29 Nisan 2011 Cuma

whereistood'dinlerken.

Bilmiyorum sonumuz nereye gidiyor. Her yeni gün. Yeni sorunlar.  Yani illaki kendimize üzülecek birçok neden buluyoruz. Yeni günler her zaman mı kötü olur ? Yani yeni bir gün geliyor, yaşanmamışlıklar geliyor diye sevinmemeli mi insan?
Şükretmeyi biliyor muyuz? Elimizdekilere bakıp, sevinmeyi, daha kötü de olabilirdi demeyi biliyor muyuz.
İtiraf ediyorum ki hiçbir zaman elimdekilerle yetinmedim. Hep 'daha çok' istedim. Hayatım da yeterli kelimesine hiç yer olmadı ve hiç kimse benim için yeterli gelmedi. Ben hep fazlaydım, başkalarına göre. Kendime göreyse hep en dipteydim. Daha iyi olmalıydım.
Evet hala öyle diyorum.
Ben en iyisi olmalıyım.
Şimdi siz de öyle mi düşünüyorsunuz ? Mutlu musunuz şuan ki halinizden?
Kiminizin evet ,dediğini duyabiliyorum. Ah irem, yine gözlerin kör oldu, etrafındaki bir sürü güzel şeyleri yine göremez oldun, deyişlerinizi.
Ben kör değilim.
Yetinemiyorum.
yetiNMiyorum...

23 Nisan 2011 Cumartesi

Yaşam belirtisi var mı?





Hafif bir sesti bu yaşanılanlar. Kaybedilmişler gereksizdi, bitmişti. Gelenler hep bir umuttu, yeniler için. Yenilikler için. Kitapların arasından kafamı kaldırır kaldırmaz gelirim yanına, o ilkbaharda açmış çiçeklerin ortasındaki sana. Benzersiz yaşarız her şeyi, beraber yaşarız işte. En önemli dediğimiz, olmazsa olmaz dediğimiz şeyler olmadan başlarız bu hayata. Olmayanı oldururuz. Hayal kurarız işte, çok şey mi ? Severiz , sevilmek istediğimiz zaman. Elimiz harflere gider, istemsiz çıkarırız o sözcükleri. Duyguların ayarı bozulmuştur, çıkar işte öyle aniden.Özlemekten olsa gerek. Çünkü biz yokuz aslında. Var mısın?
Sahi orada mısın.
Umut.
Görürüz görmek istediklerimizi, tıpkı duymak istediklerimizi söylediğimiz gibi. Kime ne, nasıl geliyorsa bize de öyle gelmesi gerekiyormuş gibi. Hata mı bu. Evet hata yapıyoruz, birileri için yaşıyorsak eğer.
Sahi sen kimin için yaşıyorsun?
Ben kendim için yaşıyorum. Yazmak için, okumak için. Yenilikleri denemek için. Mesela su içmek için. Görmek için, bizim için yapılanları görmek için.
Elim gidiyor istemsiz başıma. Yine o ağrı. O nedenini bilmediğim ağrı. baş ağrısı.
Bu yaşanmışlıklar baş ağrısı.
Sahi benimle misin.
Göremiyorum.
Hiçbir zaman' dediğim zaman geldi.
Sahi yaşıyor musun.
Sanmıyorum.

Duyulsun bu herkeste


Mesela benim bir şarkım olsun, her sözü sana yazılmış; ritmi seni hatırlatmış. Ben söylerken herkes hayranlıkla baksın, öyle boş boş değil ama doluca baksın. Desinler ki ' ne güzel bir duyguymuş! ' Herkes umutlansın ben seni söylerken, müzik bittiğinde kimse düşünemez olsun. Her şey dursun onlar için. Amaçsız yaşadıklarını anlasınlar ben durunca. Sonra yavaş yavaş herkes kendisine bir müzik seçsin, onları anlatan. Güldüren, ağlatan, düşündüren. Soru işaretlerine yer olmasın, mutluluk olsun şarkının adı. Mutluluğumuz.

20 Nisan 2011 Çarşamba

Daimalık biraz zordur aslında


Bir sürü insanın duygusal şarkılarda onu dalıp götüren eski bir anısı vardır. Nerede ağlayan bir çift göz görsem, orada eski, yarım kalmış, yıpratılmış bir aşk görürüm.
Bazense konusu açıldığında öfkelenen gözler görürüm, pişmanlıklar; eski dostlar.
Aynı duyguları bende yaşadım önceden, ne kadar kötü ve insanı sürekli yenen bir duygu olduğunu biliyorum. Hiçbir şey yapmak istemeden öylece boş durmanın ne anlama geldiğini biliyorum. Bunun adı pişmanlıktır, özlemdir biraz da olsa burukluktur.
Ama öğrendim ki ve bilmenizi isterim ki; benim bu eskiden yaşadığım duyguları yaşayıp; kendinizden ödün veriyorsanız artık Durun! Kimse için değmez demeyeceğim çünkü evet bazen değer. Ama kendinizi üzmek için değmez. Emin olun ki değmez.
Çünkü ileride kendinizi anlayacak dostlarınız da olacak, size her şeyden çok önem verecek çok özel bir insan da. Ağlayan gözleriniz insanlara inat, hayata inat bir şekilde parıldamaya başlayacak, sevmeyi öğreneceksiniz tekrardan. O hasret kaldığınız önemsenme ve sevilme duygusunu tekrar yaşayacaksınız. Hem bu sefer eski siz'le aranızda çok büyük uçurumlar olacak. Çünkü yeni siz' olgunlaşmış olacak. Yeni siz' sevmeyi gerçekten öğrenecek ve 'değer' kavramını ilk kez görecek.
Herkes için aynıdır bu.
Masalların ne zaman kötü bittiğini gördünüz ki?
Siz hayatınızın esas kızı/oğlanı'sınız.
Sizin masalınızda siz kaybederken , arkanızda bıraktıklarınız hep kaybedecek.
Yanınızda olanlar ise daimalık kazanmış olacak.
SİZİNLE BERABER.

