29 Aralık 2011 Perşembe

Kutlamayınız



Cumartesiyi pazara bağlayan gece yeni bir yıla başlıyoruz. Bu uğursuz yıl bitiyor ve güzel bir yıl olmasını umduğumuz bir yıla daha geçiyoruz.
Her yeni başlayan şeye dair umutları var biz insanların. Her yeni şeyde, yeni umutlar.
Yeni bir ilişkide, bir öncekinden daha iyi olsun istiyoruz.
Her pazartesi diyete başlıyoruz.
Her ‘yarın’ ders çalışıyorum diyoruz.
Her akşam düzenli olarak kitap okumaya başlıyoruz.
Her kötü şeyin sonunda daha çok akıllanıyoruz.
-yoruz, -yoruz, -yoruz.
Ve evet.
Yeni bir yıla da başlarken bir sürü umutlarımız oluyor.
Aşk gibi.
Arkadaşlık gibi.
Aile gibi.
Ben yeni bir yıldan bir şey istemiyorum. Yeni bir yıl demek benim gözümde sadece tarihin rakamlarının üzerinde oynaması o kadar. Hiçbir şey ifade etmiyor. Hatta her pazartesi benim için daha önemli. Diyetler işte, bilirsin.
Oda arkadaşlarımın hepsi yeni yıl için aylar öncesinden partiler ayarlıyor. Birileri yeni yılda artacak vergileri düşünürken belki de bir diğerleri ilk ilişkisine giriyor olacak o gece. Belki de o gece hayatlarının hatasını yapacaklar. Belki aşık olacaklar, içkilerin etkisiyle. Belki benim gibi annesi ve ablasıyla çam ağacının olmadığı salonlarında girip, gece yatmadan önce seneye görüşürüz esprisini yapıp uyuyacaklar.
Benim gözümde eğlenmek çok güzel bir şeydir. Dans etmeyi, sesimin berbatlığına rağmen bağıra çağıra şarkı söylemeye bayılırım. Banyodaki sesler benden sorulur. Hatta daha önce bunu sana söyledim mi bilmiyorum arkadaşım ama yurtta dans ederken öyle kendimden geçmişim ki karşı okulun perdeleri birden sinirli bir şekilde kapatıldı. Neyse ne diyorduk. Heh evet, eğlenceyi severim ama hayatımda hiçbir zaman –kesinkonuşmayısevmiyorumama- kutlamayacağım iki gün vardır; o da yeni yıl ve sevgililer günüdür. İkisi de saçma. Tamamen alkole, hediyeye, bol yapmacıklığa dayanan iki gün. Bir ocak, on dört şubat. Tamamen saçmalık.
İnsanlar bayramlarda iki adım hareket edip akrabalarının ellerini öpmekten aciz ama aylar öncesinden o gün ne giyineceklerini planlıyorlar.
İnsanlar sıradan günlerde birbirlerine birbirlerini sevdiklerini söylemekten aciz ama o saçma sapan günde herkes aşık oluyor.
Bu dediklerime katılmıyor olabilirsin ama ben böyle düşünüyorum. Buna inanıyorum. Yobaz bir insan değilim, dedim ya eğlenmeyi ya da aşık olmayı ben de seviyorum. Hatta itiraf edeyim aşıkken o kadar şapşal oluyorum ki o halimi bile çok seviyorum. Ama bu iki gün  tamamen yapmacık ve sahte geliyor bana. Biraz benim baktığım taraftan bakarsan anlayabilirsin. Çünkü biliyorsun seninle ortak acılarımız, sevinçlerimi var. İkimiz apayrı iki insan değiliz.
Bugün yaşıyorsun, iyi kötü nefes alıyorsun. Kalk elini yüzünü yıka. Dişlerini fırçala. Üzerine en yakışan elbiseni giyin. Saçını yap ya da yaptır.
İlk olarak annene git onu ne kadar sevdiğini söyle. Öp kocaman. Bir şey kaybetmezsin. Bunu yaparsan rahatladığını fark edeceksin. Sonra sevgilini ara, onu hiç kimseye değişmeyeceğini söyle. Sana sahip olduğu için kendisini bir kez daha şanslı hissetsin. Eğer sevmiyorsan, öylesine içindeysen ilişkinin hemen ayrıl. Çünkü onunla geçirdiğin her dakika bir şeyler kaybediyorsun aynı zamanda kaybettiriyorsun.
Kendini sev ilk önce.
Düşünmeyi sev.
İnsan düşündükçe büyür çünkü.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder