29 Aralık 2011 Perşembe

Kutlamayınız



Cumartesiyi pazara bağlayan gece yeni bir yıla başlıyoruz. Bu uğursuz yıl bitiyor ve güzel bir yıl olmasını umduğumuz bir yıla daha geçiyoruz.
Her yeni başlayan şeye dair umutları var biz insanların. Her yeni şeyde, yeni umutlar.
Yeni bir ilişkide, bir öncekinden daha iyi olsun istiyoruz.
Her pazartesi diyete başlıyoruz.
Her ‘yarın’ ders çalışıyorum diyoruz.
Her akşam düzenli olarak kitap okumaya başlıyoruz.
Her kötü şeyin sonunda daha çok akıllanıyoruz.
-yoruz, -yoruz, -yoruz.
Ve evet.
Yeni bir yıla da başlarken bir sürü umutlarımız oluyor.
Aşk gibi.
Arkadaşlık gibi.
Aile gibi.
Ben yeni bir yıldan bir şey istemiyorum. Yeni bir yıl demek benim gözümde sadece tarihin rakamlarının üzerinde oynaması o kadar. Hiçbir şey ifade etmiyor. Hatta her pazartesi benim için daha önemli. Diyetler işte, bilirsin.
Oda arkadaşlarımın hepsi yeni yıl için aylar öncesinden partiler ayarlıyor. Birileri yeni yılda artacak vergileri düşünürken belki de bir diğerleri ilk ilişkisine giriyor olacak o gece. Belki de o gece hayatlarının hatasını yapacaklar. Belki aşık olacaklar, içkilerin etkisiyle. Belki benim gibi annesi ve ablasıyla çam ağacının olmadığı salonlarında girip, gece yatmadan önce seneye görüşürüz esprisini yapıp uyuyacaklar.
Benim gözümde eğlenmek çok güzel bir şeydir. Dans etmeyi, sesimin berbatlığına rağmen bağıra çağıra şarkı söylemeye bayılırım. Banyodaki sesler benden sorulur. Hatta daha önce bunu sana söyledim mi bilmiyorum arkadaşım ama yurtta dans ederken öyle kendimden geçmişim ki karşı okulun perdeleri birden sinirli bir şekilde kapatıldı. Neyse ne diyorduk. Heh evet, eğlenceyi severim ama hayatımda hiçbir zaman –kesinkonuşmayısevmiyorumama- kutlamayacağım iki gün vardır; o da yeni yıl ve sevgililer günüdür. İkisi de saçma. Tamamen alkole, hediyeye, bol yapmacıklığa dayanan iki gün. Bir ocak, on dört şubat. Tamamen saçmalık.
İnsanlar bayramlarda iki adım hareket edip akrabalarının ellerini öpmekten aciz ama aylar öncesinden o gün ne giyineceklerini planlıyorlar.
İnsanlar sıradan günlerde birbirlerine birbirlerini sevdiklerini söylemekten aciz ama o saçma sapan günde herkes aşık oluyor.
Bu dediklerime katılmıyor olabilirsin ama ben böyle düşünüyorum. Buna inanıyorum. Yobaz bir insan değilim, dedim ya eğlenmeyi ya da aşık olmayı ben de seviyorum. Hatta itiraf edeyim aşıkken o kadar şapşal oluyorum ki o halimi bile çok seviyorum. Ama bu iki gün  tamamen yapmacık ve sahte geliyor bana. Biraz benim baktığım taraftan bakarsan anlayabilirsin. Çünkü biliyorsun seninle ortak acılarımız, sevinçlerimi var. İkimiz apayrı iki insan değiliz.
Bugün yaşıyorsun, iyi kötü nefes alıyorsun. Kalk elini yüzünü yıka. Dişlerini fırçala. Üzerine en yakışan elbiseni giyin. Saçını yap ya da yaptır.
İlk olarak annene git onu ne kadar sevdiğini söyle. Öp kocaman. Bir şey kaybetmezsin. Bunu yaparsan rahatladığını fark edeceksin. Sonra sevgilini ara, onu hiç kimseye değişmeyeceğini söyle. Sana sahip olduğu için kendisini bir kez daha şanslı hissetsin. Eğer sevmiyorsan, öylesine içindeysen ilişkinin hemen ayrıl. Çünkü onunla geçirdiğin her dakika bir şeyler kaybediyorsun aynı zamanda kaybettiriyorsun.
Kendini sev ilk önce.
Düşünmeyi sev.
İnsan düşündükçe büyür çünkü.

26 Aralık 2011 Pazartesi

Özür dilerim



Özür dilerim.
Bugün dalgınlığıma geldi, seni düşünmeye başladım. Aslında seni düşünürken yanına kendimi getirmedim. Ben yoktum. Sadece sen vardın. Neden diye sorabilirsin ya da sormazsın (her zamanki gibi) fark etmez. Nedenini bilmiyorum. Nedeni belki de seninle benim, bizim, hiçbir zaman yan yana gelemeyecek olmamız olabilir. Gelmeyecek olmamız da diyebiliriz tabi.
Özür dilerim.
Bugün farkında olmadan seni anlatırken sevgilim dedim. Çok mutluydum. Seni yine benimmiş gibi anlatırken. Sonra yanımdakinin beni bozmadan, bana imalı bir şekilde baktığında anladım. Yanlış kelime kullanmıştım. Yanlış insan için yanlış kelime. Ne yapayım, çok benimsemişim seni.
Özür dilerim.
Bugün seni tam rahatsız edecektim ki kendimi zar zor durdurdum. 'Hadi dön' diye mesaj atıyordum, göndere basmadan vazgeçtim. Çünkü dönsen de değişen hiçbir şey olmayacaktı. Çok emin konuşuyorum dimi? Çünkü biliyorum. Çünkü bir kez gitmedin sen.
Özür dilerim.
Bu şarkıyı dinlerken seni bir bir silmeyi düşünüyorum; aklımdan, kalbimden. Çok istiyorum bunu. Gelmeyecek bir insanı, hiçbir zaman dönmeyecek bir insanı beklemek...sevmek... ne kadar zor bilmiyorsun sen. Belki yaşadın bunu. Benim dışımda biriyle. Herhangi biri işte. Belki ileride yaşayacaksın. Herhangi biriyle, benim dışımda biriyle işte.
Özür dilerim.
Bugün sen aklımdayken başka bir çocuğun bana kur yapmasına izin verdim. O konuşuyordu, ben gülüyordum. O bana bakıyordu, ben seni görmeyi deniyordum. Daha ilk günler diye mi seni arıyorum yoksa önüme gelen herkeste? Öyle mi dersin. Geçer mi dersin.

Özür dilerim.
Bu gece de seviyorum seni.
Özür dilerim.
Bugün daha çok özledim seni.

Özür dilerim; ben sadece daha fazla soru istemedim sana dair.

24 Aralık 2011 Cumartesi

bazen giderler ve kabul etmek zor da olsa; bu en iyisidir

                                                      http://fizy.com/#s/1dl8h4



İsteyen istediği şekilde duygularını tatmin edip gidebilir yazısı falan mı yazıyor benim alnımda.
bir dakika.
enayi falan da yazıyor olabilir.
Yaşadığınız en güzel ilişkilerin ya da hayatınızın aşkını nasıl bulduğunuzu çok merak ediyorum. Neler yapıyorsunuz aşık olduğunuz zaman, neler hissediyorsunuz. Hiç ilişkinizde kırıldığınız oldu mu. İlişki dediğiniz şey ne. Mutluluk tek bir kişiye bağlanmalı mıdır, her şeyin sonu olduğu bilindiği halde. Ya da bir ilişki bittiğinde yeni insanlara kendinizi nasıl açıyorsunuz. Aşk bazı insanlar için var mı, bazı insanlar aşık olamıyor mu. Kriterler belirtildiğinde bulunabiliyor mu ısmarlama aşk?
biraz sevsin.
yok baya sevsin.
hatta aşık olsun.
saklamanın ne anlamı var. bana aşık olduğunu her an hissedeyim.
Bir ısmarlama aşk arıyorum, ilgililerin dikkatine!.' falan diye duyuruyor musunuz yoksa sevgilinizden ayrıldığınızda.
ÇOK SORU SORDUM BİLİYORUM.
N E Y S E.
Çok güzel duygularım yok mesela artık benim. Herhalde gelecek sevgilimi şöyle seksen yıl izleyip tutarlımıdeğilmikarpuzgibikontrolediciğimonu sonra da ona sevgilim diyemeden buruşup gideceğim. Ya da tam tersi olacak. Artık hiçbir şekilde sevmeden bir ilişkiye adım atarım. Çünkü öyle yapıyorlar. Gerçekten. Ve çok da mutlular. arkadaşlarım yani.
Bazıinsanlarıanlamakişkencegibidiraradabirdurupdinlenmekistersinamakaçmasındankorkupduramazsındadinlemezsindeaynıbuyazıyıokumakgibiişkencedirbazıinsanlarıanlamakkigalibabençoksevdimamaölmedimyanihalanefesalıphalaazalsadagülebiliyorumgülmeyiseviyoruminsanlararağmenonarağmenonudaseviyordumzatenben.
Bazı şeyler bittiğinde üzülür insan.
Ben üzüldüm.
Geri dönüşü olmasın diye de dua eder ama bir yandan.
Çünkü üzülmeye devam etmek istemez.
İstemiyorum mesela.
ki geçiyor.
gerçekten.
Her gün biraz daha biteceksin benden.

Ve bazı insanları unutmak çok kolay olur. Çünkü kimseye benzemez. Kimse onları hatırlatmaz size. Kimse gibi olmamıştır ve siz onu kimse de aramayı düşünemezsiniz. Çünkü bilirsiniz ki kimse gibi değildir. Ve böylelerini unutmak başlarda ne kadar zor gibi gözükse de aslında zamanla kolaylaşır. Zaman insanı olgunlaştırır mı bilmiyorum ama bazı acıları hafifletir, unutulmazların hatırlanmasını zorlaştırır. Böyle durumlarda yapılabilecek en iyi şey susmaktır.

Ve ben de sende susuyorum.
İnanabilirsin bana.
Ne tutarsızlıklarım vardı sana ne de belirsizliklerim. Çünkü en başından beri aynıydı düşüncelerim.
Ama bu sabah.... Her şey değişti...
İyi bak kendine.

son bir şey daha. benden sonrakinde üçüncüde dördüncüde ya da fark etmez onuncuda da olabilir; iyi bak sevgiline. çünkü onlar da benim gibi olacak. benim gibi derken; seni seveceklerinden bahsediyorum sadece. çünkü hiçbiri benim gibi aptal olamaz. seniseviyorum. ve son kez; öptüm.



20 Aralık 2011 Salı

Telefonumdaki notları bilin istedim. Çünkü siliyorum canlar.


Okeye gidiyoruz haftaya cumartesi .D 
                      5 Temmuz 2010 17:03

Çok erik yedik laaaaaağn. 'Sıla Berrak
                      6 Temmuz 2010 23:49

Güzel bir günün ardından belirsiz bir gece.
                          9 Temmuz 2010 23:07
Twist'i unutma !
16 Haziran 2010 20:07
Bazen ne yaparsaaaaaan yap olmuyor bazeeen
                                29  Haziran 2010 23:55


İnce ince soğanı kes dört tane.Yumurta kır yine dört tane.Tuz, karabiber koy.
                                                                               13 Ağustos 2010 00:13
Hayat beni neden yoruyorsun!
26 Ağustos 2010 02:24

Hayat çok garip. Bir gün iyi olurken diğer gün tam tersi kötü olabiliyor. Bazen kararlar alıyorsun ya da hayat sana zorla aldırıyor orası meçhul. Bu kararlarda çok kesin düşünüyorsun. Ve öyle bir gün geliyor ki aldığın kararı tamamen unutuyorsun. O karar için verdiğin emeklerin hiçbir önemi kalmıyor. Senin için önemli olan o kararı unutmana neden olan şey oluyor. Sonunda da hiçleşiyorsun. Kararlarında duramayan koca bir hiç. Artık kendisini kendisine kanıtlamaya çalışan değil, kendisini tamamen dışarıdaki yabancılara kanıtlayan bir zavallı, aciz. Hoşgeldin. Yeni hayatına hoşgeldin..
                                    30 Ağustos 2010 20:40


Yazık çok yazık, tanıyorum sandığım insanlar çok yamuk.
                                                      2 Eylül 2010 00:20

Bazı şeyler gözümün içine sokularak yapılıyor. Ve bu hiç hoşuma gitmiyor. Neden ya neden!
                                                                                                            5 Eylül 2010 14:11


Yersin sonra yemedim dersin.
             6 Eylül 2010 22:27


En saf kadınlar bile rol yapmada ne kadar usta oluyorlar.
                                                      6 Eylül 2010 23:23


Saat 04:02 teyzemde kalıyoruz. Dilara hortladı. Beni de hortlattı. Sabahın köründe dersanem var. Teşekkürler Dilara teşekkürler kuzen.
                       16 Eylül 2010 04:03


Bazen birbirlerine yalanmak için şekilden şekle girenlere şahit oluyorum.
                                                                          17 Eylül 2010 19:32


Of!
20 Eylül 2010 23:37
İrem'le dersanedeyiz. O mesaj bekliyor içten içe. Bense sıra yüzünden ağrıyan popomla uğraşıyorum. Şimdi dışarı çıkıyoruz. Arslan hocayla camın kenarında muhabbet etmekteyiz. Şimdide çıktık akm'ye gidiyoruz. 'SılaBerrak
21 Eylül 2010 15:41


İremin hiç bitmeyen tuvaleti yine gelir ve beni nargileyle baş başa bırakır.
                                                                           21 Eylül 2010 16:32

Bütün mallar bir sınıfa mı toplanır? Koskoca bir sene ya!
                                                    23 Eylül 2010 14:00


Yine de düşünürsün, ipler her zaman senin elinde olmalı mı yoksa olmamalı mı diye. Yine de düşünürsün. Yorulmalı mı yorulmamalı mı diye.
                 27 Eylül 2010 19:50


Dün kurduğumuz imkansız hayallerden sonra şimdi dersanedeyiz. Seni sattım Emre'yle oturuyorum. Ooooooh. Arslan hoca çok komik tahtada şekilden şekle giriyor. Aslında buradan bakınca hepiniz çok komik gözüküyorsunuz. Soruları çözmek için şekilden şekle giriyorsunuz.d Konu da permütasyon. Bana dönüp kime mesaj attığımı soruyorsun, tabii ki de kimseye şapşal.d 'SılaBerrak
                                                                                       1 Ekim 2010 19:24


Üzülünce belli etmek mi gerekir illaki? Sadece paylaşırsan mı geçer o üzüntü? Ya da diyorum ki umursamamalı mısın bazen bazı şeyleri? Üzülmemek bununla ilgili bir şey. Çok ama çok karışık o şey.
                                                                                                                         1 Ekim 2010 20:58

Sen beklersin. Her zaman beklersin. Evet. Ama o bunu hiçbir zaman bilmez. Görmez. Belki de görmek istemez. Hatalar arar. Sende olan hataları... Sen de zaten bilmesini istemezsin ya. Hataların çok fazladır. Eskisi gibi olamayacak kadar fazla. Sen bağırsan da çağırsan da kimse seni duymaz. Takmaz! Çünkü dışına vuramazsın. Sadece yaşarsın kendi içinde.
                               3 Ekim 2010 12:09

Şuan en çok nerede mi olmak isterdim?  Kimsenin beni tanımadığı, ama beni çok iyi anlayabilen insanların içinde. Hemde konuşmak zorunda kalmadan. Sadece anlasalar. Dinlemeseler ama bilseler ya da görmeseler ama hissetseler.
4 Ekim 2010 21:55


  Bazen karşımda tıpkı benim gibi biri duruyor. Bazense karşımdaki hayatıma girmiş yeni, hiç tanımadığım biri.
7 Ekim 2010 22:19


Güven. Tam da mesela bu ya.
           19 Ekim 2010 23:23


Eveeeeet İrem'in ne güzel bir gündü diyeceği bir günümüz dahaaaa .d 'SılaBerrak
                                                                                        24 Ekim 2010 17:25


Notnotnotnotnot....not 'SılaBerrak
                   1 Kasım 2010 20:34


Siz ev işi yapın, ben hep uyuyayım yihuuu 'SılaBerrak
                                                1 Kasım 2010 22:44

