16 Eylül 2010 Perşembe

Hadi bir oyun daha :)

Üzüleceğimizi bile bile başlarız zaten bu oyunlara. Evet oyun olduğunu biliriz. Her şey nasıl olsa son bulmuyor mu şu dünyada..Bazen düşünüyorum da "kendimi" anlamaya çalıştığımda başım ağrıyor :) Bile bile hatalar yaptığım bile oluyor. Sonunu bildiğim halde kendimi bir maceradan başka bir maceraya atıyorum. Hatta bazen o kadar çok kaptırıyorum ki, durdurulamaz bir hal alıyorum. O zaman galiba düşünme yeteneğimi kaybediyorum. Tamamen aklıma koyduğum şeye odaklanıyorum. Bile bile ateşe atlaamak böyle bir şey olsa gerek.. İnsanız ya doğamızda var galiba :) Tehlike ' ben geliyorum koruuuuuuuuuuu kendini diyor. Bense gülümseyerek karşılıyorum onu. Oyun olduğunu biliyorum ya, kuralları da kendim koyarım zannediyorum.. Evet sadece zannetmekle kalıyorum. Hepsi bu.
Şimdi kendimi biliyorum. Yine bir tehlikeye atıyorum kendimi. Tehlike demişsem, kimseye zararı yok. Tabi benden başka :) Olsun diyorum, olsun... Belki bu sefer kural yoktur. Belki bu sefer kural koymak zorunda kalmycağımdr.. Dedim ya..Bile bile..:)

Fazlasıyla Habersizzler Kendilerinden !

Bazen yolda yürürken belli tipler görürüz. Onlardan kaçtığımız ya da korktuğumuz olur. Hatta bazen ileriye gidip onların ne yaşayıpta o hale geldiğini düşünmeden onlarla ilgili yorumlar yaparız, aşağılayıcı gözlerlee şöyyleeeeece bir süzeriz de tabii. Kimlerden bahsettiğim çok açık ortada; bazı şizofrenler bazı  zihin engelliler halk diliyle 'Deliler.. Yorum yapmasamda benimde onlardan korktuğum olmuyor değildi hani. Bazen çok ürkütücü oluyor ama bugün anladım ki doktordan tastikli olmayan hatta kendilerinin bile haberi olmayan bir sürü deli var hayatımda.. Ve çoğu da kontrol dışı.!

12 Eylül 2010 Pazar

E hadi artık.


Beklemek ne zor şeymiş. Sanırım sabırlı olmak gerekiyor genellikle. Küçük umutlar için, az bekleyiş; az sabır. Büyük umular içinse, çok bekleyiş ve ne yazık ki çok sabır..

" beklemek " başlıca bir kavram aslında. İnsanın neyi, kimi; nasıl ve nerede beklediği çok farklı ve bir o kadar da çok değişik şeyler'miş.

11 Eylül 2010 Cumartesi

Turst me,him, her :):):)

