24 Ocak 2011 Pazartesi

Trenle yolculuk yapmamışım meğer, tren bana yapmış yapacağını

Dur , dedi. Oradan bir tren kalkıyor ve seni istediğin yere götürüyor. Her yere mi dedim. Evet ama sadece bir şartı oluyor, eğer onu yerine getirirsen seni istediğin yere götürecek. Gitmek istediğin yer çok uzak olsa bile. Çok sevinmiştim. Mutlu olmuştum ya. İmkansız yere gidebileceğim için tabi. Sabırsızlanmıştım bir de. Tamam dedim şartını yerine getiririm tabiikide. Sordum ona. Nedir şartın? Cevap verdi hemen. Hızı beni etkilemişti. Hayatında yaptığın en büyük hata nedir ? Hemen anlattım. En ince ayrıntısına kadar hemde. Tamam dedi, atla gidiyoruz. O kadar mutluydum ki gözüm başka bir şey görmüyordu. Uçuyordum resmen. En mutlu olduğum yerdeydim. Dünyanın merkezinde. Artık her şey benim etrafımda dönüyordu. Tabi öyle kalmadı hiçbir şey. Beni oraya bıraktığı gibi kayboldu. Yalnız bıraktı. Nasıl geri dönebilirdim ki? Dünyanın merkezindeki diğer insanlarla nasıl başa çıkabilirdim. Sonra anladım. O bindiğim tren, aslında bana binen en yakın arkadaşımdı. Ona her sırrrımı anlatmıştım. Kimsenin bilmemesi gereken şeyi paylaşmıştım. Ve böylece mutlu olmuştuk. Beni mutlu etmişti; sırlarım karşılığında. İstediklerim yavaş yavaş gerçekleşirken de gördüm ki istediğini alıp gitti. Bıraktı beni. Şimdi yalnızım. Evet yalnızım ama bir çok insandan daha tecrübeliyim. Bildiğimiz sıradan dünya da değil hemde. Kendi dünyamın merkezindeyim. Ben ve tecrübelerim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder