30 Ocak 2011 Pazar

Kayar bu yıldız

Bazen o kadar çok hayal kurardım ki her gece balkonda yatar gökyüzüne bakardım yıldız kaysın da dilek tutayım diye. Her akşam başka bir isteğim olurdu; Fatma teyze artık bana iğne yapmasın, merve barbielerimi sevmekten vazgeçsin, annem her seferinde bahçeden sırf beni eve almak için teyzene gidecez diye kandırmasın, ablamlar gece yatarken ben anlamayayım diye ingilizce konuşmasınlar diye..Bir kere bile kabul olduğunu görmedim çünkü her kış en az 10-15 tane iğneyi yerdim, merve barbielerimden vazgeçmek yerine bacaklarını koparırdı , annem zaten hiç vazgeçmedi. Ve ablamlar, sayemde bildikleri kelime sayısı bile artmıştır.Yani neymiş; yıldızlar birer palavraymış.

Yanımdaki Caroline misin





Dost nedir deseler heralde ; arkandan milyon kez küfür eden, yüzüne de trilyon kez gülen sempatik görünümlü Caroline derdim. he bir de dost ; bazi şeyleri saklamak yerine yalan söylemek demekmiş. Ne kadar hoş ve pembe :) siz birbirinizin tükürüklerini yalamaya devam edin ben yoruldum.

27 Ocak 2011 Perşembe

İki medeni insanız, iyiliğini istiyorum tabikide


Hani böyle soğuktan donarsın, kıpkırmızı olur ya burnun. Hep öyle kalmasını istiyorum. Utandığın da ( hala utanabiliyorsan ) yüzün morla kırmızı  arasında bir renk alır heh işte o da hep öyle kalsın. Ah bir de şu havalar. Bütün dudakların çatlasın istiyorum. Konuşurken kekele, gülerken bütün insanları tükürüğünle boğ ve insanlar senden kaçsın istiyorum. Sadece bunlarda değil tabi. Evinizde sular kesilsin, saçların bitlensin. Hatta bitlerden kurtulama ki 0 a vurdurmak zorunda kal tamam mı, güzelim. Şimdi gitmem lazım kal sağlıcakla öptüm , görüşürüz.

Yaşattırabildikleri kadar varlar aslında



Zaman değil aslında insanları yoran. Yaşadıkları ve yaşattıklarıdır yorucu olan. Boş olan, gözlerini kulaklarını etrafa kapatan insanlar ne kadar yorulabilir ki. Neyi ne kadar bilip, yorum yapabilir dışarıdaki dünyaya ?
Her acıyı tatmış, her türlü insanı tanımış insandan ne beklenir biliyor musunuz. Koca bir hayat tecrübesi. Hemde 40+ yaşlarda olmasına gerek yok. Dedim ya, her şey yaşananlardadır bir nevi.
aayt zaaman beni neden yoruyosuun , falan dermişim.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Hayatımın EN iğrenç dönemisin , İMKB



Benim de vardı bi ara 'İMKB' diye albümüm, facebookta. İçindeki insanlar yok olunca, dedim artık bir önemi yok, sil gitsin. Bazen cız etse de içim, kişiliği bozuk insanlar hayatımda olmadığı için de mutlu olurum yani (:

Selam ergenus .


Bir kız tanıdım bundan aylar önce. Kendine güveni vardı. Hoş geliyordu da. Sadece gizli yönleri vardı. Evet bir şeyler saklıyordu, belliydi. Ama bilemiyordum. Bilmediğim için de yorum yapmıyordum. Arada bir süzüyordu da beni. Anlamıyordum, anlamadığım gibi anlamaya da çalışmıyordum. Tam da servisin önünü görene kadar. Konuştuklarını. Heh dedim. Anlamalıydım. Neyse olaya tek bir hamlede müdahale etmemle birlikte her şey düzeldi. Yine eski biz olduk. Yine kafama takılmıyor değildi bakışları. Sonra öğrendim ki. Takıntılının tekiymiş. Yeni bir insan modeli tanıdım yani. Nasıl biri olduğundan bir ara bahsetmiştim o yüzden şimdi yazmıyorum tekrar buraya :) 
Neyse.
Demek istediğim ; bazı insanlar büyürken olgunlaşmıyor. Kafa yaşı arttıkça, beyin yaşı küçülüyor. Öyle bir küçülüyor ki. Yüzsüzleşiyor. 
Bana + katan tek bir şeyi oldu ergenusumuzun. Artık insanların çok farklı olabileceğini biliyorum. Kendisini süper modifiyeli gösterirken koca bir " 0 " olduğunu. Selam genç.
ya sen olmasan ben sıkıldığımda ne döktürecektim buraya, şekerim :)

Bu kızlar. Bu erkekler.



Bazı kızlar vardır mesela. Birbirlerinin arkasından demediklerini bırakmazlar. Öyle küçük şeylerde değil he.Bildiğin arkalarından hiç ama hiç hoş olmayan şeyler söylerler. Onlara kalsa dünyanın en berbat, en iğrenç, en çirkin poz veren, en şişko kız odur. Taaaa ki yüzüne bakana kadar.Yüzüne gelince ise her şey harikadır. O birtanedir. En havalı en güzel odur. Böyle iğrenç mide işte.
Sonra bi de bazı erkekler vardır. Kızlardan daha beter. Sanki karşısındaki kız değilde erkekmiş gibi onla yarışır. Sonuç fiyasko olunca da başlar dedikodu yapmaya. Kız eğer çok konuşuyorsa, o kız terbiyesizdir. Kız eğer çok başarılıysa, o kızdan hiçbir şey olmaz vs vs..
İlginç geliyor ya boş yazmıyorum, şaşırıyorum.

25 Ocak 2011 Salı

Bunların neresinde mantık

Nerede nasıl aranır mantık. Yani mantık nedir.
  • Mat1 de gördüğümüz saçma bi konu
  • Doğru ya da yanlış akıl yürütme
  • Çok sık duygularla karşı karşıya gelen malımsı durum
  • O kadar aç insan varken 'Yemekteyiz gibi bir programın olması ve tabakların %1'nin bitirilmesi
  • Esra Erol'un 18 yaşındaki ergenusları programına dahil etmesi
  • Okulda yiyişenler varken, koridorda normal yürüyenlerin müdür tarafından göze batması
  • Okul eteğinin dizden bir karış aşağıda olması gerektiğini düşünen zihniyet
  • Ali Kaptan'ın uğruna ailesini dağıttığı Caroline 'kapı orada, yani Türkçesi ancaaaaağ gidersin' demesi
  • Koca bir hayatın 2sınava bağlanması
  • Mantı kelimesinin sonuna 'k' ünsüzünün getirilmesiyle oluşan kelime
Evet bence mantık tamamen bunlar. Kesinlikle.

Cık cık ÖnyargıCık




Sık sık yaparız aslında şu önyargıyı. O gözümüze çok batan insanı tanımaya çalışmak yerine, karşımızdakilerin ya da fark etmez yanımızdakilerin düşüncesiyle ona yaklaşırız. O yorumlar koca bir duvar örer aramıza. Oysa bir insanın içini, içindekileri, yaşadıklarını nereden bilebiliriz ki? Bilemeyiz. Onun etrafındakilere anlattıkları kadarını bilebiliriz sadece, tabii eksik anlatmadıysa. Kimseyi yaptıkları için yargılayamayız. Ve tek bir hatasından dolayı da  onun kişiliği hakkında yorum yapamayız. Anladım ki bu çok yanlış bir şey. Ben hiç mi hata yapmadım. Ya da siz , yargılayanlar hiç mi hata yapmadık. Tabii ki de yaptık. O yüzden şu ' ben onun hakkındaki her şeyi bilirim ' havalarında gezen insanlara yazıyorum aslında bunu: Hiçbirhaltbildiğinizyok.
Sadece düşünebildikleriniz kadarsınız. Hepsi bu.

24 Ocak 2011 Pazartesi

Yaz gelsin ama artık ya


Neyi özledim biliyor musunuz, sabahları güneşin gözüme vurup beni rahatsız ederek uyandırmasını. Sanki huzurmuş o benim için. Yatakta o güneşin verdiği hazla esnemek, paha biçilemez bence. Sonra şapşal gibi kalkardım yatağımdan banyoma geçip aynanın karşısında saçımı gelişigüzel toplardım ve aynaya 'eaaaaaaaaağ diye ağzımı açardım. Neden bilmem ama ilk önce onu yapardım ve başlardım fırçalamaya dişlerimi. Ve belkide her sabah ayrıntısız ayaklarımı merdivene çarpıp inerdim alt kata. Alt kat sanki üst kata göre daha farklı atmosferde olurdu. Yukarıda sessizlik varken altta hep bi konuşmalar olurdu. Ve eksiksiz her sabah kahvaltıda birileri olurdu.  Yazın verdiği açlıktan mıdır bilmem kimseyle paylaşmak istemezdim mutfağımızı. Ve sanki bana inat gelirdi herkes. Sonra öğlene doğru başlardım ojelerimi sürmeye. Fazlada düşünmezdim ya pembe ya da kırmızı olur ojelerim. Arada bir enteresan renkler de olabiliyor tabii. Neyse. Ojelerimi hallettikten balkona çıkarım. Kiracının çocuklarına ilk önce 'Köpeğiiiiiiii rahat bırakın beğğğğğğğ diye çemkirip içeri girerdim. Nerde kalmıştım. Heh ojeler. Neyse onları sürdük. Geriye ne giyineceğim kalırdı. Evet yazın en sevdiğim getirdiği şeylerden biri de miniler. Hava sıcak oley. Hemen bir şort tişört bitti bile. Sonra dersim varsa derse , yoksa da Patska'ya (: Bi dönem çok sarmıştık oraya. Güzel ortam. Tek kızdığım nokta sevgilimi ihmal ederdim. Neyse ki artık öyle bir ihmal söz konusu değil. En azından bilerek. Gece oldu diyelim. O da hoş. Ya güzel bir film karşısında dondurmamı yerdim ve elimde tabiikide telefonum . Ya eriğimi yerim hart hurt ya da dışarıda olurdum. Şimdi fark ettim ki gerçektende özledim ben sıcağı ya. Hem nedendir bilmem yazın insanlar bana daha sıcak geliyor. Daha az fesat oluyorlar :) Bilmiyorum belkide bütün darbeleri kışın yediğim içindir demeden de edimiciğim. 
He bir de şimdi pattis kızartması olsa da çilekli milkshake'leyip yesek.

Trenle yolculuk yapmamışım meğer, tren bana yapmış yapacağını

Dur , dedi. Oradan bir tren kalkıyor ve seni istediğin yere götürüyor. Her yere mi dedim. Evet ama sadece bir şartı oluyor, eğer onu yerine getirirsen seni istediğin yere götürecek. Gitmek istediğin yer çok uzak olsa bile. Çok sevinmiştim. Mutlu olmuştum ya. İmkansız yere gidebileceğim için tabi. Sabırsızlanmıştım bir de. Tamam dedim şartını yerine getiririm tabiikide. Sordum ona. Nedir şartın? Cevap verdi hemen. Hızı beni etkilemişti. Hayatında yaptığın en büyük hata nedir ? Hemen anlattım. En ince ayrıntısına kadar hemde. Tamam dedi, atla gidiyoruz. O kadar mutluydum ki gözüm başka bir şey görmüyordu. Uçuyordum resmen. En mutlu olduğum yerdeydim. Dünyanın merkezinde. Artık her şey benim etrafımda dönüyordu. Tabi öyle kalmadı hiçbir şey. Beni oraya bıraktığı gibi kayboldu. Yalnız bıraktı. Nasıl geri dönebilirdim ki? Dünyanın merkezindeki diğer insanlarla nasıl başa çıkabilirdim. Sonra anladım. O bindiğim tren, aslında bana binen en yakın arkadaşımdı. Ona her sırrrımı anlatmıştım. Kimsenin bilmemesi gereken şeyi paylaşmıştım. Ve böylece mutlu olmuştuk. Beni mutlu etmişti; sırlarım karşılığında. İstediklerim yavaş yavaş gerçekleşirken de gördüm ki istediğini alıp gitti. Bıraktı beni. Şimdi yalnızım. Evet yalnızım ama bir çok insandan daha tecrübeliyim. Bildiğimiz sıradan dünya da değil hemde. Kendi dünyamın merkezindeyim. Ben ve tecrübelerim.

Ritimisterimbenya.




Ne zaman okula gitmeyip , tv de müzik açsam Teneke çıkıyor. Nedir bu beğ ! Adamın sesinden melankoliman akıyor. Vallahi birden çocukluğuma dönesim, çikolata için ağlayasım geldi. 
Yapmam gereken ilk adım kanal değiştirmek oldu. Heh şimdi oldu, sıradaki parça benden ona gelsin. Biraz eğlenelim.Sevgiler.

Ah! Canım ya (:

Evet huzur bulurum sende. Bazen hiçbir şey yapamasam da saatlerce dururum üzerinde. Aklıma hiç gelmeyen şeyler gelir. Bazen bu sen misin İrem dedirtecek şeyler düşünürüm. Sonra senden gidince unuturum tabi. Bazen bana çok soğuk gelsen de severim yani. Belki de sana gerçekten de mecburumdur. Belki de değil, öyleyimdir yani. Çok seviyeli bir ilişkimiz olduğunu düşünürüm çünkü hiçbir zaman bana ihanet etmemişsindir. Hakkımı yememeli çünkü bende seni hep temiz tutarım. Canım klozetim benim; Çokseviyorumseniya :)

23 Ocak 2011 Pazar

sıkılırsamdabellietmem.



Ne zaman sıkılmam ?
- Fotoğraf çekilirrrrrrrrrrrken.
- Blog okurken , yazarken
- Kitap okurken ( . )
- Dersanenin koridorunda millete laf atıp yürürken
- Özer'e kahve ısmarlatırken
- Hayal kurarken ; mesela profesyonelim olsa keşke beğ.
- Muse dinler iken ve de dizi izler iken.
- Mal resimlere -ohohohoh- diye gülüp gülüp gülüp. ( gülerken diyesim gelmedi. )
çoğaltabilirdim. ama sıkıldım.

22 Ocak 2011 Cumartesi

bizimKızlar



Hayatım derken kayda değer pek insan yok gerçi ama olsun. 
- ( ortaokula göre evrim geçiren arkadaşımOnun için herkesin arkasından konuştuğunu söylüyorlar. Hatta benim hakkımda da konuştuğunu söylediler ama neden bilmem bana her zaman bir çok kişiden saf gelmiştir. Böyle tamam çoğu şeye yorum falan yapar ama ne bileyim kendisini de yeri geldiğinde yerin dibine vurur. Bazen onu kendime çok yakın hissederim. Beni çok sevdiğini söyler. Ve ne yalan söyleyeyim bende aslında severim onu. İnsanları fazla incelemesi dışında. . .
- ( için dışın bir , sen nesin ya ) Sıra buna gelince ; çok şirin , çok tatlıdır kendisi. Herkesin iyiliğini düşünür ve 'böyle kızlar var mı yaaa?' dedirtecek cinstendir. Çok samimi değiliz ama ben severim onu. Birinin başına kötü bir şey gelsin, sanki kendisi yaşamış gibi üzülür. . .
- ( benim 1tanecik kuzim ) Bazen yeri gelmiştir çok kızmışımdır ona ya da o bana. Küçükken hep peşinde koşmuşumdur. Resmen benim idolümdü. Örnek aldığım havalı hatun. Barbielerimi sadece onunla paylaşırdım. Her başım sıkıştığında düşünemez hale geldiğimde o mantığını konuşturmuştur ve ne yalan söyleyeyim dediği her şey de çıkmıştır. Eski sevgililerim hakkındaki düşünceleri, arkadaş seçimlerim...Gerçekten de karşılıksız bir ilişki aramızdaki. Bitanem beniiiim.
- ( kaybedileceklerden ) Aramızda belli başlı hiç kötü bir şey olmadı. Zamanla dedikleriyle çelişmeye başladı hepsi bu. Yazmak için bulamıyorum herhangi bir şey. Çünkü anlayamıyorum. Cidden he.
- ( sarıŞekerim ) Çooooooooook tatlıdır o. Benden 1yaş küçük olmasına rağmen , yaşıtlarımın bir çoğundan daha mantıklı düşünür. Küçükken çok kavga ederdik. Ben onun terliklerini alıp saklardım, aynıları bende olmasına rağmen. Motorlarımız vardı. Ben onunkine zift sürmüştüm :) Çok çekişmeli çocukluğumuz geçti. Saçı mı çekerdi, kolunu ısırırdım ama kalbimizi kırmazdık. Belki kafamızı kırardık ama :) Küçük oyun evi yapmıştık beraber. İlk vitamin ilacımı paylaştığım arkadaşım benim. Hayatımdan asla çıkmayacak. İzin vermem.
- ( oooo ) Başta en yakın arkadaşımdı. Sonra bazı nedenlerden dolayı kendi isteğiyle hayatımdan çıktı. Öyle kolay bir şekilde de değil yani. Çok canımı yaktı. Kaç gün ağladığımı bilirim ben. Büyük konuştu, kendisini olmadık şeylere inandırdı ve bugün başına; bana yaşattıkları geldi. Eskiden beraber arkasından konuştuğumuz o 'kaşar' dediklerinin yanında şimdi. İmkanları olsa birbirlerinin arkalarını yalayacaklar. Enteresan diyorum ve sonlandırıyorum.
- ( ufaklık ) Bana bu seneye kadar 'İrem abla derdi, ortam lise olunca ; abla gitti İrem kaldı.
Aklıma gelmeyen gelse de yazmaya gerek duymadığım bir çok kişi de var tabi.

21 Ocak 2011 Cuma

Enteraseyşın.

Hayatınızda hiç ne yaparsa yapsın affettiğiniz,onu herhalde değil "her halde" sevdiğiniz birisi oldu mu? Ne tuhaf bazılarından vazgeçilmiyor.Bunu benim için sen diyebilirsin galiba.

Hayatınızda onun için herkesi karşınıza aldığınız, kıskandıkça bağlandığınız, gözlerine baktıkça 'hehiştebubenim' dediğiniz oldu mu? Ne tuhaf bazıları çekici bir güç gibi. Uzaklaşmak istesen bile kendisine çeker. Ki uzaklaşmayı düşünemezsin bile.
Bunu da ben senin için diyebilirim galiba.

BelkideGiderim.



Ne yani ortamlar ayrılıyor diye her şey de bitmek zorunda mı . Bitmez işte bitemez. Ben izin vermem ki. Bunu sen bilmiyor musun sanki. Şimdi sen sinirlenip dedin ya bana ' kendi hayatın ' diye. Daha bugüne kadar beraber değil miydik o hayatta. N'ldu birden. Neden şimdi ben tek kaldım. 
Sende biliyorsun beni, kendini. Ben olmadan senin yapamayacağını, sen olmadan benim yapamayacağımı. Neden ki bu karamsarlık ?! 
Oraya gitmem o'Nun benim umrumda olduğunu göstermez ki. 
Benim için sadece sen varsın. Ve bunu anlamış olmanı dilerdim. . .

19 Ocak 2011 Çarşamba

BirdeSenyaşa.







Daha çok büyük olmamama rağmen her yeni gün bana bir çok şey katıyor. 
İnsanları haksız yere yargılamamak gerektiğini..
Ve ilerde o konuma seninde düşebileceğini..
Mutlu muyum o da aynı şeyleri yaşadı diye ? Canımı yaktığı gibi, onun da canı yandı diye..
Evet
Galiba mutluyum.

-Gün gelir devran döner dedikleri bu olsa gerek ( ! )-

17 Ocak 2011 Pazartesi

PazarıPazartesineeBağlarım. BenBağlarım.

Merhaba. Ben bugün hasta olduğu için okulu, dersleri ve yazılısını kıran öğrenciyim.
Yarına +1'le beraber tam 4 tane yazılım var. Ev boş. Hastayım. Hemde nasıl hasta. Bütün selpaklar bana çalışıyor diyebilirim.Deli gibi ortam yaptım kendime , nerdeyse evin bir katını dolu dolu işgal ediyorum.
Tv'de sonuna kadar sesi açık olan Dream Tv izlerken telefonda ablamla konuşuyorum. Yerde LYS Matematik kitapları dolu ve ben içinden bir tanesini bile açıp bakıp çözüp hohoho bu ne kolay soruymuş demek istemiyorum. Evet bir yandan da yazıyorum.
Biliyorsunuz ki ben saçmalama dönemindeyim bu aralar.
Arada sırada mutfakta dolaba dalıyorum. Uzun bir süre bakışıyoruz tatlılarla. Sonra durduruyorum kendimi. Yapma diyorum, boşver, bak 34987 kaloridir onlar şimdi. Eveeeeeeeeeeeeeeeeet zaafımı yendim derken 120km  hızla kapıyorum tatlıyı dolaptan..Gerisi malum arkadaş.Tam rahatladım derken telefonumdan 'Gooooooooonk sesi geliyor. Şarjım bitiyor ama odadaki bütün prizler dolu. Malum tv, telefon ( ev ), laptop vs vs... Onu kendimden uzaklaştırmakta istemiyorum her an biri mesaj atabilir diye.
Anlayacağınız epey bir dertliyim.
Şimdiki planımsa, banyoya gidip yüzümdeki siyah noktaları deşmek.
Sonra..
He bir de söylemeden edimiciğiiiiiiiim.
Ben deli gibi Muse dinliyorum yaaaaaaaaaaa.

16 Ocak 2011 Pazar

bazensaçmalarımdaben.


Bkz "ben böyle bir insan değildim'' dediğin anlarda, dön ve etrafına bir bak. senin bu hale gelmene, onlar zemin hazırladı." Ne yani onlar öyle düşünüyor diye kendimi mi üzmeliyim. Ya da onu mu üzmeliyim. Yok arkadaş. Ben kendime geldim. Eski irem geldi. Artık takmam gereken kendime yakışır bir aday göremiyorum etrafımda. Hepsi sorunlu. En sorunsuz dediğim bile hasta çıktı . Bu ne yaaaaaaağ !
Şehr-i alemim ütopyam neredesin.Al beni içineeeeeeeeee . 
Hey İstanbul sana diyorum. Çok değil az geliyoruz sana. Bir bonus bir ben bir de ufacıcık bir nane. 
Şey aslında bir kişi daha olacak. Kabul eder misin bizi <3 
Seviliyorsun. 
Biliyorsun ya ben aynanın karşısına geçip deli gibi müzik açıp dans etmeyi seviyorum. Mesela şimdi burda. Laaaaaaanet yerde olmasaydım da sende olsaydım. Sokaklarında.. Enteresan insanlarının içinde.. Kimseyi takmadan dans edip , ona buna çarpsam, koşsam ya. 
Biliyorum bekliyorsun bizi, heycaaaaaaaanla.
Seneye olmadı mı. Olmasın yazımız var bizim.
Tanrım.
Neler saçmalıyorum böyle.
Evet gidiyorum , şuanda burayı terk ediyorum. Seni de seviyorum blogger. 
Nöperim.


10 Ocak 2011 Pazartesi

NereyeGidiyoruz?