Çok iyi yalancı olamazsın değil mi?
23 Kasım 2010 22:09

Sıla bok ye .d
27 Kasım 2010 10:21
Zaman diyorum çok çabuk geçse de şu içinde bulunduğum ikiyüzlülükten kurtulsam, yüzüme gülüp arkamdan ya da içlerinden saçma sapan şeyler düşünenlerden kurtulsam. Sadece sevdiklerim olsa, sevenlerim. Diğerleri hayatımda olmasa. Her şey ne kadar da güzel olurdu.
                                            27 Kasım 2010 20:18


Kendime her gün hatırlatıyorum; sabret!
                         29 Kasım 2010 22:41


Neye inanmalı; söylenenlere mi hissedilenlere mi?
                                      30 Kasım 2010 21:05


Çok tehlikelidir duygularını saklayabilen. Dahada tehlikelidir yüzüne gülüp arkandan söven.
                                                                                                      6 Aralık 2010 19:15


Sanki inadıma zaman yavaş yavaş ilerliyor. Sevdiklerim yanımda olsa belki bir ihtimal... Ama hepsi uzaktaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa.
              11 Aralık 2010 21:02


İpekyol! İnci! Unutma!
17 Aralık 2010 23:09


Aldatılıyorum insanlarca.
20 Aralık 2010 23:19


Aslında ben bu kadar dengesiz değildim. Havalar yaptı galiba beni böyle. Ya da bilmiyorum belki de insanlar... Tutarsızlıklar...
   25 Aralık 2010 13:43


Mutlu oluyorsa bırak kalsın öyle. Ama önemseme de. Kısacası ne hali varsa görsün.
                                                                                           26 Aralık 2010 13:02


Evet burası mal kaynıyor. Yaş ortalaması 10. Belki de 5 bile olabilir. Ortalamayı düşüren de Merve.
                                                                                                                   20 Ocak 2011 15:26


Aşık olmak o kadar da önemli değil, bence bütün mesela aşık kalabilmekte.
                                                                              22 Ocak 2011 17:23


Gördüğüm herkes tükürdüğünü yalıyoooooor, hayıııııırdırrrr?
                                                         22 Ocak 2011 17:23


i guesss....somethinglgksdşlgsdjşjljklş
                      29 Ocak 2011 22:47


Bugün güzel bir gün. Ama dostumu özledim..
                                10 Şubat 2011 20:29


Gözümden gelen yaş içine girdiğim bu karmaşık olaylardan dolayı mı? Bu garip duygulardan. Yoksa rımelim mi aktı?
17 Şubat 2011 22:34

Bazen insanın ağzı farklı söyler kalbi farklı. Bazen içimizdekileri bir türlü söyleyemeyiz ve bu yüzden her zaman yanlış anlaşılırız. Neden bilmem ama bu aralar hep bunu yaşıyorum. Yatıyorum kalkıyorum o. Beni yanlış anlıyor, duyduklarına inanma diyesim geliyor ama kalbimdekileri de söyleyemiyorum tabi.
                                                                                                            18 Şubat 2011 08:02


Hayatıma giren herkes benim kafamda kurduklarım kadardır. Onun hakkında yorum yapmam anlık girip çıkmasıyla da olabilir.
19 Şubat 2011 12:47


Tıpkı bugün o şarkıyı mırıldandığımda radyoda çalması gibi, seni her düşündüğümde de karşıma sen çıksan. Yine öylesine baksan. Ben yine üstüme alınsam. Bir bakıştan binlerce anlam çıkarsam.
                                                                                              19 Şubat 2011 17:24


Her seferinde aynı sendrom. Aynı mal, öküz kişiliğinde sendromunu yaşıyorum. Galiba her konuda büyüsem de o'nda büyümem. O kalacak. Aynı çocukluğumdaki gibi..
                                                       24 Şubat 2011 13:54


Öyleyse bu da benden sana iremcim. Burası sıkıcı hayat sıkıcı ama biliyor muyuz gideceğimiz yerin sıkıcı olmadığını? Hiçbir şey bilmiyoruz. Biz daha çok küçüğüz. Önümüzde belki yıllar var belki öyle bir şey olacak ki bir anda değişecek her şey. Belki kötü sandığımız insanlar o kadar da kötü değildir. Bazen hiç tanımadıkların sana çok yakındır ya da bazen en yakınındakiler en uzak..Hayat değişiyor. İnsanlar da duygular da tabi. Aksi halini düşünsene, mongol gibi yaşar gideriz. Kısaca iremcim haklısın buradan gitmeliyiz. ÖSYM binası çökmeyeceğine göre gitmekten başka bir çaremiz yok balım. Umarımka hayat bizi layık olduğumuz yerlere, yanımızda sevdiklerimizle sürükler... Mutluluk bize de çok yakışıyor.. 'DilaraYılmaz
25 Şubat 2011 22:56


Bazen doğru olanı yapmak için en çok istediklerimizden bile vazgeçeriz...hayallerimizden bile..'Salih
26 Şubat 2011 23:39


Yazmak istemiyorum şuan çok sıkılıyorum salihcanla coğrafya ve tarih çözmeye çalışıyoruz bunaldım ööğğğğ.. Söylemek istediğin bir şey var mı can? Sus tamam. 'DilaraYılmaz
27 Şubat 2011 01:43


Bazenle başlayan her cümle bahanedir genç.
27 Şubat 2011 10:10


Az zaman çooooook iş dostum çok iş. Geleceğe adım adım... Hayaller ya da hayal kırıklıkları... Bizim kaderimiz hangisi? Anlıyorum... 'DilaraYılmaz
28 Şubat 2011 22:22


Geri gel zaman geri gel. Seni iyi değerlendiremedim zaman affet beni. Kıymetini bilemedim. Belki çok geç ama olsun anladım sonunda. Bana kızma zaman evet haklısın tembelin tekiyin ben kozalak kafalıyım ama bir büyüklük yap da affet beni zaman, bana zaman tanı. Hem bütün suç bende mi ki?? Daha keyfine varmadan geçip gidiyorsun. Azzz bi dur ya! Valla bıktık artık ama ben oseseusum anlamıyorsun. Yapmam gereken bi sürü şey varrr! Anlaaaaa noluuuuur acı bana üzül vah de mıh de de işte bir şeyler. Zamaaaaaaan benim için biraz durur musun lütfeeen?
          2 Mart 2011 19:43


Ben her gün gördüğüm seni değil.... Ox'umu özledim.
                                                 4 Mart 2011 15:46
Ben kendime bile güvenemezken bana güven diyenler, ah siz..
27 Mart 2011 22:10


Muhallebi kusabiliiiiiiirim aaaaaay!
2 Nisan 2011 16:17


Sevgili mesajı 3 saatte silemeyen dokunmatiği şaşırmış telefonum merhaabaaaaa. Ben burada 3kilo yaptım sen hala ne yapıyorsun ya. Şimdi bir şey diyesim var ama dişlerimi fırçalamadım daha çok utanıyorum. Popo dondu burada hala silemedin bak ya! xoxo
3 Nisan 2011 10:11


Yine o akşamlardan biri, ara ara ses geliyor 'lokloklok.... Hüzün bastı bana anlıyor musun? Uzun zamandır ilk defa bu sıklıkla oluyor. Duygulanıyorum. Seni hep içimde tutmak istiyorum ama biliyorum ki sen benden uzakta olunca daha mutluyum. Aylavyumayşit. Bir de beni zorlamasan, bi anda çıksan. iki hafta beklemesen. Ah. ah..
8 Nisan 2011 21:16


Kimsenin kimseyi düşünmediği bir zamanda yaşıyoruz. Tıpkı birbirinden habersiz körler gibi. Varlıklarını hissediyoruz ama tepki veremiyoruz. Çünkü onların yaşayıp yaşamaması bizim onları varsaymamız için geçerli bir neden değil. Varlar ya da yoklar kimin umurunda? Kendilerini gösteremedikten sonra, kendileri görmek istemedikten sonra görünür olmaları ne fayda? İnsanlar birbirlerini kırıyor bu zamanlarda. Benim öğrendiğim şey bu.. Bencilleşiyoruz..
22 Nisan 2011 23:50


Bana kızı göster ne tür dost arası kaşar olduğunu söyleyeyim.
11 Mayıs 2011 15:21


Bugün cumartesi. Hepsinden farklı cumartesi. Kimsesiz, sessiz, bir o kadar da hırçın. Gölgelerden kaçan ürkek bir insanın üzerindeki yorgunluk gibi. Tıpkı ben gibi. Biz gibi. Olamayan biz gibi. Bugün sana bakarken düşündüm. Eski bizi. Çocukluğumuzu. Ne kadar da güzel, çocukçaymış. Şimdi birbirimizin yanında değiliz. Ben birine sevgilim derken belki de sen on kişiye birden kendini açıyorsun, her zamanki gibi. Değil mi? Gözlerin değişmiş. Bir başka bakıyorlar artık. Eski, kendisini henüz tanımamış saf insan gitmiş. Yerine akıllı olduğunu sanan ve her şeyin merkezine kendisini koyan birisi gelmiş. O gitmiş. Benim ilk aşkım gitmiş. Yoksa benden sonra öldürdün mü onu? Kim bilir. Evet. Artık biz diye bir şey yok. Olmayacak da. Olmasın da. İstemiyorum da istemiyorsun da. Ben nasıl sana baktığımda kötü şeyler hatırlıyorsam, sen de bana baktığında kötü şeyler anımsıyorsun.  Yazdıkça anlıyorum. İçimi  döktükçe hissediyorum. Cidden. Biz... Olamayan biz bitmişiz. Zor oldu ama sonunda bitti.
28 Mayıs 2011 14:26


Neydi bu insanların hayatından çıkış tarzın bu mudur senin??
8 Ekim 2011 09:58


Neden seviyorum seni. Neden aşık olduğumu söyleyemiyorum. Alt tarafı uzaklaşırsın benden. Ben neden korkuyorum benden uzaklaşmandan. Ne düşünüyorsun, beni nasıl görüyorsun ya da umurunda mıyım? Onu da bilmiyorum. Tek bildiğim kimse gibi değilsin. Kimse de senin gibi değil. Olmasın zaten. Keşke bunları ve daha fazlasını sana söyleyebilsem. Keşke bunları sana söylediğimde bana 'bende' diyebilsen. Keşke keşkelerimden senin üzerinden olmasaydı. Çocuğum değil mi? Bunları düşünmek çocukça. Seni düşünmek çok saçma. Değil mi? Aramızda hep mesafe olması bir sınır olması gerekiyor. Gerekiyor da neden? Böyle işte aramızdaki şey. Hep böyle kalır dimi?  Sen hiç sevmezsin beni dimi? Sevsen keşke. Ben seni çok sevmişim meğer.
19 Kasım 2011 00:30



27 Kasım 2011 Pazar

sevmedim sendeki bu değişimi

İlk baktığımda her şey çok basit gelmişti.
Böyle yapıyordu herkes; konuşuyor,etkilenmiyor,düşünmüyor...
Böyleydi.
ve böyleyken de çok kolaydı.
Sonra elimde olmadan etkilendim. 
ya da
İstemesem olmazdı değil mi?
neyse
Farklıydı ve kendisine göre doğruları vardı. Bazı şeyler ona 'yapmam' dedirtirken diğerleri 'her zaman yaparım' dedirtiyordu. Kısaca prensipleri vardı. Belki buydu beni etkileyen. Belki kararlı olmasıydı beni ona bağlayan.
Ama değişti.
Ben de sevmedim ondaki bu değişimi.
Asla yapmam dediği şeyi yaptı. Bence aşık olmayı geçin, bir insanı en çok etkileyen şey hayal kırıklığıdır. İnsanları bazen ayakta tutan tek şey hayalleridir ve onlar olmadığında boşluğa düşerler.

Gör bak kendimle uğraşıyorum artık.
Sen yoksun yanımda, hiçbir zaman olmayacaksın. Sen bunu her gün bana söylerken kendine göre kurduğun o sıradan cümlelerde beni uzaklaştırıyorsun kendinden. İstediğin buydu. Ne kadar başarılı olurum yine bilmiyorum ama ben de bunu istiyorum artık. 

Bu sabah senin istediğin gibi görmeye başladım seni..
Hiçbir şeymişsin gibi.
Hayalmişsin gibi.
Benim seni hiç görmek istemediğim gibi.



24 Kasım 2011 Perşembe

kabullenirsen olmaz bu iş



Eğer korkmasaydık neler yapabilirdik?
Daha çok sevebilir, daha çok gülebilir hatta belki de daha çok cesaret edebilirdik.
İlk defa geri adım attığınızda ne hissetmiştiniz?
En son ne zaman geri adım atmıştınız?
En son neden geri adım atmıştınız?
Ne için?
Kim için?

Sevmek için neden aradım bir sene önce. Sevebilirdim çünkü bu çok kolay bir şeydi. Bir insanı sevmekten kolay ne olabilirdi ki. Hem herkes yapıyordu, ben neden yapamayacağımı düşünmeliydim ki? Düşünmedim zaten. Sevdim. Hatta 'evet ya sevmek böyle bir şey' dedim kendi kendime. Sonra anladım ki insan kendisini koşullandırdığında gerçekten yapabiliyor yapmasına ama kendisini kandırarak başarıyor bunu. Ben kendimi kandırmıştım. Sevgiyi çok küçümsemiştim. Sevmenin boyutunu karıştırmıştım. Sevgi bir sürüydü. Çeşit çeşitti. Herkesi aynı sevemezdik mesela.
Herkesi aynı seversek mutlu oluruz diye düşünmüştüm ama yine yanılmıştım tabi.
Koşullandırılmış hisleri olan insanlar gerçekten çok tehlikeli olabiliyor.
Mesela ansızın hayatınızdan çıkabiliyor.
Ben çıkmıştım mesela. öylece. Sanki ben her şeyden önemliymişim gibi, sanki karşımdaki insan değilmiş gibi.. ya da onun duygularının hiçbir zaman hiçbir önemi olmamış gibi; gitmiştim ondan. Öylece uğrayıp geçmiştim hayatından.

Kötüydü bu.
Kötü bir şeydi insanların hayatına öylesine dahil olmak.
Yaptığım için biliyorum.
Bir insanın duygularını önemsememek karşımızdakine ne kadar zarar verirse bizim insanlığımıza da o kadar eksi getiriyor. Çok eksi aldım ben.
Öğrendim ama bir yandan da.


Neyse.
Aslında çok mutluyum.
Gerçekten.
Bence mutluluk bir kişiye bağlandığı sürece anlamından uzaklaşmaya devam edecek.
Bu yüzden mutluluğumu kimseye bağlamıyorum. Kimseyi sevmek için kendimi koşullandırmıyorum. Kendimi seviyorum her şeyden önce. Her gün gülmeyi seviyorum. Kitap okuyorum mesela. Arkadaşlarımı mutlu etmeyi seviyorum. Tatlı seviyorum mesela. 
Bu yüzden diyorum ya ; koşullandırma kendini, boş ver sen. 

17 Kasım 2011 Perşembe

nasıl bir şeysin sen böyle..gider misin şöyle



Şimdi yanımda olsaydın.
tam yanımda...
önümde...
İlk önce uzun uzun bakardım sana.
Hiç görmemiş gibi seni.
Sanki ilk defa gelmişsin gibi bakardım.
Sanki bir daha hiç gelmeyecekmişsin gibi.

O kadar tatlısın ki.
Herkesi kendine çekiyorsun.
Öyle böyle değil , gerçekten kıskanıyorum birileri senden bahsettiğinde.
Bu aralar ne hikmetse herkes senden bahseder oldu.
neden?
Çok mu uzak kalmak istedim senden.
bunu anladıkları için mi senden bahsediyorlar sürekli.
Mesela.
neden bu kadar çekicisin? seni bu kadar önemli kılan ne?
Neden sana karşı durduramıyorum kendimi.
bazen cevabını buluyorum ama söylemekten korkuyorum. yine zaafıma yenilirim diye.
KÜNEFE.
Şimdilerde o kadar imkansızsın ki bebeğim.
bu sana kaçınsı seslenişim bilmiyorum.
neyse.

diyetteyim.
bir ay sonra döneceğim.


15 Kasım 2011 Salı

birkaç saniye vardı. gerisini hatırlamıyorum.


http://fizy.com/#s/1aioh8


Kötü bir rüya, rüya bir kötü, bir kötü rüya...
Her ne haltsa ya da.
Gününüzü ne kadar etkileyebilir geceden kalma bir rüya? Birkaç saniyelik olay.
yataktan hiç çıkmak istemeyebilir ya da hep dışarıda kalmak mı istersiniz?
Cevabını ben bilmiyorum. Tek bildiğim gerçekleşmesinden korktuğum bir rüyaydı. Böyle rüyalar yüzünden korkaklaşıyorum. Zaten çok cesur olduğum söylenemez...ama bir de üstüne böyle rüyalar-kabus da diyebilirİz-görünce daha bir ürkekleşiyorum.

veya
Gününüzü etkilemekten de öte..
Etkilendiğiniz günün gecesinde mi görürsünüz böyle rüyaları?

