31 Mayıs 2011 Salı

öyle masum yaşadığımızı söylüyorsunuz ki inanasım geliyor


Öyle zamanlar yaşarız ki kendimizi bir şeylerin sonuna gelmiş, tek hissederiz. Kurtaracak kimsenin olmadığı; kurtarılmayı bekler durumlarda oluruz..

Öyle günlerde çaresiz oluruz ki : İnsanların düşmemizi beklediği günlerde.. O kadar çaresiz oluruz ki yeniliriz onlara. Bir kez değil.. İki kez değil.. Tam istedikleri kadar yeniliriz onlara..

Öyle çok severiz. Gözümüz ne eskiyi görüp düşünmek ister ne de canımız gelecek için plan yapmak ister. Sadece  o an , onunla , o kadar güzel şeyler yaşamak isteriz ki.. Tüm ilklerin onunla olmasını isteyecek kadar.. Mesela ilk kez gerçek aşkı yaşamak gibi...

Öylece.. boşuna hayatımızın içinde bizi yönlendiren insanlara yer veririz ki. Kendimiz olmaktan çıkıp başkaları için yaşamaya başlarız. kendi hayalleriniz. istekleriniz. hiç olup gitmiştir.

Şimdi düşünüyorum da öyle çok kendimizi yıpratıyoruz ki sanki bunun sonunda bir ödül varmış gibi. Bizi bekleyen kocaman bir boşluk değilmiş gibi. 

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Boşluk


Git gidebilirsen bu soğukta, o yağmurun altında sessizliğe. Korkmadan, haykırırcasına. Hemde yanına bütün sensizlikleri de alıp git. Bu kilometreler, bu ayrılıklar, bu sessizlik şimdi çok can yakıyor. Herkes gülebildiği kadar vardır ya bu dünya da.. En azından öyle diyordum ya bu güne kadar.. Artık öyle değil.
 Öyle düşünmüyorum.
 ' Herkes sevebildiği kadar vardır bu dünyada. '
 Seversen varsın, küsersen yoksun. Evet hayata küsmekten bahsediyorum. 
İçinde bulunduğumuz o boşluğa küsmekten.

8 Mayıs 2011 Pazar

Kazandığını sanırken kaybedenlerden oldum. diyorsun.



Bugün konumuz kazanmak olsun. Mesela neleri kazanabiliriz?

bir umut.
-Her şey bitmiştir sizin için. Bütün kapılar kapanmıştır size. Çaresiz kalmışsınızdır. O çaresizseniz çareSizsiniz ayakları yaramaz olmuştur. Herkes , her şey sahte gelmeye başlamıştır. Sonra bir gece izlediğiniz bir filmden, dinlediğiniz şarkıdan etkilenip umutlanırsınız hayata, yaşanılanlara ve yaşanılacaklara karşı. Orada'durun! Yeni umutlar , hayal kırıklıkları getirir. Kötü vakalara karşı diyorum yani, benden söylemesi fazla umut can yakar.

bir arkadaşlık..
Vazgeç. Hiç bekleme o senin her derdini dinleyecek olan insanı, bak sana engin tecrübelerimden anlatayım. Bir gün, çaresiz olduğun bir gün. O kazıkları yediğin günlerden birinde karşına bir umut çıkar. Bir çıkış yolu. Bir arkadaş. Sevinirsin, sevinçlerin beklentileri getirir beklentilerin büyük umutları büyük umutlar hiç kimseye açılmayan büyük sırları getirir. Büyük sırlar ise Son'u getirir. O gözünüzde büyüttüğünüz, herkesten ayırdığınız insan. Kankiniz, canınız, kardeşiniz, dostunuz yok olup gider.Yerine sessiz tekmesi olan, ince ince canınızı yakacak olan düşman gelir. O büyük sırların paylaşıldığı, güçlü düşman..

bir alışveriş..
-Evet bir çoğumuz bunu yaparız. Çokta güzeldir, para harcamak, harcarken daha da abartıp kolumuz kopana kadar alışveriş yapmak. Ama burada değinmek istediğim konu bu değil tam tersi alışveriş sendromu sonrasındaki psikolojimizdir. Belki kısa süreli bir rahatlama olacaktır, belki değil olur yani. Ama bu bir kazanım da değildir.

bir çekirdek aile dışından alınan tavsiye..
-Yanlış! Bazen hepimiz düşünürüz bunu. Şu yoldan geçeni durdursam da içimi döksem, sonra da rahatlasam. Senin yanındakiler, en yakınındakiler bile sana yardımcı olamıyorsa; en uzaktaki insanlardan , hiçbir duygunu paylaşmadığın insanlardan tavsiye alacak duruma da geldiyse cidden acınacak durumdasın. Kazanımı boş ver, yakınındakileri fark edemeyecek kadar kaybetmeye alışkın olmalısın.

Kazanımlar herkese, her şeye hatta her olaya göre değişir aslında. Kimine göre ağlamak kazanmaktır. Kimine göreyse bir insan eğer kaybederse kazanır. Kaybettiğimizi sandığımızda bile kazanmış oluruz. Hatalarımızı görebildiğimizde de.


3 Mayıs 2011 Salı

Deep' bu sana gelsin .


Sevgili blogdaşım ( http://deepblueeagleforever.blogsot.com/ ) benim !
Uzun zamandır beni mimliyorsun. Ve sen beni mimledikçe ben üzülüyorum. Çünkü mimlerin bir karşılık bekliyor doğal olarak ve ben malesef onlara cevap yazamıyorum. Çünkü bu aralar sadece kendimle meşgulüm. Bir de sınavlarla, bir de testlerle bir de sevgilimle. Ve sende bilecek olursun ki bunlar insanı epeeeeeeeeeeeeeeey bir yoruyor :)
Ama kendimdeki ışığı görüyorum geç olacak belki ama yine de sana cevap verebileceğim günler gelecek :) Bana kırılmıyorsun umarım.
Belki bana biraz öneri verirsin ama.
Bu aralar nazar değmesin çok iyi ders çalışıyorum ve her şeyi bana haberdar eden bir sevgilim var. Evet no pröblemo. Tabi şu dakikaya kadar.
Yazılarımın birkaçında kocher'dan bahsetmiştim. Yine dadandı. Bu bulaşık kızları ne yapmalı.
Bir kız kendisini ne kadar küçük düşürebilir ?
Sence de sinirlenmekte haklı değil miyim ?