19 Nisan 2011 Salı

-ebilmek















Belki havalar sıcak olsaydı günlerin uzamasına sevinebilirdim.
Okula sivil gidebilseydik, okulu da sevebilirdim.
Kocher'ler olmasaydı İMKB'yi de sevebilirdim.
İçimde hayvan olması' düşüncesine kapılmasaydım et yiyebilirdim.
Parmağım yara olmasaydı, daha hızlı yazabilirdim.
Kendi pc'mde olsaydım rahat rahat cocoRoise dinleyebilirdim.
Böyle küçük bir yerde oturmasaydım, daha çok sosyal hayatım olabilirdi.
Sınavım kötü geçmeseydi LYS için hala bir umudum olabilirdi.
Yirmi dört saat gece olsaydı, bütün gün uyuyabilirdim.
Blog sansürlenmeseydi ziyaretçi sayım eskisi gibi çok daha fazla olabilirdi.
Bencil insanlar tanımasaydım, kendimden ödün vermeye devam edebilirdim.
Ders çalışmamamı bekleyenler olmasaydı, bu lkadar hırslanmayabilirdim.
O' olmasaydı, böyle duyguları yaşayamaz, hatta bilmezdim.
0.facebook hala benim için geçerli olabilirdi, kontörlerimi yemeseydi.
Gökyüzü pembe olabilirdi, mavi olmasaydı.
Kilo problemim olmasaydı aralıksız şerbet yiyebilir, yanımda balparmak taşıyabilirdim.
Bahçemizim bir çoğunu yol için çalmasaydılar, daha hoş durabilirdi.
Ablam İstanbul'da olmasaydı, onunla daha çok tartışabilir ama yine de daha çok mutlu olabilirdim.
Abim Almanya'da olmasaydı bende 'Abi korkusu yaşabilirdim.
Her kırtasiyeye gidişimde sıfır5 uç almak yerine şaşırmasaydım, evde bu kadar dolu sıfır7 uç olmayabilirdi.
İzgiyle aramıza mesafe girmeseydi, şu an ona çok ihtiyacım olduğunu söyleyebilirdim, onu şaşırtmak pahasına.
Devamsızlık sorunum olmasaydı her gün evde İzdivaç izleyebilirdim.
Evleri çok sıcak olmasa yirmi dört saat dedemle babanemin konuşmalarını dinleyebilirim.
Çok fazla gazım olmasa, ateşle dolaşabilirim. hihohohohohohohohi
Evde üç dişi olmasak yukarda, odamda yatabilirdim.
Şuan netim olmasaydı, edebiyat çalışıyor olabilirdim.
Determinanttan sıkılmasaydım, integrale devam etmeyebilirdim.
Bu ara bu ebilmek'leri çoğaltabilirim...


13 Nisan 2011 Çarşamba

İtiraf et kendine, kendinden korkmadığın sürece


Kimsenin olmadığı yerde yürüyordu. Yalnız, kimse olmadan hatta kimseye ihtiyaç duymadan. Öyle cesaretli yürüyordu işte, her şeyi yenercesine; kendisini bile. Arkasından olaylar onu kovalıyor, her türden insan korkutmak için arkasında sıralanıyordu. Yılmıyordu, enteresan bir şekilde hepsine gülerek geçiyordu kızımız. Bazen yorulmuyor değildi; kargaşalardan. Sıkılmıyor değildi; insanlardan. Hatta korkmuyor da değildi; uğruna yapacaklarından dolayı sevdiklerini kaybetmekten. Yine de belli etmiyordu kimseye. Güçsüz olduğunu, artık neredeyse umut denilen en önemli hissini kaybettiğini insanlara gösterse, yanlışlıkla bile olsa kaybettiğini söylese yıkılmaktan korkuyordu. Hiçbir şeyden korkmadığı kadar.
Yine de , buna rağmen ..
Bu aralar kızımız...
Cesaret etti ve söylüyor..
çok yorulduğunu ve artık dayanacak, kaçacak hatta gülecek hali bile kalmadığını.

1 Nisan 2011 Cuma

Tamda bugün böyle işte


Ben beceremedim galiba yaşamayı , yaşatmayı. Hep bir eksik oldu ya bende ya da yaşattıklarımda. Hep birileri kazandı ben kaybederken, kazanımlar farklı oldu. Hepsi seviye seviye. Kimileri güldü ben ağlarken kimileriyse ağladı ben gülerken. Ya ben çok farklıydım onlardan ya da tamamen ayrıydım yaşananlardan. 
Sanki kuklaydım ellerinde , istediklerinde getirdikleri sıkıldıklarında gönderdikleri.
 Keyiflerine göre eskileri açıp üzdükleri ya da bugün için planlar yaptıkları. 
Mesela cümlelerimde hep edilgendi. Özne olamıyordu, diğerlerinin düşüncelerini fazlasıyla önemsediğimden. Nesne oluyordu cümlelerimde.Üzerinde oynama yapılan nesneler, pardon yaptırılan.
Karmakarışık dünyalar. 
Herkes farklı, her şey değişik. 
Kimine göre ben haklıyım kimine göreyse baştan sona hata.Bu gece , birkaç dakika önce , her şeyden önce bende düşünmeye başladım, baştan sona bütün hatayı. Sorun neyde. Sorun kimde. 
yoksa sorun yok mu.
ya da yaşattıklarım hep sorun mu.