Kahvaltıdan sonra kitap okumayı severim.
Her gün altını çizdiğim bir cümle olur.
Her kelimeye birisini yakıştırırım. Her seferinde birisini hatırlatır o cümleler bana.
Her zaman aynı insan olmaz.
Bazen kendimi bile görürüm. Gerçi bu çok sık olmaz ama yine de benden cümleler olduğunda biraz daha yalnız olmadığımı hissedip mutlu olurum. duygularınyalnızlığındanbahsediyorum.


ŞİKAYET ETMİYORUM ( !) 


Cümleleriyle öne çıkmış, kendisine değil düşüncelerine tav olduğunuz insanın sizinle ortak olmayan düşüncelerde olduğunu anladığınızda kırılır mıydınız yoksa hayal kırıklığına mı dahil olursunuz. kabul uzun ve fiilimsi dolu bir cümle oldu. ben de sevmedim zaten.


Size çok önem vermesini istediğiniz insanın size her söylediği güzel şeyi, kendinizi kandırmamak adına kötü anlamak için uğraşır mıydınız?

Annemi özledim ben.
Ablamla konuşmak istiyorum ben.
Saçma olan her şeyi anlatabilmek istiyorum.
saçma.


bazensevmemekiçinuğraşmayadeğerarkadaşlıklarvardır.

14 Kasım 2011 Pazartesi

abartılmış büyümek dedikleri şey



http://www.youtube.com/watch?v=yKNxeF4KMsY&NR=1


Ben çok büyürsem daha az severim diye düşündüm. Sonra biraz büyüdüm , yanıldığımı anladım. Sevgi sandığım kısa hevesler yok oldu. Kimseden hoşlanamadım. Hoşlantı boş geldi mesela. Sıradan geldi. Sevgi bu kadar sıradan olamazdı? Sıradanı istemedim bende. Sanki çok iyiymişim gibi. Sanki çok kaldırabilirmişim gibi, bu hevesin dışında kalan sevmeyi. 
Sonra sevdim. Heves değildi emindim. Sonra daha da çok sevdim.
sevmişim.
Çok büyürsem daha iyi anlarım diye düşündüm. Sonra biraz büyüdüm, insanların zamanla daha anlayışsız olduklarını anladım. Hatta bazen anlamaya çalışmak anlamasını sağlamaktan daha zor oluyor. onun. insanların.
bir yanılgı daha.
Büyümeyi çok abartmışım ben. Çok büyütmüşüm gözümde, büyümeyi. Sözde büyümekmiş o büyüklerin büyüdüm demesi. Beyinler, kalpler büyümedikçe, duygular olgunlaşmadıkça senin boyun uzasa, yüzün kırışsa, deneyimlerin artsa ne olur?
ben istemiyorum.
sen de istemiyorsun.
sorun yok öyleyse.
böyleysesorunolmazmış.bendahabüyümedimkendimikandırabilirim.


devam ettirmek zorunda değilsin. 
zaten hiçbir zaman değildin.
bunu çok iyi biliyorsun.



11 Kasım 2011 Cuma

Bir oku sen. Çok eğleneceğiz.

Buraya ne yazarsam yazayım dinlediğim şarkının etkisi var, ilk olarak bunu söylemeliyim.
ve de.
Selam.

Sonunu göremediğimiz, gidişatını bilmediğiniz o koca boşluğa hızlıca koşmayı neye benzetebiliriz?
aşık olmak?
kötü arkadaşlar?
alışkanlıklar?
greyfurt. ha!?

Ne zaman aşık olsak -olsakderkenblogdaşlarımdanbahsediyorum- sonu hüsran oluyor. güvenmek yok, yok güvenmek, güvenmek olamaz, olamaz güvenmek gibi modlara giriyoruz. Hangi arkadaşımıza güvensek bize kazık atıyor güvenir miyim lan senin gibi dosta ben bir daha gibi söylemecelere başlıyoruz. Sonu nereye gidiyor bu koşunun? Sonunu kestiremiyorduk ya. Söyleyeyim. Alışkanlıklara.
Değiştiriyoruz o abur cubur genellemelerimizi.

burada müzik değişti , duygusal olamayacağım.

Ben nereye gidersem gideyim beni hiç yalnız bırakmayan şey nedir biliyor musunuz?
flash diskim.
böyle yazınca da kötü oldu.
İçinde bir sürü ben var.
Her türlü ben.
Bir de ben'in arkadaşları var.
Onlar da her türlü.
Seviyorum ben bir de onları.
eski sevgilimin de fotoğrafları var. nasıl geldiler oraya bilmiyorum ama benim bir suçum yok.
seviyorum derken, eski sevgilimi değil, ben'in arkadaşlarını seviyorum.
http://fizy.com/#s/151dl2 konu eski sevgili olunca aklınıza bu şarkı gelmesin ama ben şu an bunu dinliyorum yani. ihi.

Her erkek öküz olamaz. 
Siz erkekler!
Size sesleniyorum.
Eğer bir kız size öküz diyorsa, şartlar uygunsa o kızı kaçırmayın derim. 
Çünkü bir kız sadece hoşlandığı çocuğa der o kelimeyi.
ne garip, arım balım peteğim. iç benliğim şu anda dağda bayırda Heidi gibi koşuyor, durdurabilene aşk olsun. Aşk olsun ama yani. Evet aşk olabilir.
evvet beeğ!
Özgürlüğün getirdiği boşluk var üzerimde. Her şeyi yapabilir ama bir o kadar da yapamazmışım gibi geliyor. Mesela...şey... 
Mesela.
vallahi bilmiyorum kendimi çok hazırlıksız yakaladım.

Neyse.
Ben aşık olursam bilirsin. Ben seversem bilirsin. Eğer biliyorsan da bilmiyor gibi yapabilirsin. Çünkü hayatımda istediğim en son şey (buaralar) yeni başlayacak olan ilişki.
Adını güvensizlik koyabilirsiniz.
ama
Ben adını zaman koydum.
Bir de
öptüm.

kendime not: bol bol su iç, telefonunu şarja tak, az durum güncelle, tivitlerini umursama. bir de lövöbada 50dakikadan az durmaya çalış. üşüteceksin meaazaallah.
sana not      : beni sevebilirsin, iyi anlaşırız. Ben seni güldürürüm.
marslıya not: neredesin sevgilim, seni beklerken ağaç oldum.
fotoğrafa not:ya kimseyi öpmediysek haaaaccı!
bay...


9 Kasım 2011 Çarşamba


bazen tanıyamazsın.
kapılarını öyle kapatır ki tanımak için adım bile atamazsın.

bazen tanımak istemezsin.
tanıtmak için öyle çabalar ki tanınmaz hale gelir.

bazen tanımazsın.
öyle ya. hiçbir çekici hali kalmamıştır. belki de hiç yoktur.
umurunda bile değildir.

bazen tanırsın.
ne olduğunu anlar, gözündeki değerini tekrar gözden geçirirsin.

bazen tanınmazsın.
karşındakinin çıkarları o gün için seninkilerle uyuşmamıştır.

bazen tanınamazsın.
kendini insanlardan öyle çekersin ki kimse sana ulaşamaz.

Keşke tanınamaz hale gelse bugün bütün duygular. Ve beraberinde insanlar.


6 Kasım 2011 Pazar

2kelime




















http://fizy.com/#s/3wjwck


Ne kadar ucuz bir cümleymişsin sen böyle.
Herkesin ağzındasın.
Çocuğun, ukalanın, seni bilmeyenin...yalancının.
Biliyor musun? İki günlük ilişkiler de bile iki yüz defa söyleniyorsun.
Harcanıyorsun.
günümüzdeharcanıyorsun.
Seni duymak istemiyorum artık.
Biri seni bana söylediğinde tiksiniyorum biliyor musun?

Kızma bana.
Çok kullanıldın sen.
Senin yüzünden kaç kez yanıldım ben.
Önüne gelen senden bahsediyor...yanlış mıyım.

Ne olur.

Seni seviyorum demeyin bana.
Lütfen.
O cümleyle gelmeyin bana.
Çünkü artık bağışıklık edindim o iki kelimeyi.
Sevmiyorum.
oikikelimeyi.

5 Kasım 2011 Cumartesi

onsek'izmiş



http://fizy.com/#s/20rov6
Eğer
ben 85 yaşında olsaydım
birçok duyguyla dolmuş, çoğu şeyi yaşamış olurdum. Bir sürü kırgınlıklarım, gerçekleşmemiş hayallerim, sevdiklerim, sevemediklerim olurdu..Torunlarım olurdu belki. Yüzümün kırışıklığının saklayamadığı gülücüklerim olurdu. Belli belirsiz çillerim olur hatta bembeyaz saçlarım olurdu.
ben 65 yaşında olsaydım
kaygılarım olurdu. Kendim için değil, sevdiklerim için kaygılanırdım. Yaptığım hatalarla onların da karşılaşacaklarını düşünüp ah ederdim.
yaşım 60 da olsa 50 de olsa aynı altmışbeş yaşımdaki gibi düşünürdüm.
30larımda olsaydım.
Kimsenin yıkamayacağı duvarlarım olurdu. Gerçeklerim olurdu kendime göre. Yanlışlarım da olurdu tabii kimilerine göre. 30 demek çok şey demek olurdu. Önümdeki koca geleceğin ilk sağlam temellerini atıyor olurdum. Ürkek olmazdım mesela. Güvenmezdim de öyle herkese. Her gülen yüzü de sevmezdim yine.
Öyle her isteyen hayatıma girip çıkamazdı. Hayallerini hayallerimle kıyaslayamazdı. İzin vermezdim.
...
...
...
Maalesef.
Gerçek şu ki.
Ne 85 ne 65 ne de 30umdayım.
Ben dolu dolu onsekiz'imdeyim.
Çok hayallerim var daha. Tanımam gereken çok fazla insan var.
Bir sürü şey var.

Öğrenmem gereken davranışlar var.
Gülerken içi acıyan insanları, ağlarken içi gülen insanları önceden kestirmem lazım. bunekadarmümkün?


Sevmemem gereken insanlar.
Sevmem gereken insanlar.
var...
sevmeyibileninsanlaraihtiyacımvareğerbütünmeselesevmekse..


Bir şeyler öğreniyorum ben.
Biriyle.
Biri olmadan.
İyi ya da kötü.
Bir şeyler öğrendim ben.

görebiliyorum ben.
gerçekten.


29 Ekim 2011 Cumartesi

ben sade içebilirim kahvemi



Merhaba çok sayın okuyucular.
Mesela çok farklı şeyler olmuyor. Farklı insanlar gelip gidiyor ama aynı şeylerle geliyorlar sonra aynı bir öncekiler gibi gidiyorlar.İnsanlar,durumlar,arabalar,aşklar...hisler..
Mesela merak etmiyorum.
Mesela koklamak istemiyorum.
Mesela yemek istemiyorum.
Mesela şerbet bile çekici gelmiyor.
Mesela.
Mesela içmek istiyorum. taze sıkılmış portakal suyu olsa iyi gelebilirdi.
Bu arada.
Bayramlarda küsler barışırmış.
Ben en son bayram mesajımı geçen bayram atmıştım. Barışmıştık.
Sırayla oluyorsa bu işler..

Bu arada penti reklamlarından öğk gelir oldu. Neden acaba?

Bir şey sorabilir miyim?
Eğer hiç görmediğiniz bir insan olsaydı.
Mesela babanız...
Siz doğmadan önce bir trafik kazasında ölmüş olsaydı.
ya da.
Anneniz. Sizi daha hiç tanımak istemeden bırakmış olsaydı.
Mesela.
Mesela yani.
Hiç tanımadığınız insanı nasıl rüyanızda görürdünüz?
Rüyanızda gördüğünüz kişinin gerçekten o hiç görmediğiniz insan olma ihtimali ne olabilir?
size soruyorum.
ben de bilmiyorum.
bilen varsa söylesin yani.

18 Ekim 2011 Salı

herkes yapabilir, evinizde uygulamaya başlayabilirsiniz






http://fizy.com/#s/2b7lwp

Yalnız olduğunu mu düşünüyorsun mesela, neden böyle düşünüyorsun?
Seni terk mi etti.
Seni terk mi ettiler.
Eğer ortada bir terk ediş varsa emin olabilirsin yalnız olmadığına.

Sebebi ne bu halinin? Üzüyorsun bak kendini.
Neden yapıyorsun ki bunu daha güzel eğlenebilmek varken neden kapatıyorsun kendini insanlara. Hiç denedin mi kendini tamamen açmayı? Bir kez olsun kendine dürüst olabildin mi?
Ben böyle istiyorum arkadaş, böyle olsun istiyorum diyebildin mi, dedikten sonrada birazcık cesur davranabildin mi?

Beni sevmelerine ihtiyacım yok ki en ufak güzel sözlerine kanayım. Ben sevebiliyorum ya; insanları, bu şehri (bile), müziği ya da öküzleri. Dahası mı var? Sevebiliyorum sonuçta. Bir şekilde bunu başarabiliyorum ve önemli olan da bu değil mi zaten.
Söylesene.
Ne ihtiyacım var beni sevdiklerini yapmacık bir şekilde söyleyenlere?

Ben gülerek uyanabildiysem bugün, sen de uyanabilirsin gülerek.
Zor şey değil be gülmek.
Cidden bak.
İstediği kadar kırıştırsın yüzünü. Ne olmuş yani gülmekten yüzün kırışmışsa?
Ne olmuş yani sen gülerken onlar senin için kötü düşünmüşse, seni itici bulduysa?
Sonuçta herkesin herkesle ilgili bir lafı olduğu bir dünyada yaşamıyor muyuz.

Sevebiliyorum.
Gülebiliyorum.
İnsanların iki güzel lafına inandıklarımdan vazgeçmiyorum.
Bir şey de kaybetmiyorum.
Ne yani siz yapamaz mısınız bunu?
Bence başlayabilirsiniz bir yerlerden....bugünden....
Ben de size eşlik edebiliyorum.

Evet.
Bence bunu yapabiliriz.
:) :)

bu karışık bir yazı okuma bence

Mesela görmek istemeyiz bazen gözümüzün içine soksalar da. Neden böyle girdim konuya bilmiyorum ama alakası yok söyleyeceklerimle.
Bazen öyle bir şey olur hani deriz ya 'yokartık'. Aynen öyle yani 'yokartık'
Dünya küçük derlerdi de inanmazdım.
Şimdi çok saçmalamadım biliyorum ama bir bilseniz ah bir bilseniz.....

zort diye geçiyorum burayı.
İstanbul karanlıktı bugün birkaç saat ve soğuktu benim her şeyi sıcak hissetmeme karşılık. İnsanlar da öyle zaten. Öyle zaten derken sıcak değil yani bildiğin soğuk. Herkes işine geldiği şekilde davranıyor birbirine bu şehirde, çıkarı yoksa gülmüyor bile. Böyle insanlar nefes bile almasa keşke.


Ben özledim diyebilseydim biraz cesaret edip; o kadar kişiye söylemem gerekecekti ki bunu. Korktum ben de söylemedim zaten. Özlendiklerini bilmedikleri için özlemiyorlar belki de.
ilk defa bu kadar karışık ve saçma yazıyorum.
Bazen üzülüyorum; keşkelerimin içinde olduğu için. Sonra da olması gereken buydu; ben yapamazdım o yaptı diyorum.Teselli de etmiyorum kendimi. Hatta açıkçası mutlu bile sayılırım. Çünkü hatalı değildim gidişinde. O mutluydu gittiğinde ben de mutluyum şimdilerde. Hatta aklıma bile gelmiyor, bu boş gecelerin dışında. Olması gereken de buydu değil mi?
rahatsız oluyor musun sana sesleniyorum diye? YİNE.


Üniversite denen şey çok güzel biliyor musun?
Yeni insanlar güzel.
Umutlar bile güzel.
Kendimi şimdilerde 50lerde hissetmiyorum mesela. Düşün ne kadar karamsar yapmışsın beni.
Ya da düşünme.
Ben de düşünmüyorum ne de olsa artık.
Kimsin?
Umrumda bile değilsin.

Ayrıca söylemeden de edemeyeceğim.
Artık nötrleştim sayende ilişkilere.
Teşekkür ederim.

