

Hep cevap bekliyoruz.
Soruyoruz, merak ediyoruz, tahminde bulunuyoruz.
Cevap bekliyoruz.


Aşık oluyoruz, hoşlanıyoruz, nefret ediyoruz, hayal kuruyoruz.
Cevap bekliyoruz.
Hep cevap bekliyoruz.


İşin bir de garip tarafı var Kİ o da ; cevap verilmediğinde iki yoldan birini seçiyoruz.
Ya cevap için üsteliyoruz ya da kendimizi bütün cevaplara kapatıyoruz.
Belki normal olan budur. Belki ben yanılıyorumdur bilmiyorum.


Mesela ben de cevaplara kendimi kapatmayı seçtim. Çünkü fark ettim ki uzun zamandır hiçbir cevap beni mutlu etmiyor ve aksine sürekli hayal kırıklığıyla karşılaşıyorum. Ya ben kendi dünyamda fazla abartıp farkında olmadan kapılıyorum ya da ... bilmiyorum.


Artık hislerin saklı kalması gereken bir sanallıkta yaşıyoruz ve bende bu kervana katılıyorum. Çünkü artık biliyorum ki 'bazen hayaller güzeldir ve hüsranla sonuçlanmaması için öyle de kalmalıdır'


11 Eylül 2011 Pazar

paylaşılabilenimsi





Birbirlerini kaybettikleri için üzülen insanlar var.
Özeniyorum onlara.
Çünkü ben ne zaman birini kaybetsem ya o üzülmedi ya da ne zaman biri beni kaybetse ben üzülmedim.
Öyle bir şey işte.
Ortak duyguları özledim.





1 Eylül 2011 Perşembe

Farklılıktan değil bendeki.


Çok farklı olduğumdan değil ama hep farklı olanı sevdim ben. Mesela onu sevdim.
Nasıldı bilmiyorum. Sadece bana anlattıklarını biliyordum. Anlatmak istediklerini, bilmemi istediklerini biliyordum. Belki o da herkes gibiydi,görünüşte. Pek ilgilenmedim. Herkes gibi değildi mesela sesi, cümleyi kuruşları. Benim gibi kendisini anlatmayı sevmiyordu. Gerek duymuyordu. Belki sıradan şeyler paylaşıyordu benimle. Ama yine de güzelleştiriyordu sıradanları. Ben seveyim diye de yapmıyordu. Hatta kimse sevsin diye yapmıyordu. Hala yapmıyor. O böyleydi işte.

Çok farklı olduğumdan değil ama hep farklı olanı sevdim ben. Mesela onu sevdim.
En zoruydu hatta. Farklılıktan öte zorluğu vardı onun. Herkesin değildi. Benim bile değildi. Hiç kimsenin değildi o. Zorlamıyordu. Akışına bırakıyordu. Hiç kimsenin gözüne girmek için konuşmuyordu. Bilemem aslında. Belki tüm amacı buydu. Belki kendisine herkesi hayran bırakmaktı. İstediği hiç kimse değilmiş gibi herkesi istermiş gibi bir şeydi. Bilemezsin. Belki şu an kaç kişi benim gibi düşünüyor. Kaç kişi böyle saçmalıyor. İstediği bu olabilirdi. Yine de böyle düşünmek istemedim. Onun hayat tarzı bu işte dedim. Dedim de.. kendi kendime dedim.

Çok farklı olduğumdan değil ama hep farklı olanı sevdim ben. 
Mesela onu sevdim.
Mesela beni sevsin istedim. aştan bahsetmiyorum ben. sadece sevgiden bahsediyorum.
Mesela kendisini herkese açmasın istedim.

İstedim istemesine de..
Kendi kendime istedim işte..

Sevdim öyle.
Çünkü sen gerçek değildin.
Gerçekler de benimle değildi.
Öyle işte.


Biraz biz gibi



Affet diye gelirler de affetmemizi neden beklerler.
Pişman olduklarından mı.
Hayır.
Alıştıklarından.
Evet.
Tıpkı her seferinde yaptığımız, alıştırdığımız gibi.