Millet olarak huyumuzda suyumuzda var galiba. Bazı şeylerin etkisine çok çabuk kapılırız ve belkide etrafımızdakileri sıkına kadar kapılmaya devam ederiz..
Bi aralar Avrupa Yakası tamamen tavandaydı mesela ; facebook gibi sosyal paylaşım sitelerinde sürekli birbirine 'geriiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii diye seslenen ergenuslar falan vardı. Sonra Avrupa Yakası bitti , kitaplar başladı dizi olmaya. Herkes Nihal gibi saf kızlara acırken, dillerde Bihter'in kocherlığı Behlül'ün ayıbı dolanıyordu.
Neyse demek istediğim bence ; ne zaman her oyuncunun gülüşünü 'Joker e' benzetmekten vazgeçersek o gün belki bir şeyler değişebilir :)




8 Ocak 2011 Cumartesi

sanaBesteledim




Bak postacı geliyor selam veriyoooor, herkes ona bakıyor merak ediyorr.
Yok yok olmadı. Tekrar.
Bak peynirci geliyor güzel veriyor, herkes ona bakıyor fena kesiyor...
Şu iki gündür içimde patlayan mısırların sert kabuğunun verdiği acıyı bu değiştirdiğim ve üstüne cuk diye oturan ilkokuldayken deli gibi söylediğiim şarkı özetlemiş bulunmakta.
Bu da son yazımdır kocher'ımıza :)
kızsamdacesaretindendolayıkutlarımda.
helal

7 Ocak 2011 Cuma

KimsinSen


Kime sesleniyorum biliyor musunuz ? Kendisini olduğundan farklı gösteren eziğe :)
Hayır yani amaç ne bilmiyorum. Merak ettiğim şey nereye kadar başkalarının arkadaşlarıyla ortam yapmaya çalışacak, nereye kadar başkalarının yaşadıklarını kenndi yaşamıymış giibi anlatmaya devam edecek ve tabiikide ne zamana kadar bu yorucu hayatı sürdürebilcek. 
Kendisi gibi olmamasını tek şeye bağlarım ben : özgüveneksikliği. Güveni olsa bu tip aksiyon dolu hayatı kendisine seçmezdi. Acaba etrafındakilerin; onun bu davranışlarının farkında olduklarının farkında değil mi :)
Hadi güzel nedene bağlayalım.
Belkide kendisi gibi olduğunda zarar görmüştür.
Dışlamışlardır falan. O da kendisine bu yolu seçmiştir. Ne fark eder ki yine kendisindeki eksiklikten dolayı olmuyor mu yani :)
Yok güzel bir nedeni falan.
Biri ona "kendisindençokazbirözellikgösterdiğindeyanındakilerinteeeeeekteeeeeeeeeeekeksileceğini" göstermesi gerek. 
bence yani :):)

5 Ocak 2011 Çarşamba

Kosher *




Hani kedinin ciğeree, öğrencinin öğretmenin elindekii kaleme ve benim mutfaktaki tencerelerre baktığım gibi bakıyor ya işte o kadar zavallıymış. Anlamaya gerek yokmuş bakışlarını. Çünkü bugün öğrendim ki o gerçekten tam bir kosher. ( bkz:http://www.eksisozluk.com/ )  :):) Edindiğim bilgilere göre Hendek'te çok iyi bir piyasası da varmış. 
Teşekkür ederim arkadaşım bana bunları öğrenmemi sağladığın içiiin :)

 Sevgiler :)

3 Ocak 2011 Pazartesi

BenimkisiŞok.


Ne olur sanki yalan olmasa. Güvendiğim tek kişinin bana hayal kırıklığını yaşatması. Nasıl bir duygu bu , biliyor mu. Ne kadar acı veriyor. Elinden en sevdiği oyuncağı alınan çocuk gibi , dünyanın yalan olduğunu öğrenen ilk insan gibiyim şuan. Umutsuz. Çaresiz. Kırılmış. Şokta.
Bütün bu duyguların hepsini yaşıyorum. Hepsi farklı acı veriyor. Bi daha inanma , güvenme; kim kendinden daha önemli olabilir ki diyor ! Yetmedi mi yaşadıkların !
Artık daha fazla kırılganım.. Kontrol edemiyorum yaşadıklarımı..
Bile bile lades benimki. 
Sonunu göremiyorum.
sana yeniliyorum.