30 Kasım 2010 Salı

Gone


her şeyi olduğu gibi yaşıyorum . ne daha fazlasını istiyorum ne de bir eksiğini. yanımda olması gerekenlerin hepsi yanımda . yanımda olmaması gerekenler varsa da şuan bunu göremiyorum galiba. bazı şeylerin benden saklandığının farkındayım; duygular, konuşmalar , hisler... tek bildiğim şey onların da kendi istekleriyle hayatımdan çok kolay çıkabilecekleri . yorulmak bu olsa gerek . kaybetme düşüncesiyle yaşamak yorgunluğun ta kendisi aslında . elindekilerin yavaş yavaş, sana acısını hissettirerek, senin elinden bir şey gelmeden kayıp gitmesi. belkide yok olması. çok yaşadım bunu ve artık bendeki bu sakinliğini buna borçluyum. sessizce izliyorum. biliyorum yine böyle olmayacak. yine eksileceğim bir taraftan. fakat başka bir yönden yine dolacak yerleri. anlatmaya çalıştığım şahsiyetin bir de ne yapmaya çalıştığını bilsem ya. o zaman ona ben yardımcı olacağım aslında. bu kadar uğraşmasına gerek olmadığını, yüzüme bakmamasının çok kolay olduğunu söyleyeceğim. sadece rengini belli etmesi gerekiyor. belki tek bir kelime bile yeterli olabilir onu kendimden uzaklaştırmak için. belki tek bir hareket. 
kayıplarım her zaman fazla oldu. her zaman fazlasıyla üzmüştü beni. düşünüyorum da galiba, yanımdan kendi isteğiyle gidecek olan artık beni fazla kıramaz. . Yalnızlığın sıkıcı olmasından çok, rahatlık olduğunu keşfettim :) 

5 Kasım 2010 Cuma

Severim sevmem :)

Sevmiyoruum sonbaharı, düşen yaprakları, hüzünlü şarkıları, kasvetli havaları. Keşke benim penceremdeki gibi her yer renk renk olsa. Renk uyumu denen şey olmasa etrafta. Mesela güneş bir değişiklik yapsa sarı turuncu kırmızı olmasa. Mor olsa ya. Ya da siyah. Gündüzler hiç olmasa. Yok yok o kadar da değil :) Gündüzler olsun ama mavi olmasın gökyüzü, bulutlar da beyaz olmasın. Uyandığımızda gökyüzü süpernova gibi olsun.

Ağlayan tek bir insan bile görmeyelim. Ya da üzgün olan insanlar da hiç olmasın. Herkes mutlu olsun. en sevmediklerim bile. Amaa sinirli olsunlar. Sinirlendiklerinde renk değiştirsinler. Kırmızı olsun ama sadece yanakları değil. Her yeri kırmızı, renk değiştirmiş olsun. 
Kışı da sevmiyorum her yer beyaz. Yine istediğim şey yok ortalıkta. Yine renk uyumu var. H e r y e r b e e e y a a a a z. . . Yerler, arabaların üstü, evlerin çatıları, köpeklerin burnu, yolda yürüyenlerin berelerinin üstü. Hatta o beyazlığın içinde beyaz mont giyinen kızın omuzlarında bile beyaz karlar.. Sarı olsa mesela gökyüzünden aşağı büyük bir hızla inen karlar. Sanki ne aceleleri varsa birbirlerine yetişmeye çalışır gibi :) Hemde hiç bir zaman temasa geçemeyeceklerini bildikleri halde .
Ben ilkbaharı da sevmem mesela. Çok grip olurum. Kıştan kendimi nasıl attıysam o bilindik sarıkırmızıturuncumsu  güneşin sıcağına. Aldanırım işte o havaya. Ve her seferinde de bile bile aldanırım ya o biraz sıkar canımı. Sevgililer sürekli el ele olur bu mevsim de , tıpkı sonbaharın kasvetli havalarında da olduğu gibi. Ben romantizmi de sevmem ki . Ne öyle mıç mıç sevgi böcekleri. Bana kırmızı kalpleri hatırlar sadece. Küçükken çizdiğim cin alileri. Oklu kalpleri falan.. 
Ve evet yazı severim ben. Simsiyah giyinen metalcilerin yanından geçen kırmızı topuklu ayakkabı giyinen kızları. Çok yakıştırırım onları biribirine. Hayalde. Yan yana görürüm onları. Fırsatım olsa gider metalci kardeşe kırmızı topukluyu överim. Öyle bir överim ki karşısındaki bir anda siyah botlu kız oluverir :) 

2 Kasım 2010 Salı

Anlık..falan..


Hafta sonu hep aynı yüz. Bağlı olduğum. Hiç bir zaman üzmemem gereken ve hatta benim hak etmediğim yüz. 
Hafta içi  hep aynı yüz. Hiç kopamadığım ( her ne kadar koptuğumu düşünsem-düşünse-de) Her zaman biribirimize yakıştığımızı düşündüğüm ne engeller aşarak mutlu olmayı başardığımız..
En dayanılmaz en berbat huyum.. Elimdekileri hep tam olarak kaybettiğimde özlüyorum..Artık başkalarını düşündüklerinde benim için değerli oluyorlar. . . belki biraz zaman gerekiyor bu huyumun da geçmesi için. Belki de ben buyum. Belki içinde bulunduğum ortam böyle olmamı gerektiriyor. 
Merak ediyorum çok değil bir sene sonra yanımdaki mi yoksa aklımdaki mi benimle aynı yolda olacak olan ? Bu aralar her şeyin bir olabiliritesi var bence. Her şey olabilir. Ama evet tek bir şey dışında. O da aklımdakinin yanımda olması. O şimdi başka birinin yanında olmak için hazırlanıyor. O şimdi eskiden bana hissettiklerini bir başkasına hissetmeye başlıyor. Ben sadece yerimde sayıyorum ama o ilerliyor. Hemde arkasına bakmadan. Eskileri nefretle anıyor belki de.. En azından beni görünce ne düşünüyor diye merak etmiyor değilim. O F . Ya da neyse ya dedim ya o yeni aşklara Y E L K E N açtı şimdi. Bense yerimde sayıyorum. 2 ileri.. 5 geri.. falan :) Buna yerinde saymak denilebilirse tabi.. 
Bunların hepsi önceden de yaşanmamış mıydı zaten ? Ben eskiden de bu hataya düşmemiş miydim ? Hayatımdaki ilklerim resmen aynı hatayla sona eriyor. O L M A M A LI. Artık dur demeliyim. Kendime olan saygımı kaybediyorum artık. Aynı insanlardan sıkıldım. Aynı olaylardan sıkıldım. Aynı hatalar , yanılgılar , yalanlar... Hep ama hep aynı.. Sanırım burada devreye olgunluk giriyor. Çok fevri, ani kararlar alıp hayatımda uyguluyorum. Bu yüzden değil mi zaten iniş çıkışlarım ? Hayatımdaki dalgalanmalar.. Bazen yanımdakileri, yanındakileri de yargılamıyor değilim.. Sonra durup kendime bunun içinde kızıyorum. Onların ne suçu var ki. Ben her işime geldiğim de 18 yaşımdayım demeyi biliyorum ya...! Kendi kararlarımı kendim veremiyor muyum? Neden etkilendiğimi düşünüyorum ki ?!!
O kadar hatalarım oldu birinden bile bi ders almadım yani.
A R T I K dalgalanma yok. Benim için bu hareketli hayat sonra ermeli. Bugün belki yine bir şeylerin etkisi altında kaldım da yazdım bunları. Belki iç içe olduğum için aklıma geldi eski yaşananlar. . .Ama geldiği gibi de gitmesini bilmeli. Gelirken bıraktığı etkiyi  giderken öyle bir almalı ki ne ben mutsuz olmalıyım ne de yanımdakini mutsuz etmeliyim.