Güven konusu çok önemli bir kavramdır. Bir insanın kendisinden başkasına hiç kuşku duymadan, tereddütsüz birşeylerini anlatması, onunla birşeyler paylaşması.. Ya da en önemlisi insanın kendisine güvenmesi değil midir önemli olan ? Zaten herşey bu noktada başlamaz mı ?
Yolda yürürken, tanımadığımız insanlarla konuşurken, hiç bilmediğimiz bir şehire daha ilk defa ayağımızı bastığımızda korkarız. Çünkü biliyoruz ki bazı şeyler hayatımızın başlangıcıdır. Çünkü biliyoruz ki o başlangıçlar nasıl başlarsa öyle gidecek ve bizim için bir dönüm noktası olacaktır.
Bana göre kendimize güvenimiz, çocukluğumuzdan başlar. Çocukluğumuzda yaptığımız şeylere karşı insanların bize olan tepkilerinde başlar. Eğer iyi birşey yapmışsak ve bu iyi şekilde tepki aldıysa tamamen egomuz tatmin olur :) Daha fazla isteriz. Daha fazla aktif oluruz. Fakat iyi birşey yaptığımız halde kötü tepkiler almışssak artık sönük hayat bizi bekliyor demektir ve bunun üstesinden gelmemiz için çoktaaaan fazlaaaaaaaaa çok cesaretli olmamız gerekir.
Bazende az önce dediğim gibi diğer insanlara güvenebilmektir önemli olan. Düşünüyorum da gözüm kapalı kime güvenebilirim ki hayatımdakilerin ? Saymaya çalışsam sanırım az sayıyla karşılaşınca depresyona girebilirim :)  O yüzden tahmin ediyorum bir elin parmaklarını geçmez bile..
Her zaman insanlara fazla güvenmeyin der büyüklerimiz ama bu gerçekten de çok üzücü birşeydir. Daha doğrusu sonuçları çok üzücüdür. Çok fazla şey görmedim bu yaşıma kadar ama gördüğüm kaadarıyla her insan farklıdır. Ve her insan her sırrı saklayamaz. Çok hata yaptım. Çok arkadaş geldi geçti hayatımdan. Ve hepsine de kendimden daha çok güvendim. Hepsine derdimi açtım. Sonuçta da hazin son :) Hepsi hayatımdan kısa sürede çıktı ve benim dertlerim, sırlarım tek tek insanların ağzında laf oldu. O yüzden yaşadıklarımdan ders çıkarmalıyım diyorum ama kendimi çok iyi tanıyorum yine bana iki güzel söz söylensin  saf gibi karşımdakini kendime yakın hissederim...
Aynıı şeyler......

9 Eylül 2010 Perşembe

Şekeer gibii bir bayraam bu ! :)



Hoo Hoooo oHooooşgeldiiin bayraaaaaam (:

Şekerlerrrrrrr, çikolatalarrr diyorum...Ne yazık ki harçlık falan fasa fiso diyemiyorum.. Sanırım o günler Çok geride kaldı ki kimse bana artık harçlık vermiyor bayramlarrdaa ! Bunu çok ama çok kınasaaam da üstüne basarak şikayetçi olduğum tek konu bu değil.

Bize faydası olmayan-para vermeyen-elleri neden öpüyoruz ki!? En nefret ettiğim fakat yapılması en çok beklenen olay! ^^El Öpmek^^ . Saygıdan diyorlar ama ben o elini öptüğüm insanın, benden 5 dk önce elini hangi amaçla kullandığını nasıl bilebilirim ki. Öğk. Sanırım düşündükçe midem bulanıyor.. Anlaması çok güç. Ellerini öpmelerini geçtim her seferinde anneme ' Ay bu senin ufaklık mı ? Ne kadar da büyümüş böyle :) ' demeleri yok mu ! Yok yani garip olan şey, bunu her sene söylüyorlar ve ben marslı ya da farklı bir yaratık değilim ki sene de 10 yaş yaşlanayım. Sadece 1 yaş büyüyorum . " Hey bende insanım ! "



 Bir de şu erken kalkma muhabbeti ! Zaten ben oruç tutmuşum koooooooooskoca bir ay boyunca. Heh tamam biliyorum belki tam bir değildir ama nerdeyse çoğunu tutmuşumdur. Sonunda yarın kahvaltı yapabilcem. Faaakat, kahvaltımı neden erken saatte yapmak zorundayım ki?! Neden erken saatte kalkmak zorundayım ?! Saçmaalıktan başka birşey değil bu! 


Veeeeeeee aslına bakarsanız harçlıklar olmasa da bayramın en tatlı en güzel yanıda şekerler, çikolatalar...Bazen ucuza kaçmış teyzeler, amcalar olsa da tatlı tatlıdır deyip midemize 'Göppppletmemiz lazım o güzel şeyleri.

Sanırım bu sonuu düşündükçe sabahın olmasınııı bir an önce istiyoruuuuuuuuum... :):):)

8 Eylül 2010 Çarşamba

" Siiiiiiiz ikiniiiiiiz "

  "" Sesiiini çok sevdiğiim iki esmerr :) Bugün; şuanki ruh halime , rüzgarın esişine , midemden gelen gurultulara , dışarda bisiklet süren çocuklardan gelen anormal seslere , kapımın bir açılıp bir kapanışına ve telefonumun sessizliğine en güzel eşlik eden; Rihanna-Will.i.am den"photographs" şarkısı. ""

"" All I've got, all I've got
   All I've got are these photographs
   All I've got, all I've got 
   All I've got is nothing without you
   You, you,
   Got nothing without you
   You, you,
   Got nothing without you ""             
*şarkıdan alıntıdır.



kızlarında GARİP' i var.