Hava da yeni bir aşk kokusu falan da yok.Değiştin deme. O şey çok zor ve bu saçma şehirde kimse aşık olmayı bilmiyor. İnsanlar duygularını başka yerlerinde yaşıyor ve sonrada yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar. Öyle işte.
Senden kalan tek şey düzensiz uykularım. Belki yazarsın diye beklerken, içine ettiğim düzenim. düzen?


Şöyle oluyor ki; senin yapamadığını, cesaret edemediğini illa biri yapacak,edecek. cek cek cek. Ne zaman bilmiyorum ama ben seveceğim. Hem de çok. O da her kimse artık. O da beni sevecek. Belki içimdeki çocuğu da sever, senin aksine ? Öptüm canım.

11 Ekim 2011 Salı

Yalancı çizgi film karakteri.

Ne için kendimizi küçük düşürürüz ki?
Etrafımızda bir sürü bizi seven insan varken neden biri sevmeyi beceremedi diye hayata küseriz?
Küsmüyorum artık.
İnsanlar önüne bakmayı bilmeli. Ben de öyle yapıyorum.
Mesela yarın arkadaşlarımla buluşup güzel bir gün geçiriyorum.
Gözümde büyüttüğüm kadar olmadığını biliyorum.Sevilmeyi de hak etmiyorsun.
Neyse.
Umurumda da değilsin artık.
He nefrette etmiyorum. Hatta tek güzel kelimene bile bakarım. Çocuğum sonuçta.
Bir kez daha neyse.
Herkes reddedilir.
Ben istedim.
Sen reddettin. Sana kızmıyorum. Herkes herkesle olmak zorunda değildir.
Tıpkı sen gibi. ben gibi. biz gibi.

8 Ekim 2011 Cumartesi

O farkında değilken onu öyle sevmişim ki , ben farkında bile olmadan o beni hiç sevmemiş.


Neydi bu?
İnsanların hayatlarından çıkış tarzın bu muydu senin?

Demek ki diğerlerine de böyle yapıyordun. Bitirmek istediğin bir neden olmadığı için aniden bu sondu diyordun..Belki de kendimi farklı hissettiğim için üzülmüştüm bu kadar, çünkü senin gözünde ben diğerleriyle aynıydım. Hatta çocuktum..

Kıskandım. Çünkü sevdim.
Sonra sevdiğim için mi kıskandığım için mi bilmiyorum ama çocuk oldum. Gereksiz triplerim oldu mesela benim.
Mesela rol yapıyor oldum. Garip. Neden hiç tanımadığım bir insana rol yapacaktım ki? Ya da onu gerçekten sevmiş olmam neden rol olması gerekiyordu ki?

Gerçekten bir neden mi yoktu yoksa ben mi bir yerlerde hata yapmıştım?
Evetse.
Neredeydi hata?
Saatlerce düşünüyorum ama yinede bulamıyorum nedenini. Biliyorum artık düşünmeden yapamam.
O kadar açık bırakarak kapattın ki kapılarını...
Ne gelebilirim arkandan ne de sorabilirim tekrardan.
Çok şey de değildi.
Benim gibi sevmeni de istememiştim ki senden. Hakkım da yoktu ki. Farkım da yoktu tabi.

Koskoca belkim var sana karşı. Hiç olmayacak belkim var. Seninle dolu belkim..
Biraz net olsaydın keşke..
Keşke biraz değerli olduğumu hissettirseydin.

En çok canımı da ne yakıyor biliyor musun?
Aklına gelmemem için o kadar kalabalık ki etrafın. Bu çok korkunç. Ve düşündükçe daha da korkunçlaşıyor.
Çok mu safım ?
Değiştiğimi söylerken değiştiğinin farkında mıydın?

Sadece özledim. 


İmkansız olman o kadar üzüyor ki beni. 
Bir daha duyamamak sesini. 
Görmemeye bile razıydım.


Ben senin için hiçbir şeydim ama sen benim için çok şeydin.

Neyse.
Ya ortada koca bir yanlış anlaşılma var ya da bu da senin gidiş tarzın..
Üzgünüm. Haddimi aştım seni severek..





bugün

Yazmak için oturmadım bilgisayarın başına ilk defa. Onun gibi.
Onun için oturdum şimdi bu yazının karşısına.
Belki yazdıklarımın arasında en samimi yazım olacak bu. Çünkü şu an bunların etkisini yaşıyorum ve seneler sonra ilk defa biri sayesinde kendimi o 'aşk' denen illete kapatıyorum.
Çünkü.
Bitiyor.
Yeni ortamdayım. Benle ilgilenen insanlar, sohbetimi seven hatta ben gülerken bana eşlik edip gülmeyi seven insanlar var. Hiçbiri dikkatimi çekmiyor, dikkatimi çekmeleri gerekirken.
Eski ben olsaydım. Hoşuma giderdi.
Şimdi hoşuma gitmiyor, çünkü aklımda birkaç aydır tek insan vardı. Hiç tanımadığım hatta hiç tanıyacağımı düşünmediğim insan.
Belki benimle öylesine konuşan, belki benimle konuşurken başka birisini düşünen..
Salak gibiyim.
gibi miyim?
öyleyim.
En büyük keşke-mi kaybettim. Daha kazanamadan kaybettim.
Hemde tek istediğim şeyin kısa bir neden'in cevabını vermesini beklerken.
Çok şey olamaz değil mi; sebebi söylemek?
Çokta zor olamaz değil mi?
İlk defa bir yazıyı yazarken ağlıyorum. İlk defa cümlelerin bir önemi yok benim için.
İlk defa gözüm telefonumdayken, ellerim bu kelimeleri yazıyor.
Nasıl güvenebilirim insanlara?
Neden güveniriz insanlara?
Ya da neden bağlanırız bağlanmamamız gerekirken o insanlara?

Bunların cevaplarını bilmiyorum.
Bazen cevaplar çok basittir ama biz sorulara takılmışızdır.
Bazen insanlar kaçmak ister. Nedeni olmaz. Ve o 'biranda' olur . sebep söylemezler ve sana 'hiçbirşeymişsin' gibi hissettirip hayatından çıkıp giderler.
Artık ona ulaşabileceğim hiçbir şey yok elimde.
Ne bir telefon numarası.. Ne bir sosyal paylaşım sitesi..

Salı günü... Onunla sözleştiğimiz yerde... Tek başıma... Sanki o yanımdaymış gibi kahve içmeye giderim.
Belki değmediğini orada kendi kendime itiraf ederim.
Belki tesadüfen bir şeyler olur.
Olamaz mı?
keşke küfür edebilme gibi bir kabiliyetim olsaydı.
evet bir 'sebebin' dışında ihtiyacım olan tek şey küfür edebilmek bugün.
her şeye küfür.
belki kendime belki hayata.
belki bu akşama.
belki bütün sorulara.
ama ona değil.
neyse.

5 Ekim 2011 Çarşamba

keşke sen elemeyi bilseydin.
sevilen durumundan çıkıp sevmeyi öğrenebilseydin.
keşke kendimi yeterli görseydim.
ne bileyim.
belki de düşünmemeyi seçebilseydim.
uzak durmayı öğrenebilseydim. 
kendini hatırlatmasaydın.
keşke.
bir daha keşke.
ve keşke.
sana karşı tek bir keşkem bile olmasaydı keşke.
ya da öyle bir şey.

30 Eylül 2011 Cuma

heves

Biraz uyu istersen dinlen sen , heves.
Çok umutlandın. Çok yoruldun.
Uyu sen biraz, heves.

Yanlış yerlerde yanlış insanlarda ortaya çıktın.
Gitmelisin ondan.
Ona bir daha gelmemelisin, heves.

Uyu biraz sen.
Uyutmasınlar seni.
Onlardan önce sen uyu biraz, heves.


29 Eylül 2011 Perşembe

sanmaktan korkmak


Aslında ilk defa dinlediğin şarkı gibi aşık olmak.
Hiçbir şey bilmiyorsun o şarkıya dair, sadece hoşuna gidiyor.
Hoşuna gittikçe sürekli dinlemeye başlıyorsun.
Bir yerden sonra artık bağımlılık haline geliyor...geliyor...geliyor...
ve
sıkılıyorsun
Farklı notalara yöneliyorsun. Belki de o şarkıdan sonra tarzın değişiyor.
Her gün farklı ritimlerde huzur buluyorsun.
bulduğunu sanıyorsun
O bağımlılıktan sonra bütün o farklılar senin hoşuna gidiyor.
Sonra bir gün.
Bir yerde o şarkı çalıyor. Hani şu bağımlılık yaptığını düşündüğün, sıkıldığın şarkı.
İçindeki koca boşluğun ne olduğunu,
neden bu kadar sürüklendiğini anlıyorsun.
Belki üzülüyorsun, belki gerçekten üzülüyorsun.
Sonra kendini yine zamana bırakıyorsun.
Çünkü biliyorsun ki bir daha o şarkı sana aynı duyguları hissettiremez ve asla ilk zamanlardaki gibi keşfedilmemiş gelemez. buruk boşluğun doldurulamaz.
*****
Aşık olmakta böyle bir şey işte. İlk zamanlar o kadar güzel geliyor ki; o kadar tarif edilemez duygu yoğunluğu ki o aşk, sana dünyanın bütün 'en'leriymişsin gibi hissettiriyor. Ve sen onun kıymetini bilmeyip sıkıldığını sanıyorsun. Hatta öyle ki farklı insanların duygularına ortak ediyorsun kendini.Sanıyorsun diyorum. Çünkü tekrar onunla; aşkınla; tesadüfen karşılaştığında için cız etmemeli.
*****

26 Eylül 2011 Pazartesi

saçmasapanyazılarbunlar.istetk.

Mesela yeni arkadaşlarım var benim İstanbul'da.
Yeni odam.
Yeni yatağım.
Yürüdüğüm farklı yollar.
Her gün değişen farklı yüzler.
Yeni umutlar.
Hatta
Git gide büyüyen umutlar onlar.

İsteklerim de var. İstekler olmadan olur mu.
Olmaaaaaz.

Burnu büyük insanların benden uzak olmasını istiyorum.
İstanbul'un benden büyük olduğunu biliyorum ama...ona yenik düşmek de istemiyorum.
Onu hem tanımak hemde tanımamak istiyorum.
Neden?
Korku olabilir,tedirginlik olabilir hatta belki de her şeyden öte hayal kırıklığı olsun istemiyorum.
bak yine konu ona geldi. gelmese şaşarım zaten. dimi dimi.


gidiyorum ben ya.
mucik.




22 Eylül 2011 Perşembe

eksik ama tamamlanmayacak yazı


Düşünsene bugün aslında her şeyin sonuymuş gibi.
Ne yapardın.
Ne hissederdin.
Korkar mıydın yoksa sendeki kuru bir endişenin ötesine geçemez miydi?

Bugün benim için son olsaydı.
Babama onu çok sevdiğimi söylerdim. Annemi çok özleyeceğimi.
Dolapta kalan o bütün tatlıları da yerdim . Hemde kalorisini hesaplamadan. Neyse.

Beni ciddiye almasını istediğim insanların karşısına geçip ne kadar ciddi olduğumu belli ederdim. Hemde ilk defa bunu utanmadan yapardım.

Ve korkardım.

Mesela ben denize bakarken de korkarım. Çünkü onun sonu yok, nereye gittiğini bilmiyorum. Karşıdan, aynı anda, benim olduğum tarafa ne düşünceler içerisinde kimin baktığını bilmek isterdim.

Eğer bi son olsaydı. O da bugün olsaydı.
Senden çok korktuğumu da söylerdim.

Herkesin farklı sonları var, aynı yaşanmışlıklarında. Her biri farklı şekilde bitmesini isterken aynıları yaşıyor.


18 Eylül 2011 Pazar

gibi görünsem , gibi bilsen



Bazen sen her şeyi çok açık bir şekilde ifade edersin, bazen karşındaki seninle çok açık bir şekilde dalga geçer.
Gülmesine gerek kalmaz, alakasız bir söz atar ortaya, cevap bile veremezsin. Kalırsın açıldıklarınla, yaşanamamışlıklarınla.
Bir gün geçer.
Düşünmeye devam edersin. Ya demeseydim, diye. Demeseydin de. Peki ya dedirtmeseydi.


Söz vermeniz gerekmeseydi ilişkiniz ne kadar uzun sürerdi?
Ya da ortada bir ilişki var mıydı.
Tabii ki yoktu.
Sadece beklentiler ve bekleyen vardı. Heh bir de beklenilen.
boktan üçlüsü.


Tam da bu devrede optimist düşünceler mi devreye girmesi gerekiyor; ileriye bak,düşünme,bir çaresi bulunur.. ya da asıl bomba kelime 'zaman'....


Neyse arkadaş.
http://fizy.com/tr#s/202xpe







16 Eylül 2011 Cuma

Karışıklığın içinden kurtarabildiğim cümlelerim. Karışıklık etkisinden kurtulamamış cümlelerim



http://fizy.com/tr#s/191v47
Ben hiç sevmemeliyim. 
Ne bileyim.. çiçeği, bir insanı belki de bir öküzü, odunu. sevmemeliyim yani.
Aslında.


Ben çok sevdim. Çoktan kastım milyonlarca sevmedim.
Çok kişiyi de sevmedim. Öyle çok yakışıklıları da sevmedim. Kriterlerim de olmadı. Hep 'sarışınlarısevmem' dedim ama sarışın olmasın diye uğraşmadım.
İki kere sevdim. ikikereyle sınırlı kalacak sandım. Çünkü yorulmuştum.
İlgiden yorulmamıştım. Her gidenin arkasından yeni bir karar almaktan yorulmuştum.
Sonra.


Öyle birini tanıdım ki. tanıdım mı? Ne ilgisi vardı, ne kendisi. O var mıydı bilmiyordum bile. Uzaktan gelen bir sesten ibaretti. Oldukça karışık değil mi. 
O bir şey yapmadı. 
Ben de bir şey yapmadım zaten.


o kadar. bir şey olmadı yani. 
Şimdi yine bir karar aldım. Tek korkum bu.


Senin herkesle olmanı tek bir kişiye ait olmana tercih ederdim.

15 Eylül 2011 Perşembe

kimin için ne için büyümek



http://fizy.com/tr#s/1ajc1m
Büyüdün artık sen diyorlar.
Benden yapabilmemi, başarmamı, göstermemi, sevmemi... istiyorlar.
Ben iyisini yaptıkça daha iyisini yapmamı bekliyorlar.
Sevdiysem daha çok istiyorlar.

Beni kırabilmek için ellerinde daha çok neden olmasını ister gibi. Sanki belli ediyorlar; bir gün gidebileceklerini.

Ne kadar saygı gösterirsem göstereyim yetmiyor. Saygımın yanında sevgimi de istiyorlar; benim için 'önemli' olduklarını düşünmek istiyorlar.

Büyümek istemiyorum ki ben.
Zaten hiç istemiyorum ki büyümek ben.
Kolay değil ki büyümek zaten.
Yetmeyecek ki zaten benim büyümem.

Eğer hiçbir zaman yeterli olmayacaksa yaptıklarım, neden büyüyeyim ki ben ?


Ben sevdikçe beni üzüp benden uzaklaşacaklarsa ; ben saygı gösterdikçe bana saygıları azalacaksa ; ben başardıkça kaybetmeye daha çok yaklaşacaksam neden büyüyeyim ki ben?

14 Eylül 2011 Çarşamba

sorular vardı cevapları çok şıktı


http://fizy.com/tr#s/1ai0q9

Hep cevap bekliyoruz.
Soruyoruz, merak ediyoruz, tahminde bulunuyoruz.
Cevap bekliyoruz.


Aşık oluyoruz, hoşlanıyoruz, nefret ediyoruz, hayal kuruyoruz.
Cevap bekliyoruz.
Hep cevap bekliyoruz.


İşin bir de garip tarafı var Kİ o da ; cevap verilmediğinde iki yoldan birini seçiyoruz.
Ya cevap için üsteliyoruz ya da kendimizi bütün cevaplara kapatıyoruz.
Belki normal olan budur. Belki ben yanılıyorumdur bilmiyorum.


Mesela ben de cevaplara kendimi kapatmayı seçtim. Çünkü fark ettim ki uzun zamandır hiçbir cevap beni mutlu etmiyor ve aksine sürekli hayal kırıklığıyla karşılaşıyorum. Ya ben kendi dünyamda fazla abartıp farkında olmadan kapılıyorum ya da ... bilmiyorum.


Artık hislerin saklı kalması gereken bir sanallıkta yaşıyoruz ve bende bu kervana katılıyorum. Çünkü artık biliyorum ki 'bazen hayaller güzeldir ve hüsranla sonuçlanmaması için öyle de kalmalıdır'