7 Ağustos 2011 Pazar

Neşeli post

Cause is me, you, you, me, me, you all niiiiiiiiiight derken yakalandım anneme. Klasiktir. Yani bu değildir. Yani klasik olan benim deli gibi şarkı söylüyor olmamdır.
Bastırılmış duyguları olan yok mu yani. Öyle mi diyorsunuz siz. Ya da bir saniye... galiba umuyorsunuz.
What's your nameee what's your number i'm glad i came . Can you take my order* diye devam ederken yine geldi annem. Kirli çamaşırları topluyormuş. Baktım. Güldü. Aldı. Gitti.
Hava bozacak gibi sevmediğim kara bulutlar yaklaşıyor. Gerçi , gidiyor da olabilirler. Bana artık hep güneşli hava. Bir sonuca ulaşamadım ama söyledim rahatladım. 
Masum olduğumuzu düşünüyoruz kendi gözlüklerimizden bakınca . Peki ya öyle miyiz. Öyle misin ?


Hey don't you cut me out ! diye bağırdım. Güldüm. 
Bu aralar daha fazla macera filmleri izliyorum. Hayatımın maceralarla olmamasına duyduğum üzüntü yüzünden olabilir. Bir nevi eksiliği de kapatıyor olabilirim. Bir şeyler yapmalı. Bir şeylere ortak olmalı. Bazı şeyler paylaşınca güzel. Paylaşamayınca anlamsız. 


'dinlerken yazalım yazarken yaşayalım'

1 yorum:

  1. Herşey paylaşınca güzel, paylaşınca kolay, paylaşınca ...

    YanıtlaSil