Bu kızların sonu ne olacak böyle ?

Bir facebook ya da twitter dalgasıdır gidiyor. Vakit geçirmek ya da insanlarla iletişim kurmak ya da bilmiyorum daha bir sürü şey için çok iyi geliyor. Bazen o kadar sıkılıyorum ki hemen merak ettiğim en çok kişiye tıklayıp onun hayatını deşifre bile ettiğim oluyor. Aslına bakarsanız bu sürekli oluyor :):)

Şarkılar, sözler, fotoğraflar paylaşıyoruz..O anki ruh halimizi yansıtan daha birçok şey :) Fakat artık herşey gibi bunlarında tadı kaçmaya başladı. Ya kızlarımız artık hal ve hareketlerine dikkat etmemeye başladı ya da ben çok usturupluyum. Ya da hiçbirisi. Sadece bazı kızlar yoldan şöyleeeeeeeeeecenek birazzcık çıkmaya başladılar.

Anlayamıyorum yaa . Bi kız olur da nasıl kızım dudakların cok quzel lan :D piç zaten dudaklarm yada göğüslerim için çıkıon bulusunca 1 kere yuzme bakmıon :/ :) "  böyle birşey paylaşabilir ki !

birde paylaştığı gibi ' ayneeeen aq ya' nasıl yazabilirrrrrrr......yok valla gerçekten kabullenemiyorum bu gidişatı... İlerde daha neler paylaşabilirler acaba... Bekliyorum :)

Deliliğin Baaşlangıcıı Olsa Gereeeek !

Kafamı nereye çevirsem tatlı. Nereye yönelsem tatlı. Sanırım yine tatlı krizlerime geri dönüyorum...!

Aklımdaan şuan geçen sadece boooooooooooooooool şerbetli künefe... Aslında sürekli şerbet krizleri içersindeyim. Bu bende olan belli başlı birşey . Ama belli dönemler farkediyorum ki daha bir başka oluyor içim. Böyle sanki bi bağımlının uyuşturucuya olan zaafı gibi birşey olsa gerek. 
Bunu yazmak, söylemek, ifade etmek çok saçma ama kendimi zorla yememek için tutarken titrediğimi bile hisseettiğim oluyor :):):)

Ahh.. Ah...

7 Eylül 2010 Salı

Biliyorumm :)

Sadece izliyorum.. Etrafımdakileri, etrafımda gelişen olayları.. Olayların beni içine doğru sürüklemesini..

Hoşuma gidiyorr.. Birilerinin beni kullandığını düşünmesi ama ne yazık ki benim bunun farkında olmam.. Sessizce olaylara yaklaşımlarını inceliyorum. Nasıl bir hamlede beni, nasıl yere yatırabilceklerini düşünmelerini seviyorum..
Bazen mantıklı planlar yapanlar oluyor açıkçası..Hatta ya farkına varmasaydım ' deyip korktuğum bile oluyor.. Biraz bekliyorum.. Yine o muzip gülücüklerim beliriyor yüzümde.. Çünkü biliyorum işte, hepsi bu :)

Volume Up !

Kavga etmek ? Birinin birine sesini yükseltmesi ?

Sürekli yaptığımız şeyler. Gerçi ben kolay kolay sesimi yükseltmeyi sevmiyorum. Bilmiyorum ama birinin diğer başka birisine sesini yükseltmesi acizlik gibi geliyor. Ve etrafımda milyonlarda aciz insan var.

Bağırmak , kavga etmek.. Aslında bunlar herkesin ailesinden gelen birşey. Kimse benim ailemde kavga olmaz diyemez. Baba-anneye, anne-çoçuklara, çocuklar birbirine.. Bu böyle devam eder.. Herkes kendisini illaki birilerine kanıtlamaya çalışır..
Tabiiki de sadece evde olan birşey değildir bu. Dışarı çıktığımızda bile, trafikte birbirlerine küfürler eden insanlar, hastanede sırada sabırsızlıkla 'biri bana birşey dese de patlasam!' dercesine bekleyen yüzler, okullarda birbiriyle yarış yapan çocuklar, yazılıda düşük not alan öğrenciye öğretmenlerin aşağılayıcı sözleri...Örnekleri çoğaltabiliriz..Galiba insanların kendilerini birbirinden yüksek görmeleri ya da ne bileyim birbirine kanıtlamaları küçüklükten gelen birşey olsa gerek.

Bazense küçüklükten gelmez bu bağırma alışkanlığı.. Geçmişinde insana büyük acı veren bir olay daha sonradan ince ince belirtisini gösterir.. Yavaşca... Sinsice... Ve daha sonra insan kendisini tutamaz ve büyük bir patlama yaşar. Huyları, davranışları, onu o yapan bütün özellikleri değişir o patlamadan sonra.. Üzüntüsünü o da diğerleri gibi birilerine bağırarak çıkartır. Sanki acısına neden olan diğerleriymiş gibi !

3 Eylül 2010 Cuma

Evet yeni bir gün.. Yeni sıkıcı bir gün... Bu aralar herşey monoton geçiyor.. Herşey basit ve sıradan.. Biliyorum hep böyle olmayacak, yakında, çok yakında hayatım hızlanacak ve eski olaylı günlerine devam edecek..Sadece iki hafta sonra yine aynı mutsuz yüzler beni bekliyor olacak.. Onlardan kurtulmamın çok zor bir yolu var bunu biliyorum.. ve sadece o yolla onlardan kurtulabilirim.. 
Planlarımın önüne kimsenin geçmesine izin vermemeliyim.. Şuana kadar hep güçlüydüm dışarı karşı.. Biliyorum içim ne kadar yorgun ve bıkkın olsa da hiç bir zaman pes etmicem. Yine güçlü olmaya devam edicem.. 
Bazen diyorum ki hiç mi pes etmicem.. Hiç mi yorulduğumu göstermemeliyim dışarı karşı ? 
Hayatımda sürekli olayları kontrol ederek yaşamaya alışmışım.. Bazen o kadar abartıyorum ki bunu , yarını bile planlamaya çalışıyorum. Amacım sıkıcılığı, plansızlığı, çıkabilecek tatsızlıkları, belirginsizlikleri engellemek biliyorum ama bu planlamayı yüzümü gözüme bulaştırdığım çok oluyor.. Ve yine de devam ediyorum.. Yine devam ediyorum hayatımı rutinleştirmeye..
Ne huylarımdan vazgeçtim ben.. Bundan da vazgeçerim biliyorum.. Ama hayatımı en çok etkileyen kendi kendime verdiğim bu savaş oluyor. Bu, planlama hastalığı. Sanki herşey benim kontrolum altında olmak zorundaymış gibi!
Bazen kendimden korkuyorum çünkü bunu sadece kendime değil, yakınımdakilere de yapıyorum. Çoğunda da onlara duygularımı o kadar iyi empoze ediyorum ki , yönetmekten hoşlandığımı görüyorum. Tabi herşey bu kadar güzel geçmiyor her seferinde. Çoğunda olaylar istediğim gibi giderken sonunda o kişileri kaybediyorum. 
Evet.
Çok kişi gelip geçti hayatımdan. Belki şuan sadece kendimi suçluyorum ama bu doğru. Çoğu kendi hatalarımla çıktı hayatımdan. Çok zor ve çok akıllı olmamın sonuçları hep 'bir kişi kaybetmekle sonuçlanıyor.. 
Bazense oyunlarımda farkında olmadan ben oynanılan oluyorum. Nasıl ben kullandıysam, farkında olmadan birileri de beni kullanıyor. Gerçi çoğunu sonradan farkediyorum ama onların benimle oynadıklarını bana hissettirmeden yaptıklarını düşünmelerini seviyorum. Çok acıyorum o zavallılara. Çünkü olaylar böyle ilerlerken, kazanan hep ben oluyorum. Yani beni kullandıklarını sandıklarında.. 
Hiç bir zaman kimseye tam olarak güvenmem. Çünkü herkesin içinde bir yönetme duygusu her zaman vardır. Kimse yönetilmek istemez.. Tıpkı benim gibi..
Yazık, çok yazık. .Tanıyorum sandığım insanlar bile çok yamuk..