1 Şubat 2011 Salı

Belki yaşı küçüktü ama yarınları düşünüyordu


Ufak fazlasıyla ufaktı. Annesinin elini bırakmış yere oturmuş, ağlıyordu. Elinde sayamayacağım kadar kağıt sürüsü vardı. Uzaktan izlemeye devam ettim. Neden ağlıyordu elindeki kağıtlara bakarak, diye de merak etmedim değil yani. Bir an yaklaşmak istedim. Sonra durdurdum kendimi. Annesi hele şükür fark etmişti kızının ağladığını. Sanki onunla aynı yaşta bir çocuk gibi o da yere oturmuştu. Bir yandan kızının saçını okşuyor bir yandan ona gülümseyerek bir şeyler anlatıyordu. Çok hoşuma gitmişti; kızın ağlayışı, annesinin o halleri. Ertesi gün yolda yürürken, evlerinin önünden geçtim.. Kız büyük bir dikkatle elinde boya kalemleriyle bir şeyler çiziyordu. Belliydi halinden, çok önemsiyordu onları. Görünürde de kimse yoktu. Bende dayanamayıp gittim. Nedir o çizdiklerin diye sordum. Kızın yüzünde, benim bu sıralar hiç alışkın olmadığım bir gülümseme belirdi. ' Geleceğim ' dedi. Şaşırdım kaldım. Meğerse kız , yaşamak istediği bir sonraki günü çiziyormuş. Hiç aklıma gelmezdi. O an anlamıştım, elindeki kağıtların yere düştüğünü görünce neden o kadar ağladığını. Geçmişte isteyerek yaşadıklarını silip atmak ya da kaybolmasını istemiyordu. Ve tabii annesi de.
Şimdi düşünüyorum da, bende bir ' yarın ' çizsem. İçinde sadece huzur olsa. Ailem olsa. O olsa. Bütün yarınlarım da böyle olsa. . .

2 yorum: